TBMM Genel Kurulu'nda, CHP'nin 31 Mart seçimlerine ilişkin 'mutlak butlan' kararının araştırılmasını talep eden önergesinin görüşülmesi sırasında gergin anlar yaşandı. CHP'li milletvekilleri, önergenin reddedilmesi üzerine sıralara vurarak tepkilerini gösterdi. AK Parti ve MHP gruplarının karşı oylarıyla reddedilen önerge, Meclis'te siyasi kutuplaşmayı bir kez daha gözler önüne serdi.
Gergin oturum
CHP Grubu adına söz alan milletvekili, mutlak butlan kararının Yüksek Seçim Kurulu (YSK) kararlarına aykırı olduğunu ve bu durumun seçim güvenliğini tehdit ettiğini savundu. CHP'li vekil, "YSK'nın verdiği kararların hukuki geçerliliği sorgulanmalıdır. Mutlak butlan, seçim mevzuatımızda açıkça tanımlanmış bir kavramdır ve bu kararın araştırılması demokrasimiz için elzemdir" ifadelerini kullandı. AK Parti sıralarından ise tepkiler yükseldi: "Bu bir araştırma önergesi değil, siyasi bir provokasyondur." MHP'li vekiller de benzer bir tutum sergileyerek önergenin reddedilmesi gerektiğini belirtti.
Mutlak butlan nedir?
Hukuk dilinde 'mutlak butlan', bir işlemin baştan itibaren geçersiz olması anlamına gelir. Seçim hukukunda ise, seçimlerin usulsüzlük nedeniyle iptal edilmesi gerektiği durumlarda gündeme gelir. CHP, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimine ilişkin YSK'nın 2019'da verdiği iptal kararının 'mutlak butlan' niteliğinde olduğunu ve bu kararın araştırılması gerektiğini savunuyor. İktidar partileri ise bu talebi 'seçim sonuçlarına saygısızlık' olarak nitelendiriyor.
Kabul edilmeyen önerge
Yapılan oylamada, AK Parti ve MHP'nin oylarıyla CHP'nin araştırma önergesi reddedildi. CHP'li vekiller, sonucu protesto ederek sıralara vurdu ve "Hak, hukuk, adalet" sloganları attı. TBMM Başkanvekili, oturuma kısa bir ara verdi. Ara sonrası gerginlik azalsa da, taraflar birbirlerini suçlamaya devam etti.
Siyasi analistlere göre, bu gelişme seçim güvenliği tartışmalarını yeniden alevlendirecek. Özellikle yerel seçimler öncesinde, mutlak butlan gibi kavramların siyasi arenada daha sık duyulması bekleniyor. Meclis'teki bu gerilim, yargı bağımsızlığı ve seçim mevzuatı konularında derinleşen bir ayrışmanın işareti olarak yorumlanıyor.