Türkiye Barolar Birliği (TBB), avukat Deniz Göktaş’ın gözaltına alınması sırasında ters kelepçe uygulanması ve görüntülerinin medyaya sızdırılmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu. TBB Başkanı Ersin Sağlam, yaptığı yazılı açıklamada, uygulamanın insan hakları ihlali oluşturduğunu ve sorumluların yargı önüne çıkarılması gerektiğini ifade etti.
Olayın geçmişi
Deniz Göktaş, İstanbul’da bir soruşturma kapsamında 15 Nisan 2024’te gözaltına alınmıştı. Gözaltı anında polis ekipleri tarafından ters kelepçe takıldığı ve bu görüntülerin bazı medya organlarında yayımlandığı ortaya çıkmıştı. Ters kelepçe, kişinin ellerini arkadan bağlayan ve genellikle aşırı güç kullanımı olarak değerlendirilen bir yöntem. TBB, bu uygulamanın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasa’nın ilgili maddelerine aykırı olduğunu vurguladı.
Hukuki değerlendirme
TBB’nin başvurusunda, ters kelepçe uygulamasının işkence ve kötü muamele yasağını ihlal ettiği, görüntülerin yayımlanmasının ise masumiyet karinesini zedelediği belirtildi. Sağlam, “Bir avukatın gözaltına alınması sırasında bile hukuka uygun davranılması zorunludur. Görüntülerin basına sızdırılması, adil yargılanma hakkına müdahaledir” dedi. Suç duyurusunda, polis memurları ve görüntüleri sızdıran kişiler hakkında “kamu görevlisinin kötü muamelesi” ve “özel hayatın gizliliğini ihlal” suçlarından işlem yapılması talep edildi.
Toplumsal tepkiler
Olay, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşlarından da tepki çekmişti. CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, konuyu Meclis gündemine taşıyarak Adalet Bakanı’nın yanıtlaması istemiyle soru önergesi vermişti. İnsan Hakları Derneği ise ters kelepçe uygulamasının işkence kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.
Bağlam ve değerlendirme
Türkiye’de ters kelepçe uygulaması, özellikle gözaltı sırasında sıkça gündeme gelen bir tartışma konusu. Anayasa Mahkemesi’nin 2019 tarihli bir kararında, ters kelepçenin zorunlu haller dışında kullanılamayacağı hükme bağlanmıştı. TBB’nin bu hamlesi, benzer uygulamalara karşı hukuki bir emsal teşkil edebilir. Sağlam’ın da belirttiği gibi, “Hukuk devletinde hiç kimse keyfi muameleye maruz bırakılamaz.” Bu adım, avukatların ve tüm vatandaşların güvenliği açısından önemli bir uyarı niteliği taşıyor.