Adana Tarım Platformu Sözcüsü Cahit İncefikir, tarımsal ürünlerin tarladan market rafına gelene kadar fiyatının katlanmasının önüne geçilmesi için üretici birliklerinin hayata geçirilmesi ve devlet tarafından desteklenmesi gerektiğini belirtti. İncefikir, "Tarlada kalan sarımsak, markette 120 TL" ifadesiyle tedarik zincirindeki kopukluğa dikkat çekti.
"Üretici birlikleri etkin hale getirilmeli"
İncefikir, yaptığı açıklamada, tarımsal üretimdeki maliyet artışları ve aracı sayısının fazlalığı nedeniyle tüketici fiyatlarının kontrol edilemez hale geldiğini vurguladı. Üreticinin tarlada ürününü değerinde satamadığını, tüketicinin ise markette yüksek fiyatlarla karşılaştığını dile getiren İncefikir, "Artık üretici birliklerinin hayata geçmesi ve devletin de bunu desteklemesi gerekiyor" dedi. Bu birliklerin, üreticiden tüketiciye doğrudan bir kanal oluşturarak aracıları devre dışı bırakabileceğini ve fiyat istikrarına katkı sağlayabileceğini söyledi.
Tedarik zincirindeki sorunlar
Türkiye'de tarımsal ürünlerin fiyatlandırılmasında birçok faktör etkili. Üretici, ürününü hasat ettikten sonra genellikle düşük fiyatlarla aracılara satmak zorunda kalıyor. Aracılar, nakliye, depolama ve perakende satış gibi aşamalarda ek maliyetler ekleyerek nihai fiyatı katlıyor. Özellikle sebze ve meyve gibi çabuk bozulan ürünlerde kayıplar da fiyatları yükseltiyor. Sarımsak örneğinde olduğu gibi, bazen ürün tarlada kalırken markette fahiş fiyatlarla satılabiliyor. Bu durum hem üreticiyi hem de tüketiciyi mağdur ediyor.
Adana Tarım Platformu, bölgedeki çiftçilerin sorunlarını dile getirmek ve çözüm önerileri sunmak amacıyla faaliyet gösteriyor. Platform, üretici birliklerinin güçlendirilmesi, kooperatifleşmenin teşvik edilmesi ve devlet desteklerinin artırılması gibi konularda çalışmalar yapıyor. İncefikir, bu tür önerilerin hayata geçmesi halinde tarımsal ürün fiyatlarındaki dalgalanmaların azalacağını ve hem üreticinin hem de tüketicinin kazanacağını ifade etti.
Devlet desteği ve yasal düzenlemeler
Tarımda üretici birlikleri, Türkiye'de uzun süredir tartışılan bir konu. Bazı ülkelerde başarılı örnekleri bulunan bu model, üreticilerin örgütlenerek pazarlama, dağıtım ve fiyatlandırma konularında söz sahibi olmasını sağlıyor. Türkiye'de ise mevcut kooperatifler ve birlikler yeterli etkinliğe ulaşamıyor. Uzmanlar, bunun nedenleri arasında yetersiz devlet desteği, örgütlenme eksikliği ve rekabet koşullarının aracılar lehine işlemesini gösteriyor. İncefikir'in çağrısı, bu boşluğu doldurmaya yönelik bir adım olarak değerlendiriliyor.
Son yıllarda artan gıda enflasyonu, tüketicilerin bütçesini zorlarken üreticiler de artan girdi maliyetleri (gübre, mazot, ilaç) altında eziliyor. Pandemi ve küresel gelişmeler, tedarik zincirlerindeki kırılganlığı daha da artırdı. Bu ortamda, üretici birliklerinin etkinleştirilmesi, kısa vadede fiyatları düşürmese de uzun vadede daha adil bir paylaşım sağlayabilir. Ancak bunun için kapsamlı bir tarım politikası ve siyasi irade gerekiyor.
Adana Tarım Platformu'nun önerisi, tarım politikalarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini gösteriyor. Üretici birliklerinin güçlendirilmesi, sadece fiyat istikrarı için değil, aynı zamanda kırsal kalkınma ve gıda güvenliği için de kritik öneme sahip. Önümüzdeki dönemde, hükümetin ve ilgili kurumların bu çağrıya nasıl yanıt vereceği merakla bekleniyor.