Tarım İşçileri Sendikası (Tarım-Sen), Temmuz-Eylül 2026 dönemine ait üç aylık direniş haritasını yayımladı. Rapora göre Türkiye'nin 34 ilinde toprak, su ve yaşam alanlarını korumak amacıyla toplam 61 mücadele kaydedildi. Bu mücadelelerin 57'sinin halen sürdüğü belirtilirken, 27'sinin maden projelerine, 11'inin ise enerji projelerine karşı yürütüldüğü ifade edildi. Sendika, kırsaldaki direnişin çeşitlenerek yaygınlaştığını vurguluyor.
Mücadelelerin coğrafi dağılımı ve kapsamı
Tarım-Sen'in raporu, 34 ildeki 61 mücadelenin bölgesel dağılımına ilişkin ayrıntılı bir tablo sunuyor. Ege, Akdeniz ve Karadeniz bölgelerindeki yoğunluk dikkat çekerken, İç Anadolu ve Doğu Anadolu'da da eylemlerin sürdüğü görülüyor. Sendika, bu mücadelelerin büyük bölümünün köylüler, çiftçiler, arıcılar, balıkçılar ve yayla sakinleri tarafından yerel inisiyatifler halinde örgütlendiğini belirtiyor. Rapor, direnişlerin %93'ünün devam ettiğini ortaya koyarak, kırsal toplulukların taleplerinden vazgeçmediğini gösteriyor.
Maden projelerine karşı verilen 27 mücadele, toplamın yaklaşık yarısını oluşturuyor. Bu projeler arasında altın, bakır ve kömür ocakları ile kum-çakıl işletmeleri yer alıyor. Enerji projelerine karşı yürütülen 11 mücadele ise hidroelektrik santralları (HES), rüzgar enerji santralları (RES) ve güneş enerji santralları (GES) gibi yenilenebilir enerji yatırımlarını kapsıyor. Sendika, bu projelerin çevresel etki değerlendirme süreçlerindeki eksikliklere ve yerel halkın karar alma mekanizmalarına yeterince dahil edilmemesine işaret ediyor.
Direnişlerin ortak talepleri
Raporda öne çıkan ortak talepler arasında su kaynaklarının korunması, tarım arazilerinin amaç dışı kullanımının engellenmesi, meraların ve yaylakların statüsünün güvence altına alınması bulunuyor. Tarım-Sen, özellikle su havzalarında kurulan madencilik ve enerji tesislerinin tarımsal üretimi ve içme suyu kaynaklarını tehdit ettiğini savunuyor. Sendika ayrıca, direnişlerin çoğunda yerel halkın bilgilendirilmediğini ve süreçlere katılımının kısıtlandığını iddia ediyor.
Mücadelelerin hukuki boyutu da raporda yer alıyor. Sendikaya göre, direnişlerin önemli bir kısmı idari yargıda açılan iptal davaları ve yürütmeyi durdurma talepleriyle destekleniyor. Ancak bazı davalarda bilirkişi raporlarının yeterli olmadığı, çevresel etki değerlendirmesi süreçlerinin şeffaf yürütülmediği belirtiliyor. Tarım-Sen, bu nedenle yerel toplulukların hak arama süreçlerinde daha fazla desteğe ihtiyaç duyduğunu ifade ediyor.
Kırsal direnişin toplumsal tabanı
Üç aylık rapor, kırsaldaki mücadelenin sadece çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal bir boyut taşıdığını gösteriyor. Maden ve enerji projelerinin tarım arazilerini işgal etmesi, mera alanlarını daraltması ve su kaynaklarını kirletmesi, geçimini topraktan sağlayan ailelerin gelirlerini doğrudan etkiliyor. Sendika, bu durumun kırsaldan kente göçü hızlandırdığını ve tarımsal üretimde sürdürülebilirliği zayıflattığını vurguluyor.
Direnişlerin organize edilme biçimleri de çeşitlilik gösteriyor. Kimi yerlerde köy dernekleri ve kooperatifler öncülük ederken, kimi yerlerde kadın örgütleri ve gençlik grupları öne çıkıyor. Tarım-Sen, bu çeşitliliğin kırsal hareketin tabanını genişlettiğini ve taleplerin daha görünür hale gelmesini sağladığını değerlendiriyor. Ancak sendika, direnişlerin basın ve kamuoyu nezdinde yeterince yer bulmadığını da dile getiriyor.
Arka plan ve değerlendirme
Türkiye'de son yıllarda maden, enerji ve altyapı projelerine karşı yerel direnişler artış gösteriyor. Bu direnişler, çevresel etkilerin yanı sıra tarım alanlarının korunması, su kaynaklarının sürdürülebilirliği ve yerel halkın karar süreçlerine katılımı gibi konuları gündeme taşıyor. Tarım-Sen'in üç aylık haritası, bu mücadelelerin ülke genelinde yaygın ve süreklilik arz eden bir olgu haline geldiğini ortaya koyuyor.
Raporun sunduğu veriler, kırsal alanlarda yaşayan toplulukların hak arama pratiklerinin kurumsallaşma eğiliminde olduğunu gösteriyor. Sendika, yerel halkın taleplerinin dikkate alınması ve karar süreçlerine katılımının sağlanması halinde çatışmaların azalabileceğini savunuyor. Aksi durumda, direnişlerin daha da yaygınlaşabileceği ve kırsalda toplumsal gerilimin artabileceği öngörülüyor. Tarım-Sen'in raporu, bu açıdan hem politika yapıcılar hem de kamuoyu için önemli bir izleme aracı niteliği taşıyor.