İsrail, Gazze Şeridi'nde 2 milyondan fazla Filistinliyi, bölgenin yüzde 30'undan daha az bir alana sıkıştırdı. 10 Ekim 2025'te ilan edilen ateşkese rağmen işgal ordusu sınır kapılarını kapalı tutarak gıda, ilaç, yakıt ve barınma malzemelerinin girişini engelliyor. Euro-Med İnsan Hakları İzleme Örgütü, bu tabloyu "tarihin en büyük gettosu" olarak tanımladı.
Nüfusun Yüzde 70'i Dar Bir Alanda Yaşıyor
Gazze Şeridi, 365 kilometrekarelik yüzölçümüne sahip. İsrail'in 2023 Ekim'inden bu yana sürdürdüğü saldırılar ve zorunlu göç politikaları sonucunda, 2 milyonu aşkın Filistinli nüfusun büyük bölümü, Gazze'nin güneyindeki Refah ve çevresindeki dar bir bölgeye sıkıştırıldı. Bu alan, toplam Gazze topraklarının yüzde 30'undan daha azını oluşturuyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, nüfusun yüzde 70'i yerinden edilmiş durumda ve bu insanların çoğu çadır kentlerde ya da yıkılmış binaların enkazında barınmaya çalışıyor.
İnsani Yardım Girişi Engelleniyor
Ateşkes ilan edilmesine karşın, İsrail yönetimi Gazze'ye açılan sınır kapılarını kapalı tutuyor. Kerem Şalom ve Rafah sınır kapılarından planlanan insani yardım konvoylarının geçişine izin verilmiyor. Bu durum, temel gıda maddeleri, içme suyu, ilaç, tıbbi malzeme, yakıt ve barınma malzemelerinin Gazze'ye ulaşmasını engelliyor. Dünya Sağlık Örgütü, sağlık sisteminin çöktüğünü ve hastanelerin jeneratör yakıtı bulmakta zorlandığını bildiriyor. Yardım kuruluşları, stokların tükenmek üzere olduğunu ve kıtlık riskinin arttığını vurguluyor.
Euro-Med: "Tarihin En Büyük Getosu"
Euro-Med İnsan Hakları İzleme Örgütü, hazırladığı raporda Gazze'deki durumu "tarihin en büyük gettosu" olarak nitelendirdi. Raporda, İsrail'in uyguladığı kısıtlamaların sistematik bir şekilde Filistinli nüfusu açlığa ve hastalığa mahkûm ettiği belirtildi. Örgüt, uluslararası toplumu acil müdahaleye çağırdı. Raporda ayrıca, Gazze'ye yönelik ablukanın 2007'den bu yana aralıksız sürdüğü ve son saldırılarla birlikte koşulların daha da ağırlaştığı hatırlatıldı.
Uluslararası Tepkiler ve Hukuki Süreç
Birçok ülke ve uluslararası kuruluş, İsrail'in Gazze'deki politikalarını eleştiriyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi, savaş suçları iddiaları üzerine soruşturma yürütüyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, ateşkesin kalıcı hale getirilmesi ve insani yardımların kesintisiz ulaştırılması için karar tasarıları kabul etti. Ancak İsrail, egemenlik haklarını gerekçe göstererek kapıları açmayı reddediyor.
İnsani Kriz Derinleşiyor
Gazze'deki insani kriz her geçen gün derinleşiyor. Temiz suya erişim neredeyse imkânsız. Kanalizasyon sistemleri çökmüş durumda, salgın hastalık riski yüksek. Çocuklar, aşı ve temel ilaçlara ulaşamıyor. Eğitim tamamen durmuş, okulların çoğu yıkılmış veya sığınak olarak kullanılıyor. Psikolojik travma yaygın; özellikle çocuklar arasında depresyon ve anksiyete vakaları artıyor.
Uluslararası yardım kuruluşları, Gazze'ye insani erişimin bir an önce sağlanması gerektiğini belirtiyor. Ancak İsrail'in tutumu, bölgede kalıcı bir barış ve istikrarın sağlanmasını zorlaştırıyor. Gazze'de yaşananlar, sadece bölgesel değil, küresel bir vicdan sorunu olarak tarihe geçiyor.