Oktay Akbal, Türk edebiyatının önemli isimlerinden biri olarak, 1987 yılında Cem Yayınevi'nde yayımlanan 'Susmak mı Konuşmak mı?' adlı eserinde susmanın boyun eğmek anlamına geldiğini savunuyordu. Bu kitap, yazarın o dönemdeki düşünsel yolculuğunun bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Akbal, eserinde bireyin toplum içindeki sessizliğini sorgularken, aslında dönemin siyasi baskılarına karşı bir duruş sergiliyor.
Kitabın İçeriği ve Temaları
Kitap, çeşitli denemelerden oluşuyor ve her bir yazıda susma eyleminin farklı boyutları ele alınıyor. Akbal'a göre susmak, çoğu zaman bir teslimiyet işareti olarak yorumlanabilir. Özellikle o yıllarda Türkiye'de yaşanan siyasi çalkantılar, bireyleri sessiz kalmaya itiyordu. Yazar, bu sessizliğin aslında bir tür direniş biçimi olabileceğini de tartışıyor. Kitapta, konuşma özgürlüğünün önemi vurgulanırken, aynı zamanda susmanın da bir tercih olabileceği üzerinde duruluyor. Bu ikilem, eserin ana çatışmasını oluşturuyor.
Dönemin Siyasi Bağlamı
1980'lerin Türkiye'si, 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından toplumsal ve siyasi bir dönüşüm yaşıyordu. Sıkıyönetim uygulamaları, ifade özgürlüğü üzerinde büyük bir baskı oluşturuyordu. Bu ortamda Oktay Akbal'ın kitabı, adeta bir manifesto niteliği taşıyordu. Yazar, susmanın bir boyun eğme olduğu fikrini işlerken, aslında okuyucuyu düşünmeye teşvik ediyordu. Kitap, yayımlandığı dönemde geniş yankı uyandırmış ve birçok tartışmaya zemin hazırlamıştı.
Eserin Günümüzdeki Anlamı
Günümüzde de susma ve konuşma ikilemi, bireysel ve toplumsal düzeyde önemli bir tartışma konusu olmaya devam ediyor. Akbal'ın bu eseri, sadece o dönemin değil, günümüzün de sorunlarına ışık tutuyor. Siyasi baskılar, sansür ve otoriter eğilimler karşısında bireylerin nasıl bir tavır alması gerektiği sorusu, bu kitap aracılığıyla hâlâ güncelliğini koruyor. Oktay Akbal'ın kalemi, edebi bir metin olmanın ötesinde, bir vicdan çağrısı olarak da okunabilir.
Sonuç olarak, 'Susmak mı Konuşmak mı?' sadece bir edebiyat eseri değil, aynı zamanda siyasi bir duruşun ifadesidir. Akbal, okurlarını sessiz kalmamaya, düşüncelerini ifade etmeye davet ederken, aynı zamanda susmanın da bir tür güç olabileceğini hatırlatıyor. Bu çok katmanlı yaklaşım, eseri her dönemde okunmaya değer kılıyor.