Türkiye Turizm ve Yönetim İşletmecileri Derneği (TURYİD) Başkanı Kaya Demirer, sürdürülebilir gastronominin yalnızca mutfakla sınırlı olmadığını, restoranların üretim ve tüketim alışkanlıklarını değiştirebilecek güce sahip olduğunu belirtti. Demirer, özellikle istilacı türlerin menülere taşınmasının hem ekosisteme hem de ekonomiye katkı sağladığını vurgulayarak, sektörde bu yönde farkındalık yaratılması gerektiğini ifade etti.
Restoranların Gücü ve Sorumluluğu
Kaya Demirer, yaptığı açıklamada restoranların sadece yemek sunan işletmeler olmadığını, aynı zamanda toplumun beslenme alışkanlıklarını şekillendiren önemli aktörler olduğunu söyledi. “Bir restoran menüsünde hangi ürünü öne çıkarırsa, tüketici o yöne yöneliyor. Bu nedenle sürdürülebilir balıkçılık ve tarım uygulamalarını destekleyen menüler, çevre üzerinde olumlu etki yaratabilir” dedi. Demirer, özellikle Akdeniz'de hızla yayılan ve yerli balık popülasyonunu tehdit eden aslan balığının menülere eklenmesinin, hem balıkçılar için yeni bir gelir kapısı oluşturduğunu hem de denizlerdeki ekolojik dengenin korunmasına yardımcı olduğunu belirtti.
Aslan Balığı: İstilacı Türden Sofra Lezzetine
Son yıllarda Akdeniz'de sayıları hızla artan aslan balığı, ekosistem için büyük tehdit oluşturuyor. Yerli türlerin yavrularını tüketen bu balık, aynı zamanda mercan resiflerine de zarar veriyor. Uzmanlar, aslan balığının popülasyonunun kontrol altına alınması için ticari olarak avlanması ve tüketilmesini öneriyor. Kaya Demirer, bu noktada gastronomi sektörüne önemli görevler düştüğünü ifade ederek, “Aslan balığı, lezzetli ve besleyici bir beyaz et. Şeflerimiz bu balığı menülerine dahil ederek hem müşterilere yeni bir tat sunabilir hem de doğanın dengesine katkıda bulunabilir” şeklinde konuştu.
Sürdürülebilir Gastronomi Eğitimi ve İş Birlikleri
Demirer, sürdürülebilir gastronomi anlayışının yaygınlaştırılması için eğitimlerin önemine dikkat çekti. TURYİD olarak şeflere ve restoran yöneticilerine yönelik farkındalık eğitimleri düzenlemeyi planladıklarını belirten Demirer, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşlarıyla iş birlikleri başlatacaklarını duyurdu. Ayrıca, yerel üreticilerle doğrudan çalışarak kısa tedarik zincirlerinin oluşturulmasının hem çevresel ayak izini azaltacağını hem de yerel ekonomiyi canlandıracağını söyledi.
Gelecek Nesillere Sağlıklı Bir Miras
Kaya Demirer, sürdürülebilirlik kavramının yalnızca çevreyi korumak değil, aynı zamanda gelecek nesillere sağlıklı bir yaşam alanı bırakmak olduğunu vurguladı. “Bugün aldığımız kararlar, yarının dünyasını şekillendiriyor. Gastronomi sektörü olarak bizler, bu dönüşümün öncüsü olmalıyız” diyerek sözlerini noktaladı.
Sürdürülebilir gastronomi yaklaşımı, dünya genelinde hızla yaygınlaşan bir akım olarak dikkat çekiyor. İsveç'te 'sürdürülebilir restoran' sertifikası veren kuruluşlar bulunurken, İtalya'da yerel ve mevsimlik ürünlere dayalı mutfak anlayışı öne çıkıyor. Türkiye'nin zengin mutfak kültürü ve biyoçeşitliliği, bu dönüşümde önemli bir avantaj sağlıyor. Ancak bu potansiyelin hayata geçirilmesi için hem kamu otoritelerinin hem de özel sektörün kararlı adımlar atması gerekiyor. Kaya Demirer'in çağrısı, sektörde önemli bir farkındalık yaratırken, uygulamada başarılı örneklerin çoğalması bekleniyor.