İngiltere Meteoroloji Ofisi (Met Office) ve Climate Impact Lab tarafından yapılan ortak açıklamaya göre, 2026 Haziran ayında başlayan El Niño, Doğu Pasifik'te deniz yüzeyi sıcaklıklarını 2.6°C artırarak gözlem tarihinin en güçlü seviyesine ulaştı. “Süper El Niño” olarak adlandırılan bu iklim olayının, küresel çapta 451 bin kişinin ölümüne yol açabileceği uyarısı yapıldı.
Pasifik'te 2.6°C artış: yeni bir rekor
Met Office'in yayımladığı verilere göre, El Niño'nun tetiklediği sıcaklık artışı, Doğu Pasifik bölgesinde ortalama 2.6°C'ye ulaştı. Bu değer, 1997-1998'de yaşanan ve “yüzyılın El Niño'su” olarak anılan olayın 2.3°C'lik artışını geride bıraktı. Uzmanlar, söz konusu sıcaklık sapmasının en az 70 yıllık gözlem kayıtlarındaki en yüksek değer olduğunu belirtiyor.
Climate Impact Lab'in modellemelerine göre, aşırı hava olayları nedeniyle 451 bin kişinin hayatını kaybedebileceği öngörülüyor. Bu rakam, yalnızca doğrudan iklim kaynaklı ölümleri değil, dolaylı etkileri de (gıda güvensizliği, su kaynaklı hastalıklar, sıcak çarpması) kapsıyor. Rapor, özellikle Güneydoğu Asya, Afrika Boynuzu ve Orta Amerika'da riskin yüksek olduğunu vurguluyor.
Hangi bölgeler risk altında?
El Niño'nun etkisiyle birlikte:
- Güneydoğu Asya: Endonezya, Filipinler ve Vietnam'da şiddetli kuraklık ve orman yangınları bekleniyor.
- Afrika Boynuzu: Somali, Etiyopya ve Kenya'da kuraklık sonrası kıtlık riski artıyor.
- Orta ve Güney Amerika: Peru, Ekvador ve Kolombiya'da sel ve toprak kaymaları görülebilir.
- Avustralya: Doğu kıyılarında yağış azalması ve tarımsal üretim düşüşü öngörülüyor.
Met Office, bu bölgelerdeki hükümetlere acil eylem planlarını devreye sokma çağrısı yaptı. Özellikle tarım sektöründe çalışan milyonlarca insanın geçim kaynağının tehdit altında olduğu belirtiliyor.
Siyasi yansımalar ve uluslararası çağrılar
Süper El Niño'nun yarattığı insani kriz, uluslararası siyasetin gündemine de taşındı. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri, “İklim değişikliği artık bir gelecek senaryosu değil, bugünün gerçeği” diyerek acil yardım fonlarının serbest bırakılmasını istedi. Ancak gelişmiş ülkelerin iklim finansmanı taahhütlerini yerine getirmemesi, özellikle kırılgan ülkelerde tepkiyle karşılanıyor.
Avrupa Birliği, Güneydoğu Asya ve Afrika için 2 milyar euroluk acil insani yardım paketi hazırlığında. ABD yönetimi ise Pasifik kıyılarındaki askeri üslerde ve insani yardım operasyonlarında hazırlık seviyesini yükseltti. Çin, kendi tarım üretimini korumak için ithalat vergilerinde geçici indirimlere gidebileceğini açıkladı.
Öte yandan, iklim müzakerelerinde 2026 yılı kritik bir eşik olarak görülüyor. Paris Anlaşması hedeflerinin tutturulması bir yana, mevcut emisyon trendi 2.6°C'lik ısınma senaryosunu işaret ediyor. Bilim insanları, El Niño'nun tek başına iklim değişikliğinin sonucu olmadığını, ancak mevcut ısınma eğiliminin bu tür aşırı olayları daha sık ve şiddetli hale getirdiğini vurguluyor.
Ekonomik ve toplumsal maliyet
Climate Impact Lab'in analizine göre, Süper El Niño'nun küresel ekonomiye maliyeti 5 trilyon doları aşabilir. Tarımsal ürün fiyatlarında yaşanacak artış, gıda enflasyonunu yükselterek gelişmekte olan ülkelerde sosyal huzursuzlukları tetikleyebilir. Balıkçılık sektörü de Pasifik'teki sıcak su dalgası nedeniyle büyük kayıplarla karşı karşıya.
Dünya Sağlık Örgütü, salgın hastalık riskine dikkat çekerek, temiz su ve sanitasyon altyapısının güçlendirilmesi gerektiğini bildirdi. Özellikle kolera ve tifo gibi su kaynaklı hastalıkların görülme sıklığının artması bekleniyor.
Bağımsız değerlendirme
Süper El Niño, iklim krizinin artık soyut bir tehdit olmadığını, somut ölüm ve yıkım getirdiğini gösteriyor. 451 bin ölüm uyarısı, mevcut küresel iklim politikalarının yetersizliğini ortaya koyuyor. Gelişmiş ülkelerin sera gazı emisyonlarını azaltma konusunda isteksiz davranması, kırılgan coğrafyaların bedel ödemesine yol açıyor. Uluslararası toplum, bu felaketi önlemek için hem emisyon azaltımına hem de uyum kapasitesini güçlendirmeye yönelik somut adımlar atmadığı sürece, benzer uyarıların tekrarlanması kaçınılmaz görünüyor.