Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Türkiye genelinde 17 ilde eş zamanlı operasyon düzenlendi. Operasyonda, 'Süleymancılar' olarak bilinen yapıya yönelik 49 kişi hakkında gözaltı kararı verildi. Gözaltına alınanlar arasında, 11 çocuğun hayatını kaybettiği Aladağ yurt yangını davasında sanıkların avukatlığını yapan eski Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) üyesi Prof. Dr. Ahmet Gökçen de bulunuyor.
Operasyonun detayları: 17 ilde eş zamanlı baskın
Ankara merkezli soruşturma çerçevesinde, polis ekipleri bugün sabah saatlerinde belirlenen adreslere eş zamanlı baskınlar düzenledi. Operasyon kapsamında İstanbul, İzmir, Bursa, Konya, Kayseri, Samsun, Trabzon, Diyarbakır, Gaziantep, Şanlıurfa, Van, Erzurum, Malatya, Elazığ, Adana ve Mersin gibi illerde aramalar yapıldı. Emniyet Genel Müdürlüğü'ne bağlı Organize Suçlarla Mücadele ve Terörle Mücadele Şube Müdürlükleri'nin ortak çalışması sonucu düzenlenen operasyonda, şüphelilerin ikametleri ve iş yerlerinde aramalar gerçekleştirildi. Gözaltına alınan şahısların sağlık kontrollerinin ardından Ankara Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldüğü öğrenildi.
Ahmet Gökçen kimdir? Aladağ davasındaki rolü
Prof. Dr. Ahmet Gökçen, eski HSK üyesi olmasının yanı sıra, 2016 yılında Adana'nın Aladağ ilçesindeki özel bir öğrenci yurdunda çıkan yangında 11 çocuğun hayatını kaybetmesiyle ilgili davada sanıkların avukatlığını üstlenmişti. Aladağ yurt yangını davası, kamuoyunda büyük yankı uyandırmış, ihmaller zinciri ve denetim eksiklikleri nedeniyle eleştirilmişti. Gökçen'in bu davada sanıkları savunması, toplumun bir kesiminde tepkiyle karşılanmıştı. Gökçen'in, Süleymancılar yapısına yönelik operasyon kapsamında gözaltına alınması, bu kez farklı bir soruşturmanın parçası olduğunu gösteriyor.
Süleymancılar yapısına yönelik suçlamalar
Ankara Başsavcılığı'nın yürüttüğü soruşturmada, Süleymancılar olarak bilinen yapının, çeşitli suçlar işlediği iddiaları yer alıyor. Soruşturma kapsamında şüphelilerin, 'suç işlemek amacıyla örgüt kurma', 'örgüte üye olma', 'nitelikli dolandırıcılık', 'resmi belgede sahtecilik', 'tehdit' ve 'şantaj' gibi suçlardan işlem gördüğü belirtildi. Ayrıca, örgütün kendine bağlı dernek, vakıf ve okul yapılanmaları aracılığıyla toplumdan maddi ve manevi kazanç sağladığı, bu gelirleri örgütün faaliyetlerini sürdürmek için kullandığı öne sürülüyor. Soruşturmanın, örgütün cemaat yapılanmasının yanı sıra, siyasi ve bürokratik alandaki etkilerini de kapsadığı yorumları yapılıyor.
Adalet Bakanlığı'ndan açıklama: 'Hukuk devleti ilkeleri çerçevesinde'
Adalet Bakanlığı yetkilileri, operasyonun hukuk devleti ilkeleri doğrultusunda yürütüldüğünü ve şüphelilerin ifadelerinin alınacağını açıkladı. Bakanlık kaynakları, soruşturmanın titizlikle sürdürüldüğünü ve hiçbir kişi veya kurumun masumiyet karinesi zedelenmeden yargılanacağını vurguladı. Öte yandan, bazı çevreler, operasyonun iktidarın muhalif cemaatlere yönelik genel bir baskı politikasının parçası olduğunu savunurken, hükümete yakın kaynaklar ise adaletin herkes için işlediğini belirtti.
Gözaltılar devam ediyor
Operasyon kapsamında şu ana kadar 49 kişinin gözaltına alındığı, soruşturmanın genişletilerek devam ettiği bildirildi. Emniyet güçleri, şüphelilerin adliyeye sevk edilmeden önce emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasını bekliyor. Avukatların gözaltındaki müvekkilleriyle görüşme taleplerinin ise yasal süreç çerçevesinde değerlendirildiği öğrenildi. Operasyonun, özellikle son dönemde cemaat yapılanmalarına yönelik artan baskının bir göstergesi olarak yorumlanıyor.
Türkiye'de cemaat ve tarikatların hukuki statüsü, eğitim ve siyaset üzerindeki etkileri uzun süredir tartışma konusu. Aladağ yangını davası, bu yapıların denetimindeki eksiklikleri gözler önüne sermişti. Ahmet Gökçen'in bu davadaki savunma rolü, hukuk ile toplum vicdanı arasındaki gerilimi de ortaya koymuştu. Bu operasyon, hem cemaatlerin faaliyetlerine hem de hukuk sisteminin bu yapılarla ilişkisine dair yeni soruları beraberinde getiriyor.