Eski Devlet Bakanı ve diplomat Şükrü Sina Gürel, Ankara’da düzenlenecek NATO Zirvesi öncesinde Türkiye’nin kritik konularda taviz verme riskine karşı uyarılarda bulundu. Gürel, Kıbrıs, Boğazlar, güney sınırında konuşlandırılması planlanan uluslararası kolordu ve Ruhban Okulu’nun zirve gündemine gelmesinin tesadüf olmadığını vurguladı. Bu zirveden Türkiye aleyhine ciddi tavizler çıkabileceği tehlikesine işaret eden Gürel, kamuoyunu ve siyasi iradeyi dikkatli olmaya çağırdı.
Zirve öncesi kritik başlıklar
NATO Zirvesi’nin zamanlamasına dikkat çeken Gürel, Ukrayna savaşı ve Doğu Akdeniz’deki gerilimlerin gölgesinde toplanacak zirvede Türkiye’nin stratejik çıkarlarının hedef alınabileceğini belirtti. Özellikle Kıbrıs konusunda Rum kesimine yeni tavizler verilmesi, Boğazlar rejiminin sorgulanması ve Ruhban Okulu’nun yeniden açılması gibi taleplerin masaya getirilebileceğini ifade etti. Gürel, “Bu taleplerin hepsi birbiriyle bağlantılı. Türkiye’nin egemenlik haklarını zayıflatmaya yönelik bir paket olarak görüyorum” dedi.
Uluslararası kolordu tehlikesi
Gürel’in üzerinde durduğu bir diğer konu ise Türkiye’nin güney sınırında, özellikle Suriye ve Irak sınırında uluslararası bir kolordu konuşlandırılması planıydı. Bu planın, NATO çerçevesinde Türkiye’nin sınır güvenliğini uluslararası bir yapıya devretme riski taşıdığını vurgulayan Gürel, “Böyle bir adım, Türkiye’nin sınırları üzerindeki kontrolünü kaybetmesine yol açar. PKK/YPG’ye fiili bir statü kazandırılması anlamına gelir” uyarısında bulundu. Ayrıca bu tür bir uluslararası gücün, Türkiye’nin müdahale alanını daraltacağını ve ülkeyi bağımlı hale getireceğini söyledi.
Ruhban Okulu konusunda da benzer endişeleri dile getiren Gürel, okulun yeniden açılması talebinin Türkiye’nin iç işlerine müdahale anlamına geldiğini belirtti. “Bu okul, Lozan Antlaşması’nın getirdiği denge çerçevesinde kapatılmıştır. Yeniden açılması, Türkiye’nin egemenlik haklarına bir tecavüzdür” diye konuştu.
Kıbrıs ve Boğazlar
Kıbrıs konusunda ise Gürel, Annan Planı benzeri bir dayatmanın yeniden gündeme gelebileceğini söyledi. “Kıbrıs’ta federal bir çözüm adı altında Türkiye’nin garantörlük hakları erozyona uğratılabilir. KKTC’nin tanınması konusunda hiçbir adım atılmazken, Rum kesimine yeni ayrıcalıklar verilmesi söz konusu” dedi. Boğazlar konusunda da Montrö Sözleşmesi’nin tartışmaya açılması riskine dikkat çeken Gürel, “Rusya’nın Karadeniz’e hapsedilmesi için Boğazlar rejimi değiştirilmek istenebilir. Bu, Türkiye’nin Karadeniz’deki stratejik konumunu zayıflatır” uyarısında bulundu.
Değerlendirme
Şükrü Sina Gürel’in uyarıları, Türkiye’nin NATO içindeki konumunun sanıldığı kadar güçlü olmadığını ve ittifakın genişleme politikalarının Türkiye’nin çıkarlarıyla çatışabileceğini gösteriyor. Özellikle son yıllarda Türkiye ile ABD ve AB arasında yaşanan gerginlikler, zirvenin bir krize dönüşme potansiyelini artırıyor. Gürel’in deneyimli bir diplomat olarak bu uyarıları, Türkiye’nin müzakere masasında elini güçlendirmesi için bir çağrı niteliği taşıyor. Ankara’nın bu zirvede sadece kendi çıkarlarını değil, bölgesel denklemdeki hassas dengeleri de koruması gerekiyor. Aksi halde, uluslararası toplumun Türkiye’den beklediği tavizler, ülkenin uzun vadeli güvenlik ve egemenlik çıkarlarına zarar verebilir.