Türkiye sınırına yalnızca 16 kilometre mesafede bulunan Ermenistan'daki Metsamor Nükleer Santralı, Sovyetler Birliği döneminden kalma teknolojisiyle bölge için büyük bir tehdit oluşturuyor. 1979 yılında faaliyete geçen santral, 1988 Spitak depreminde ağır hasar almasına rağmen halen çalışmaya devam ediyor. Avrupa'nın en eski nükleer santrallerinden biri olan tesis, özellikle deprem riski ve güvenlik zafiyetleri nedeniyle sık sık eleştiriliyor.
Eski teknoloji, yüksek risk
Metsamor Santralı, Sovyet yapımı VVER-440 reaktörüne sahip ve 1980'lerin başındaki güvenlik standartlarıyla inşa edildi. Santralın bulunduğu bölge, aktif fay hatları üzerinde yer alıyor ve 1988'deki 6.8 büyüklüğündeki deprem santralın soğutma sistemlerine zarar vermişti. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA), santralin güvenlik açıklarını defalarca rapor etmesine rağmen, Ermenistan enerji ihtiyacı nedeniyle tesisi kapatmayı reddediyor.
Türkiye'yi endişelendiren durum
Santralin Türkiye sınırına bu kadar yakın olması, olası bir kaza durumunda Doğu Anadolu Bölgesi'ni doğrudan etkileme potansiyeli taşıyor. Uzmanlar, bir nükleer kaza halinde radyoaktif bulutların kısa sürede Türkiye topraklarına ulaşabileceğini belirtiyor. Türkiye, konuyu diplomatik kanallardan gündeme getirse de Ermenistan'ın santrali modernize etme veya kapatma konusunda somut bir adım atmaması endişeleri artırıyor.
Enerji bağımlılığı ve uluslararası baskı
Ermenistan'ın elektrik üretiminin yaklaşık %40'ını karşılayan Metsamor, ülkenin enerji arz güvenliği için kritik öneme sahip. AB ve ABD, santralin kapatılması için finansal destek ve alternatif enerji kaynakları önerse de Ermenistan hükümeti henüz bir karar vermedi. 2021'de yapılan güçlendirme çalışmaları yetersiz bulunurken, santralin ömrünü 2030'lu yıllara kadar uzatma planı tartışma yaratıyor.
Bölgesel güvenlik boyutu
Metsamor Santralı, yalnızca çevresel değil, aynı zamanda bölgesel güvenlik açısından da risk taşıyor. Dağlık Karabağ sorunu ve Türkiye-Ermenistan arasındaki sınır kapılarının kapalı olması, olası bir acil durumda koordinasyonu zorlaştırıyor. Uzmanlar, sınır ötesi bir nükleer kaza senaryosunda tahliye ve yardım planlarının yetersiz kalacağına dikkat çekiyor.
Bağımsız değerlendirme
Metsamor'un durumu, Soğuk Savaş döneminden kalma altyapıların günümüzde yarattığı risklerin çarpıcı bir örneği. Enerji bağımlılığı ile güvenlik endişeleri arasında sıkışan Ermenistan'ın bu konuda uluslararası toplumdan daha fazla destek alması gerekiyor. Türkiye ise bu tehdidi sürekli gündemde tutarak bölgesel iş birliği mekanizmaları oluşturulması için baskı yapmalı. Aksi halde, tıpkı Çernobil gibi felaketlerin benzeri bir başka facia kapıda bekliyor olabilir.