Sosyologlar, yıllarca 'cemaat' ve 'hizmet hareketi' maskesi ardına gizlenmiş, bireyin şahsiyetini silerek toplumsal bünyeyi içeriden çürütmeye çalıştıklarını belirttikleri Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) yapısını Anadolu Ajansı'na (AA) anlattı. Uzmanlar, örgütün gizli hiyerarşik yapısı ve eleman kazanma yöntemlerine dikkati çekti.
FETÖ'nün örgütsel anatomisi
Sosyolog Prof. Dr. Hasan Köni, FETÖ'nün klasik bir terör örgütünden farklı olarak 'piramidal' bir yapıyla değil, 'ağ' şeklinde örgütlendiğini söyledi. Köni, "Örgüt üyeleri birbirini tanımaz, sadece kendi hücre amirini bilir. Üst düzey yöneticiler ise isim vermez, kod adı kullanır. Bu yapı, güvenlik güçlerinin müdahalesini zorlaştırır" dedi.
Uzmanlara göre FETÖ, eleman kazanma sürecinde önce 'sohbet' adı altında dini bir atmosfer yaratır, ardından kişinin zayıf yönlerini tespit ederek onu bağımlı hale getirir. Özellikle gençler ve eğitimli kesim hedef alınır. Örgüte kazandırılan kişilere 'abi' veya 'abla' sistemiyle yakın ilgi gösterilir, aile bağları zayıflatılır.
Bireyin silinmesi ve toplumsal çürüme
Sosyolog Doç. Dr. Ayşe Gülgör, FETÖ'nün en tehlikeli yönünün bireyin kişiliğini yok etmesi olduğunu belirtti. Gülgör, "Örgüt, 'teslimiyet' adı altında kişiyi sorgulamaz hale getiriyor. Fikir üretme yetisi kaybolan bireyler, örgütün talimatlarını harfiyen uyguluyor. Bu da toplumsal dokuda derin yaralar açıyor" diye konuştu.
Toplumda güven bunalımına yol açan FETÖ, kamu kurumlarına sızma stratejisiyle devlet mekanizmasını da işlevsiz hale getirmeye çalıştı. 15 Temmuz darbe girişimi, örgütün bu yapısının en somut sonucu olarak tarihe geçti.
Sonuç olarak, sosyologlar FETÖ ile mücadelede sadece güvenlik önlemlerinin değil, aynı zamanda toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğini vurguluyor. Örgütün ideolojik ve psikolojik etkisini kırmak için eğitim ve medya çalışmalarının önemine işaret ediyorlar.