İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen bir soruşturma kapsamında, İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliği, aralarında çok sayıda LGBT derneğine ait sosyal medya hesaplarının da bulunduğu içeriklere erişim engeli kararı verdi. Karar, savcılığın talebi üzerine alındı. Erişim engelinin gerekçesi henüz resmi olarak açıklanmadı, ancak soruşturmanın “sapkın içerik” iddiaları üzerine yürütüldüğü öğrenildi.
Soruşturmanın Kapsamı ve Gerekçesi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, bazı sosyal medya hesaplarında yer alan paylaşımların “genel ahlaka aykırı” ve “sapkın” olduğu iddiasıyla bir soruşturma başlattı. Soruşturma kapsamında, LGBT derneklerine ait olduğu belirtilen çok sayıda sosyal medya hesabı ve içerik mercek altına alındı. Savcılık, bu hesaplardaki paylaşımların toplumsal değerleri ihlal ettiği öne sürerek erişim engeli talep etti. İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliği, talebi değerlendirerek söz konusu içeriklere erişimin engellenmesine hükmetti. Kararın gerekçesinde, paylaşımların “çocukların ve gençlerin ruh sağlığını olumsuz etkileyebileceği” ve “kamu düzenini bozabileceği” ifadelerine yer verildiği belirtiliyor. Erişim engeli kararı, sosyal medya platformlarına tebliğ edildi. Platformların kararı uygulamasıyla birlikte ilgili hesaplara ve içeriklere Türkiye’den erişim kısıtlanacak.
LGBT Derneklerinden Tepki
Karar, LGBT dernekleri ve hak savunucuları tarafından tepkiyle karşılandı. Dernek temsilcileri, erişim engelinin ifade özgürlüğünü kısıtladığını ve ayrımcılığı derinleştirdiğini savunuyor. Yapılan açıklamalarda, sosyal medya hesaplarının yalnızca LGBT bireylerin sesini duyurmak ve dayanışma sağlamak amacıyla kullanıldığı, “sapkın” olarak nitelendirilen içeriklerin ise nefret söylemi veya şiddet çağrısı içermediği vurgulanıyor. Uluslararası insan hakları kuruluşları da kararı endişeyle izlediklerini bildirdi. Öte yandan, kararı destekleyen kesimler ise aile yapısının ve toplumsal ahlakın korunması gerektiğini dile getiriyor. Sosyal medya kullanıcıları arasında da konuya dair farklı görüşler öne çıkıyor; bazı kullanıcılar kararın sansür olduğunu belirtirken, bazıları ise çocukların zararlı içeriklerden korunması gerektiğini savunuyor.
Erişim Engeli Kararlarının Hukuki Çerçevesi
Türkiye’de erişim engeli kararları, 5651 sayılı Kanun kapsamında alınabiliyor. Bu kanun, internet ortamında işlenen belirli suçlar ve içerikler nedeniyle erişimin engellenmesine olanak tanıyor. Sulh ceza hâkimlikleri, savcılığın talebi üzerine veya resen erişim engeli kararı verebiliyor. Kararlara karşı itiraz yolu açık. LGBT derneklerinin avukatları, karara itiraz edeceklerini açıkladı. İtirazın, bir üst mahkeme olan sulh ceza hâkimliği nezdinde inceleneceği ve kararın kaldırılmasının talep edileceği öğrenildi. Hukukçular, erişim engeli kararlarının ifade özgürlüğü ile kamu düzeni arasındaki dengeyi gözetmesi gerektiğini vurguluyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre, ifade özgürlüğüne yapılan müdahalelerin demokratik bir toplumda gerekli ve orantılı olması şartı aranıyor. Bu tür kararların, uluslararası hukuk standartlarına uygunluğu tartışma konusu.
Toplumsal ve Siyasi Yansımalar
Son yıllarda Türkiye’de LGBT bireylere yönelik söylem ve politikalar giderek daha fazla tartışılıyor. Özellikle sosyal medyada LGBT temsiliyeti ve görünürlüğü, muhafazakâr kesimlerin tepkisini çekiyor. Hükümet yetkilileri zaman zaman LGBT’yi “sapkınlık” olarak nitelendiren açıklamalar yapabiliyor. Bu bağlamda alınan erişim engeli kararı, geniş bir perspektifte LGBT hakları ile ifade özgürlüğü tartışmalarının bir parçası olarak değerlendiriliyor. Karar, sivil toplum kuruluşları arasında dayanışma çağrılarını da beraberinde getirdi. Bazı dernekler, benzer erişim engelleriyle karşılaşmamak için yedek hesaplar oluşturdu. Uluslararası basın da kararı haberleştirerek Türkiye’deki ifade özgürlüğü durumuna dikkat çekti.
Değerlendirme
Erişim engeli kararları, dijital çağda ifade özgürlüğü ile toplumsal düzen arasındaki hassas dengeyi yansıtıyor. İstanbul 7. Sulh Ceza Hâkimliği’nin kararı, savcılığın “sapkın içerik” iddialarına dayanıyor. Ancak LGBT dernekleri, bu tür içeriklerin suç teşkil etmediğini ve engellemenin ayrımcılığı artırdığını savunuyor. Kararın hukuki süreci devam ederken, toplumun farklı kesimleri arasındaki görüş ayrılıkları da derinleşiyor. Bu gelişme, Türkiye’de internet özgürlüğü ve azınlık hakları konusundaki tartışmaların yakın zamanda dinmeyeceğini gösteriyor.