Yetim Vakfı'nda ergen ve çocuk psikoloğu olarak görev yapan Psikolog Ömer Faruk Şeker, sosyal medya platformlarında sürekli tekrarlanan içeriklerin zamanla normalleştiğini ve bu durumun çocukların kendilerini bu görüntülerle karşılaştırmasına yol açtığını belirtti. Şeker, özellikle mükemmel vücut ölçüleri, kusursuz yaşam tarzları ve filtreli fotoğrafların çocukların gerçeklik algısını bozduğunu, bunun da beden memnuniyetsizliği ve öz saygı düşüklüğü gibi ciddi psikolojik sorunlara zemin hazırladığını ifade etti.
Beden Algısı ve Öz Saygı Üzerindeki Etkiler
Sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte çocuklar ve gençler, günde ortalama 3-4 saatini bu platformlarda geçiriyor. Beğeni sayıları, yorumlar ve takipçi sayıları, gençlerin kendi değerlerini ölçtüğü bir kıstas haline geldi. Psikolog Şeker, yaptığı açıklamada, "Sosyal medyada gördüğümüz içerikler tekrarlandıkça normalleşiyor. Çocuklar, bu içerikleri gerçek hayatla karıştırmaya başlıyor. Özellikle filtreler ve photoshop uygulamaları, gerçek dışı bir güzellik algısı yaratıyor. Bu da çocukların kendi bedenlerini sorgulamasına neden oluyor" dedi.
Uzmanlara göre, bu durum özellikle 9-14 yaş aralığındaki çocuklarda daha belirgin. Ergenlik döneminin getirdiği fiziksel değişimlerle birleşen sosyal medya baskısı, yeme bozuklukları, anksiyete ve depresyon gibi sorunlara yol açabiliyor. Araştırmalar, sosyal medyada geçirilen sürenin artmasıyla birlikte öz saygı düzeylerinde düşüş yaşandığını ortaya koyuyor. Ayrıca, sürekli olarak başkalarının hayatlarını izleyen çocuklar, kendi hayatlarını yetersiz görerek mutsuzluk yaşıyor.
Ebeveynlere Öneriler
Psikolog Şeker, ebeveynlere önemli görevler düştüğünü belirterek, şu önerilerde bulundu: "Ebeveynler, çocuklarının sosyal medya kullanımını denetlemeli ve onlarla dijital okuryazarlık hakkında konuşmalı. Çocuklara, sosyal medyada gördükleri her şeyin gerçek olmadığını, filtrelerin ve düzenlemelerin olduğunu öğretmek gerekiyor. Ayrıca, çocukların spor yapmaları, sanatla ilgilenmeleri gibi kendilerini geliştirecek aktivitelere yönlendirilmeleri önemli."
Şeker, ailelerin çocukların sosyal medya kullanım sürelerini sınırlandırmasını ve belirli saatlerde internet erişimini kısıtlamasını öneriyor. Ayrıca, çocukların takip ettikleri hesapları birlikte gözden geçirmek, olumsuz içerikleri engellemek ve olumlu rol modelleri takip etmelerini sağlamak da faydalı bulunuyor.
Uzman Görüşü ve Bağlam
Sosyal medya platformları, özellikle Instagram ve TikTok, kullanıcı dostu arayüzleri ve algoritmalarıyla çocukların ilgisini çekiyor. Ancak bu platformların çocuklar üzerindeki psikolojik etkileri giderek daha fazla tartışılıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve UNICEF, çocukların dijital medya kullanımının sağlıklı sınırlar içinde tutulması gerektiğine dikkat çekiyor. Bu bağlamda, uzmanlar sosyal medya şirketlerinin de yaş sınırlamaları ve içerik denetlemeleri konusunda daha sorumlu davranması gerektiğini vurguluyor. Türkiye'de de çocukların internet kullanımına yönelik çeşitli yasal düzenlemeler bulunuyor, ancak uygulamada yetersiz kalınabiliyor. Sonuç olarak, çocukların sağlıklı gelişimi için sosyal medyanın bilinçli ve kontrollü kullanımı, ebeveynler ve eğitimciler tarafından desteklenmelidir.