Türkiye'de ticari araç şoförlerinin maruz kaldığı yoğun çalışma temposu ve zaman baskısı, trafik güvenliğini ciddi şekilde tehdit ediyor. Ulaştırma sektörü temsilcileri ve iş güvenliği uzmanları, son dönemde artan kazaların arkasında yorgunluk ve acelecilik olduğunu belirterek acil önlem alınması gerektiğini vurguluyor. Özellikle şehirlerarası yük ve yolcu taşımacılığında çalışan sürücülerin günlük 12 saati aşan mesaileri, dikkat dağınıklığı ve refleks kaybına yol açarak ölümlü kazalara zemin hazırlıyor.
Yasal Düzenleme Eksikliği
Mevcut mevzuatta ticari araç sürücüleri için belirlenen çalışma süreleri ve dinlenme periyotları, denetim yetersizliği nedeniyle etkin uygulanamıyor. Karayolları Trafik Kanunu'nda yer alan hükümlere rağmen, özellikle kara yolu taşımacılığında faaliyet gösteren firmaların teslimat sürelerini kısaltmak için şoförleri daha fazla çalışmaya zorladığı ifade ediliyor. Uzmanlar, bu durumun sadece sürücülerin değil, trafikteki tüm paydaşların can güvenliğini riske attığını belirtiyor.
Son aylarda yaşanan ve ölümle sonuçlanan bir dizi trafik kazasının ardından gözler yeniden şoförlerin çalışma koşullarına çevrildi. Yapılan incelemelerde kazaların önemli bir bölümünde sürücülerin uykusuzluk, yorgunluk veya zamanında yetişme kaygısı yaşadığı tespit edildi. Özellikle şehir içi toplu taşıma ve kargo dağıtım sektöründe çalışan şoförler, gün içinde onlarca farklı noktaya yetişmek zorunda kalırken, trafik kurallarını ihlal etme eğiliminin arttığı gözlemleniyor.
Sektör Temsilcilerinden Uyarı
Ulaştırma çalışanları sendikaları ve meslek odaları, hükümete çağrıda bulunarak denetimlerin sıklaştırılmasını ve çalışma saatlerine ilişkin yaptırımların artırılmasını talep ediyor. Sendika temsilcileri, özellikle pandemi sonrası artan e-ticaret hacmiyle birlikte kargo şoförlerinin iş yükünün katlandığını, buna karşın ücretlerin aynı oranda artmadığını dile getiriyor. Bu durum, şoförleri daha fazla sefer yapmaya ve dolayısıyla daha fazla risk almaya itiyor.
İş güvenliği uzmanları ise sorunun sadece yasal düzenlemelerle çözülemeyeceğini, aynı zamanda işverenlerin de sorumluluk alması gerektiğini vurguluyor. Şoförlerin dinlenme sürelerinin titizlikle takip edilmesi, araç içi takip sistemleriyle mola sürelerinin denetlenmesi ve aşırı çalışmanın önlenmesi için caydırıcı cezaların uygulanması öneriliyor. Ayrıca, sürücülerin psikolojik destek alabileceği mekanizmaların oluşturulması da öneriler arasında.
Kazaların Önlenmesi İçin Neler Yapılmalı?
Trafik güvenliği konusunda faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşları, sorunun çözümü için çok yönlü bir yaklaşım benimsenmesi gerektiğini belirtiyor. Öncelikle, ticari araç sürücülerinin çalışma saatlerinin elektronik takip sistemleriyle izlenmesi ve ihlallerin anında cezalandırılması gerekiyor. İkinci olarak, şoförlerin mesai saatleri içinde yeterli mola vermeleri için yasal zorunlulukların netleştirilmesi ve denetimlerin artırılması önem taşıyor. Üçüncü olarak, işverenlerin teslimat sürelerini gerçekçi belirlemesi ve şoförleri aceleye itecek uygulamalardan kaçınması gerekiyor. Son olarak, sürücülere yönelik yorgunluk ve stres yönetimi eğitimlerinin yaygınlaştırılması öneriliyor.
Uzmanlar, trafik kazalarının büyük bölümünün insan hatası kaynaklı olduğunu hatırlatarak, şoförlerin fiziksel ve zihinsel sağlığının korunmasının kazaları azaltmada kilit rol oynayacağını ifade ediyor. Özellikle gece saatlerinde yapılan uzun yol taşımacılığında sürücülerin uyku apnesi gibi sağlık sorunları açısından düzenli olarak kontrol edilmesi gerektiği belirtiliyor.
Siyasi İrade ve Toplumsal Farkındalık
Konu, son dönemde TBMM gündemine de taşınmış durumda. Bazı milletvekilleri, ticari araç şoförlerinin çalışma koşullarının iyileştirilmesi için yasa teklifi hazırlığında olduklarını açıkladı. Ancak sektör temsilcileri, mevcut yasaların uygulanmasındaki eksikliklerin giderilmesinin daha öncelikli olduğunu savunuyor. Öte yandan, toplumda trafik bilincinin artırılması ve şoförlere yönelik önyargının kırılması da önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.
Sonuç olarak, şoförlerin zaman baskısı altında çalışması sadece bireysel bir sorun değil, aynı zamanda kamusal bir güvenlik meselesi. Trafik kazalarının önlenmesi için devlet, işverenler, sivil toplum ve sürücülerin ortak hareket etmesi gerekiyor. Yasal düzenlemelerin etkin uygulanması, denetimlerin artırılması ve toplumsal farkındalığın yükseltilmesiyle bu sorunun üstesinden gelinebilir. Aksi halde, zaman baskısının yol açtığı kazalar daha fazla can almaya devam edecek gibi görünüyor.