Afyonkarahisar İl Milli Eğitim Müdürlüğü, bir anaokulunun Çocuk Kulübü için düzenlediği ihaleyle, ana faaliyet alanı inşaat ve yemekçilik olan bir firmadan öğretmen kiraladı. Kamuoyunda büyük tepki çeken bu skandal uygulama, eğitim sistemindeki liyakat sorununu bir kez daha gündeme getirdi. Yerel kaynaklardan edinilen bilgilere göre, söz konusu ihale ile firmaya bağlı olarak görev yapan kişilerin eğitici kadroda yer alması, veliler ve eğitim sendikaları tarafından sert bir dille eleştiriliyor.
İhalenin Ayrıntıları ve Firma Bilgisi
Edinilen bilgilere göre, Afyonkarahisar İl Milli Eğitim Müdürlüğü, 2024-2025 eğitim öğretim yılı için merkezde bulunan bir anaokulunun Çocuk Kulübü hizmetini ihale yoluyla özel bir firmaya devretti. Şartnameye göre firma, sözleşme kapsamında okulda “okul öncesi eğitimi yardımcı personeli” olarak adlandırılan kişileri istihdam edecek. Ancak iddialara göre bu personel, aslında eğitim fakültesi mezunu olmayan, pedagojik formasyonu bulunmayan inşaat işçileri ve yemekhane görevlileri arasından seçildi.
İhale sürecine yakın kaynaklar, firmanın bu personeli “öğretmen” olarak görevlendirdiğini ve sınıflarda eğitim vermeye başladığını öne sürdü. Konuyla ilgili olarak MEB’e ve Afyonkarahisar Valiliği’ne şikayetler yapıldığı öğrenildi. İhale maliyetinin ise resmi olarak açıklanmadığı ancak bu hizmet için yıllık yaklaşık 1,2 milyon lira ödendiği kaydedildi. Paranın kaynağının ise MEB bütçesi değil, okul aile birliği ve döner sermaye olduğu belirtiliyor.
Sendikalar ve Veliler Tepkili
Eğitim-İş Sendikası Afyonkarahisar Şube Başkanı Mehmet Ali Kaya, yaptığı açıklamada, “Bir inşaat firmasının öğretmen istihdam etmesi mesleğin itibarını zedelemiştir. Çocuklarımıza inşaat işçileri mi bakacak? Bu durum eğitimde kaliteyi düşürür ve çocukların geleceğini riske atar.” dedi. Benzer şekilde Eğitim Sen üyesi bir grup öğretmen, okul önünde basın açıklaması yaparak uygulamayı protesto etti. Veliler ise çocuklarının güvenliğinden endişe ettiklerini belirterek, “Bu kişilerin pedagojik eğitimi yok; çocuklarımıza nasıl faydaları olacak? Devlet, öğretmen ataması yapmak yerine neden böyle bir yola başvuruyor?” diye konuştu.
Olayın duyulmasının ardından Afyonkarahisar İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nden yapılan yazılı açıklamada ise ihale sürecinin mevzuata uygun olduğu vurgulanarak, “Firmada görevlendirilen personel, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilgili yönetmeliklerinde tanımlanan niteliklere sahiptir. Bu kişiler öğretmen değil, yardımcı personeldir. Ancak yapılan başvurular üzerine inceleme başlatılmıştır.” ifadelerine yer verildi. MEB merkezden konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.
Eğitimde Taşeronlaşma ve Liyakat Sorunu
Bu skandal, Türkiye’de eğitim alanında giderek yaygınlaşan taşeron uygulamaların bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Son yıllarda MEB, destek personeli, temizlik, güvenlik ve hatta bazı bölgelerde okul öncesi eğitim hizmetlerini özel şirketlere ihale yoluyla devretmeye başlamıştı. Ancak bu uygulamalar, öğretmen açığının kapatılması için bir çözüm olmaktan uzak, aksine eğitim hakkına erişimi olumsuz etkiliyor. Eğitim uzmanları, bu tür ihalelerle, öğretmen yetiştiren kurumların mezunları işsiz bırakılırken, mesleki yeterliliği olmayan kişilerin sınıflara sokulduğuna dikkat çekiyor.
Özellikle anaokulu çağındaki çocukların gelişiminde kritik bir dönem olduğunu vurgulayan uzmanlar, bu yaş grubuna mutlaka alanında yetkin öğretmenlerin rehberlik etmesi gerektiğini belirtiyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın istihdam politikaları, son dönemde sözleşmeli öğretmenlik uygulaması ve ücretli öğretmenlik gibi geçici çözümlerle de eleştiriliyor. Ancak bir inşaat firmasının öğretmen sağlaması, bu alanda yeni bir alt seviye oluşturdu.
Bu gelişme, eğitim sisteminin taşeronlaşmasının ne kadar tehlikeli boyutlara ulaşabileceğini gözler önüne seriyor. Devletin asli görevi olan eğitimi özel sektöre havale etmek, kısa vadede maliyetleri düşürebilir; ancak uzun vadede nitelikli nesiller yetiştirme hedefini baltalayan bir yaklaşımdır. Sendikaların ve velilerin tepkisi ne kadar haklı olsa da, asıl sorun, eğitimde liyakat ilkesinin ayaklar altına alınmasıdır. Umut edilir ki, yetkililer bu skandalı hızla soruşturur ve benzer uygulamaların önüne geçer. Aksi halde çocuklarımızın eğitimi, şirketlerin insafına terk edilmiş demektir.