2 Temmuz 1993... Sivas’ta Madımak Oteli’nde 33 aydın ve sanatçı yakılarak katledildi. O sabah Prof. Dr. Rüçhan Işık, Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) Türkiye direktörü olarak görev yapıyordu. Işık, katliamın ardından yaşadıklarını ve dönemin siyasi atmosferini anlattı. ILO’nun Türkiye ofisi, olayın hemen ardından bir bildiri yayımlayarak faillerin cezalandırılmasını istedi. Ancak hukuki süreç yıllarca sürdü.
Katliamın Sabahı
Rüçhan Işık, o sabahı şöyle anlatıyor: “Gazeteleri açtığımda büyük bir şok yaşadım. Bir otel yakılmış, içindeki insanlar öldürülmüştü. ILO olarak hemen bir kriz masası oluşturduk. Türkiye’nin uluslararası arenadaki imajı ciddi şekilde zedelenmişti.” ILO, sivil toplum kuruluşları ve sendikalarla koordinasyon halinde çalışarak faillerin yargılanmasını talep etti. Dönemin hükümeti ise olayın provokasyon olduğunu savunuyordu.
Hukuki ve Politik Süreç
Işık, “ILO üyesi ülkeler, Türkiye’yi insan hakları ihlalleri konusunda uyardı. Biz de raporlar hazırladık. Ancak iç siyasi dengeler nedeniyle süreç tıkandı” dedi. Davada yargılananların çoğu beraat etti, sadece birkaç kişi ceza aldı. Işık, “Olayın siyasi bir boyutu olduğu açıktı. Dönemin koalisyon hükümeti, Sivas’ta yaşananları bir an önce unutturmak istedi” ifadelerini kullandı.
Bugün Sivas katliamı, Türkiye’de laiklik ve ifade özgürlüğü tartışmalarının sembolü olarak anılıyor. Işık, “Gerçek bir yüzleşme yaşanmadı. Kurbanların aileleri hala adalet bekliyor” diyerek sözlerini noktaladı. ILO’nun o dönemki çabaları, uluslararası camiada hafızalarda kalsa da, yerel düzeyde kalıcı bir çözüme ulaşılamadı.