İstanbul Şişli'de 2016 yılında öldürülen ünlü 'Mezdeke' dans grubu üyesi Aynur Kanbur cinayetinin faillerinden olduğu iddia edilen Bülent Gündüz, polis ekipleri tarafından 10 yıl aradan sonra yakalandı. Zanlının evinde yapılan aramada, uzun namlulu silah, çok sayıda fişek ve gaz maskesi ele geçirildi. Cinayeti itiraf eden Gündüz'ün, Kanbur'u 'dansözlük yaptığı için' öldürdüğünü söylediği öğrenildi.
Cinayet ve soruşturma süreci
Olay, 2016 yılının Mayıs ayında İstanbul Şişli'de meydana geldi. Mezdeke dans grubunun eski üyelerinden Aynur Kanbur, evinde bıçaklanarak öldürülmüş halde bulundu. Cinayetin ardından yapılan soruşturmada, Kanbur'un eski sevgilisi olduğu iddia edilen Bülent Gündüz'ün izine rastlanmış ancak şüpheli uzun süre yakalanamamıştı. Polis ekipleri, 10 yıl boyunca Gündüz'ün peşini bırakmadı. Nihayet geçtiğimiz günlerde, istihbarat çalışmaları sonucu zanlı adresi tespit edilerek gözaltına alındı.
Zanlının evinde cephanelik
Gündüz'ün evinde yapılan aramada, bir adet uzun namlulu tüfek, çok sayıda fişek, bir adet gaz maskesi ve çeşitli kesici aletler ele geçirildi. Polis yetkilileri, evin adeta bir cephanelik gibi düzenlendiğini belirtti. Zanlının, cinayet öncesinde planlı bir şekilde hazırlık yaptığı değerlendiriliyor. Gündüz'ün ifadesinde, Kanbur'u 'dansözlük yaptığı için' öldürdüğünü itiraf ettiği öğrenildi. Bu ifade, cinayetin arkasındaki saikler açısından kamuoyunda büyük yankı uyandırdı.
Toplumsal tepkiler
Aynur Kanbur cinayeti, kadın cinayetlerine ve dansözlük mesleğine yönelik ayrımcılığa dikkat çekti. Kadın örgütleri, cinayeti kınarken, olayın failinin 10 yıl boyunca yakalanamamasına tepki gösterdi. Özellikle zanlının 'dansözlük' gerekçesiyle cinayeti işlemesi, kadınların iş seçimleri nedeniyle hedef alınmasına karşı mücadelenin önemini bir kez daha ortaya koydu. Şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Soruşturma kapsamında, Gündüz'ün geçmişte benzer suçlardan kaydı olup olmadığı araştırılıyor.
Olayın bağlamı
Bu olay, Türkiye'de kadın cinayetlerinin ve ayrımcılığın boyutlarını gözler önüne seriyor. Kadınların meslek seçimi veya hayat tarzı nedeniyle şiddete uğraması, toplumsal bir yara olarak varlığını sürdürüyor. Mezdeke gibi kültürel bir değer olan dans topluluğunun bir üyesine yönelik bu saldırı, sanatçı toplumunda da derin üzüntü yarattı. Hukuk sürecinin adil bir şekilde işlemesi, hem mağdurun ailesi hem de kamuoyu açısından büyük önem taşıyor. Adalet sisteminin bu tür vakalarda caydırıcılığı artırması gerektiği bir kez daha vurgulanıyor.