Sırbistan, 27 Ağustos'ta Hollanda'nın Lahey kentindeki hapishanede hayatını kaybeden soykırım suçlusu Ratko Mladiç'in cenazesini Belgrad'da askeri törenle karşıladı. 1995 Srebrenitsa soykırımının baş sorumlusu olarak ömür boyu hapse mahkûm edilen Mladiç'in naaşı, Sırbistan hükümeti tarafından resmi bir törenle karşılandı. Belçika, bu törene sert tepki göstererek, "Bosna Kasabı"nın insanlığa karşı suç işlemiş bir hükümlü olduğunu ve resmi tören düzenlenmesinin kabul edilemez olduğunu bildirdi.
Uluslararası Tepkiler ve Belçika'nın Açıklaması
Belçika Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, "Ratko Mladiç, 8.000'den fazla Boşnak erkek ve gencin katledilmesinden sorumlu bir savaş suçlusudur. Böyle bir kişiye devlet töreni düzenlenmesi, uluslararası hukuka ve adalete saygısızlıktır" denildi. Avrupa Birliği yetkilileri de töreni "endişe verici" olarak nitelendirirken, Bosna-Hersek'ten gelen ilk tepkiler ise öfke dolu. Srebrenitsa Anneleri Derneği, "Bu tören, kurbanların anısına yapılmış en büyük hakarettir" ifadelerini kullandı.
Mladiç'in avukatı Branko Lukić, müvekkilinin vasiyeti üzerine cenazesinin Belgrad'da toprağa verileceğini açıkladı. Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić ise törenle ilgili herhangi bir açıklama yapmaktan kaçındı; ancak hükümete yakın kaynaklar, törenin "insani bir görev" olduğunu savundu.
Srebrenitsa Soykırımı ve Mladiç'in Suçları
Ratko Mladiç, 1992-1995 Bosna Savaşı sırasında Bosna Sırp Cumhuriyeti Ordusu'nun başkomutanıydı. Temmuz 1995'te Srebrenitsa'da Birleşmiş Milletler'in "güvenli bölge" ilan ettiği enclave'e saldırarak 8.000'den fazla Boşnak erkeği ve genci katlettirdi. Bu katliam, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra Avrupa'daki en büyük toplu kıyım olarak kayıtlara geçti. Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICTY), 2017'de Mladiç'i soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarından ömür boyu hapse mahkûm etti. 2021'de temyiz başvurusu reddedildi ve cezası kesinleşti.
Mladiç, 2011 yılında Sırbistan'da yakalanana kadar 16 yıl boyunca firariydi. Yakalanması, Sırbistan'ın AB üyelik sürecinde önemli bir adım olarak görülmüştü. Ancak son dönemde Sırbistan'ın milliyetçi söylemi artması, Batı ile ilişkileri gerginleştirmiş durumda.
Cenaze Töreninin Ayrıntıları
Belgrad'daki askeri tören, şehrin en büyük kilisesi olan Aziz Sava Tapınağı'nda gerçekleşti. Törene Sırbistan ordusundan üst düzey subaylar, gaziler ve az sayıda sivil katıldı. Mladiç'in tabutu, Sırbistan bayrağına sarılı olarak taşındı. Askeri bando eşliğinde yapılan tören, yaklaşık bir saat sürdü. Törenin ardından Mladiç'in naaşı, ailesi tarafından alınarak Belgrad yakınlarındaki bir mezarlıkta defnedildi.
Uluslararası basın, töreni "skandal" olarak nitelendirirken, Sırbistan hükümeti törenin "ailevi bir mesele" olduğunu ve devletin resmi bir tören düzenlemediğini öne sürdü. Ancak görüntülerde askeri birliklerin ve devlet erkanının törende hazır bulunması, bu açıklamayı çürüttü.
Balkanlar'da Gerilim Yeniden Yükseliyor
Mladiç'in ölümü ve ardından yaşanan tören krizi, Balkanlar'da zaten kırılgan olan ilişkileri daha da gerdi. Bosna-Hersek, Sırbistan'ın bu tavrını "provokasyon" olarak değerlendirdi ve Belgrad büyükelçisini geri çağırmayı düşündüğünü açıkladı. Kosova da töreni kınayan açıklamalar yaptı.
Avrupa Birliği, Sırbistan'dan "soykırımı inkâr etmeme ve suçluları yüceltmeme" konusunda taahhütlerini hatırlattı. Sırbistan'ın AB üyelik müzakereleri, bu tür olaylar nedeniyle sekteye uğrayabilir. Öte yandan Rusya, töreni "Sırbistan'ın iç meselesi" olarak nitelendirerek Batı'yı ikiyüzlülükle suçladı.
Uzmanlar, Mladiç'in ölümünün ardından Sırbistan'da milliyetçi duyguların kabardığını ve hükümetin bu durumu iç siyasette kullanabileceğini belirtiyor. 2023 seçimleri öncesinde Vučić hükümeti, milliyetçi seçmene mesaj vermek için bu tür adımlar atabiliyor.
Sonuç olarak, Ratko Mladiç'e devlet töreni düzenlenmesi, sadece kurban yakınlarını değil, uluslararası toplumu da derinden sarstı. Sırbistan'ın bu tutumu, Avrupa'nın ortasında hâlâ çözülemeyen savaş suçları sorununu ve adalet arayışını gözler önüne seriyor. Uluslararası hukukun temel ilkeleri, soykırım suçlularının bile devlet töreniyle onurlandırılmasının kabul edilemez olduğunu vurguluyor. Balkanlar'da kalıcı barış için, geçmişle yüzleşme ve suçluları yüceltmeme konusunda samimi adımlar atılması şart.