2003 yılında SSK’dan emekli olan Dursun Y., 21 Eylül 1979 ile 1 Temmuz 1984 tarihleri arasında sıkıyönetim döneminde Mamak Cezaevi’nde kaldı ve sonrasında beraat etti. Bu sürelerin emeklilik borçlanması kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve emekli aylığına olası etkisi, okuyucumuz tarafından gündeme getirildi. Konunun hukuki boyutu ve uygulama detayları haberimizde ele alınıyor.
Borçlanma Hakkı ve Yasal Dayanak
Emeklilik borçlanması, sigortalıların çeşitli nedenlerle prim ödemedikleri dönemleri sonradan ödeyerek hizmet sürelerine eklemelerine olanak tanır. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 41. maddesi, askerlik borçlanması, doğum borçlanması, yurtdışı borçlanması gibi çeşitli borçlanma türlerini düzenler. Bununla birlikte, “sıkıyönetim döneminde cezaevinde geçen ve beraatle sonuçlanan süreler” için özel bir borçlanma hükmü bulunmamaktadır.
Cezaevi Sürelerinin Borçlanma Kapsamı
Genel olarak, cezaevinde geçen süreler, hükümlülük veya tutukluluk hali devam ettiği sürece sigortalı çalışma olarak kabul edilmez ve prim ödenmez. Ancak, kişinin tutuklu kaldığı veya cezaevinde yattığı dönem sonradan beraatle sonuçlanırsa, bu sürelerin “geçmişe dönük olarak” sigortalı sayılması veya borçlanması mümkün değildir. Yüksek yargı kararları ve Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) uygulamaları, beraat eden kişilerin cezaevinde geçen sürelerini 5510 sayılı Kanun kapsamında borçlanamayacağı yönündedir.
Dursun Y.’nin durumunda, sıkıyönetim dönemi askeri mahkeme yargılaması ve beraat söz konusudur. Bu dönem, olağanüstü hal kapsamında değerlendirilse de, mevcut sosyal güvenlik mevzuatı cezaevinde geçen süreler için borçlanma imkânı tanımamaktadır. SGK, bu tür talepleri genellikle reddetmektedir.
Emekli Aylığına Etkisi
Borçlanma yapılamayacağından, bu süreler emekli aylığı hesaplamasında dikkate alınmayacaktır. Dursun Y.’nin emekli aylığı, mevcut hizmet süresi, prime esas kazançları ve güncelleme katsayısına göre belirlenmiştir. Geriye dönük borçlanma yapılamadığı için aylık miktarında bir değişiklik olmayacaktır. Ancak, sıkıyönetim döneminde mağdur edilen bireyler için farklı düzenlemeler (örneğin, mağduriyet tazminatı) söz konusu olabilir. Bu konuda adalet bakanlığına veya ilgili hukuk birimlerine başvurulması önerilir.
Bağlam ve Değerlendirme
Sıkıyönetim dönemleri, Türkiye’de demokrasi ve hukuk tarihi açısından hassas bir konudur. 1979-1984 arası, 12 Eylül 1980 askeri darbesi öncesi ve sonrasını kapsayan bir dönemdir. Bu süreçte birçok kişi yargılanmış, cezaevine girmiş ve beraat etmiştir. Emeklilik borçlanması konusu, mağdurların sıkça gündeme getirdiği bir taleptir. Ancak mevcut yasal düzenlemeler, bu tür mağduriyetleri gidermede yetersiz kalmaktadır. Toplumsal adalet ve geçmişle yüzleşme bağlamında, bu tür sürelerin borçlanma kapsamına alınması için yasal bir düzenleme yapılması kamuoyunda zaman zaman tartışılmaktadır. Dursun Y.’nin sorusu, bu alandaki hukuki boşluğu ve mağduriyetlerin devam ettiğini göstermektedir.