Türkiye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayesinde yürütülen Sıfır Atık Projesi sayesinde 2017'den bu yana 74,5 milyon ton atığı ekonomiye kazandırdı. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı verilerine göre, geri kazanım oranı yüzde 13'ten yüzde 35'e yükselirken, proje kapsamında 1,8 milyon ton sera gazı salımı da engellendi. Bu gelişmeler, küresel atık yönetimi pazarının kentleşme ve sürdürülebilirlik politikalarıyla 2034 yılına kadar 33,6 milyar dolara ulaşacağı öngörüsüyle örtüşüyor.
Atık yönetiminde dönüşüm ve istihdam
Sıfır Atık Projesi, atık yönetimi sektöründe önemli bir dönüşüm sağladı. Proje sayesinde 5 bin 500'ün üzerinde kamu binasında sıfır atık yönetim sistemine geçilirken, 180 binin üzerinde kurum ve kuruluşta da uygulama başlatıldı. Geri dönüşüm tesislerinin sayısı 2 bin 500'e ulaşırken, sektörde doğrudan ve dolaylı olarak 100 bin kişiye istihdam sağlandı. Bakanlık, 2035 yılına kadar geri kazanım oranını yüzde 60'a çıkarmayı hedefliyor.
Küresel atık yönetimi pazarı büyüyor
Dünya genelinde atık yönetimi ekipmanları pazarı, artan kentleşme ve katı atık miktarına bağlı olarak hızlı bir büyüme gösteriyor. 2024'te 21,3 milyar dolar olan pazar büyüklüğünün, 2034'te 33,6 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bu büyümede, gelişmiş ülkelerdeki modernizasyon yatırımları ve gelişmekte olan ülkelerdeki yeni atık toplama sistemleri etkili oluyor. Türkiye ise bu pazarda özellikle geri dönüşüm teknolojileri ve atıktan enerji üretimi alanında yatırımlarla yer alıyor.
Uluslararası iş birliği ve destek
Sıfır Atık Projesi, uluslararası platformlarda da takdir topladı. Proje, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) tarafından desteklenen örnek uygulamalar arasında gösterilirken, Emine Erdoğan, BM Genel Kurulu'nda projeyi tanıttı. Ayrıca, Türkiye'nin atık yönetimi alanındaki tecrübesi, Balkanlar ve Orta Asya ülkelerine teknik destek sağlanması yoluyla paylaşılıyor. Bu iş birliği, küresel atık yönetimi pazarında Türkiye'nin konumunu güçlendiriyor.
Türkiye'nin Sıfır Atık Projesi'yle elde ettiği başarı, çevre politikalarının ekonomiye katkısı açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Ancak atık yönetiminde döngüsel ekonomi modeline tam geçiş için atık azaltma ve yeniden kullanım kültürünün yaygınlaştırılması gerekiyor. Mevcut ivme korunursa, Türkiye'nin 2035 hedeflerine ulaşması ve küresel pazarda daha güçlü bir aktör haline gelmesi mümkün görünüyor.