Emine Erdoğan, 9 yıl önce başlatılan Sıfır Atık Projesi'nin dünyanın en büyük çevre hareketine dönüştüğünü ifade etti. Erdoğan, projenin sadece atık yönetimi olmadığını, aynı zamanda kaynakların kıymetini bilme felsefesini içerdiğini belirtti. "Sıfır Atık, yalnızca neyi attığımızla değil, neyin kıymetini bildiğimizle ilgilidir" diyen Erdoğan, projenin 9. yılında önemli mesajlar verdi.
Sıfır Atık Projesi'nin Başlangıcı ve Gelişimi
Sıfır Atık Projesi, 2017 yılında Emine Erdoğan'ın himayesinde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı (şimdiki adıyla Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı) tarafından başlatıldı. Projenin temel amacı, atık oluşumunu önlemek, atıkları kaynağında ayrıştırmak ve geri dönüşüme kazandırmak olarak belirlendi. İlk etapta kamu kurumlarında pilot uygulamalarla başlayan proje, kısa sürede tüm Türkiye'ye yayıldı. 2018'de Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle tüm kamu kurumlarında zorunlu hale getirildi. 2019'da ise Sıfır Atık Yönetmeliği yayımlanarak yasal çerçeve oluşturuldu.
Proje kapsamında, atıkların kaynağında ayrıştırılması için eğitimler verildi, altyapı yatırımları yapıldı ve geri dönüşüm tesisleri kuruldu. 2023 itibarıyla, Türkiye genelinde 100 binden fazla kurum ve kuruluş Sıfır Atık Yönetim Sistemi'ne dahil oldu. Proje sayesinde, 2017-2023 arasında toplamda 40 milyon ton atık geri dönüştürüldü ve ekonomiye yaklaşık 100 milyar TL katkı sağlandı. Ayrıca, 3 milyon ton sera gazı salımı engellendi.
Dünyaya Yayılan Bir Hareket: Uluslararası Boyut
Sıfır Atık Projesi, sadece Türkiye'de değil, uluslararası alanda da yankı uyandırdı. 2019'da Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu'nda Türkiye'nin önerisiyle 30 Mart, "Uluslararası Sıfır Atık Günü" ilan edildi. Bu karar, 105 ülkenin desteğiyle kabul edildi. BM Çevre Programı (UNEP) ve diğer uluslararası kuruluşlar, projeyi örnek göstererek diğer ülkelere tavsiye etti. Emine Erdoğan, 2022'de BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'e Sıfır Atık konusunda danışmanlık yapmak üzere atandı. Bu görev, projenin küresel ölçekte tanınırlığını artırdı.
Proje, aynı zamanda çeşitli uluslararası ödüller kazandı. 2021'de Dünya Bankası tarafından "En İyi Çevre Projesi" seçildi. 2022'de ise Avrupa Komisyonu tarafından "Sürdürülebilirlik Lideri" ödülüne layık görüldü. Emine Erdoğan, katıldığı uluslararası toplantılarda projeyi tanıtarak diğer ülkelere ilham verdi. Bugün, 30'dan fazla ülke Sıfır Atık modelini kendi ülkelerinde uygulamaya başladı.
Türkiye'de Günlük Hayata Etkileri
Sıfır Atık Projesi, Türkiye'de günlük yaşamı da dönüştürdü. Okullarda, hastanelerde, alışveriş merkezlerinde ve evlerde atık ayrıştırma kutuları standart hale geldi. Belediyeler, geri dönüşüm toplama sistemlerini genişletti. Vatandaşlar, plastik, kağıt, cam ve metal atıkları ayrı ayrı biriktirerek geri dönüşüme katkı sağlıyor. 2023 verilerine göre, Türkiye'deki geri dönüşüm oranı %13'ten %22'ye yükseldi. Bu oran, AB ortalamasının altında olsa da önemli bir ilerleme kaydedildi.
Proje, aynı zamanda istihdam yarattı. Geri dönüşüm sektöründe 200 binden fazla kişi çalışıyor. Atık toplama ve ayrıştırma tesislerinde yeni iş imkanları doğdu. Kadın kooperatifleri, geri dönüşüm ürünleri üreterek ekonomik kazanç elde ediyor. Örneğin, İstanbul'da bir kadın kooperatifi, atık kumaşlardan çanta ve giysi üretiyor. Bu tür girişimler, projenin sosyal boyutunu da gözler önüne seriyor.
Gelecek Hedefleri ve Zorluklar
Sıfır Atık Projesi'nin 2023 hedefleri arasında geri dönüşüm oranını %35'e çıkarmak, 2025'te ise %60'a ulaşmak yer alıyor. Ancak, projenin önünde bazı zorluklar bulunuyor. Bunların başında, toplumun tüm kesimlerinde farkındalık eksikliği ve altyapı yetersizlikleri geliyor. Özellikle kırsal bölgelerde geri dönüşüm tesisleri yetersiz. Ayrıca, plastik kullanımının azaltılması için daha fazla düzenlemeye ihtiyaç duyuluyor. Emine Erdoğan, bu konuda kararlı olduklarını ve projeyi daha da ileri taşıyacaklarını belirtti.
Projenin başarısı, bireysel katılımın yanı sıra politik destek ve yatırımlarla mümkün görünüyor. Sıfır Atık, çevre bilincini artırarak gelecek nesillere daha temiz bir dünya bırakma hedefi taşıyor. 9 yılda önemli mesafe kat eden proje, dünya çapında bir çevre hareketine dönüşerek Türkiye'nin uluslararası alanda itibarını da güçlendirdi. Ancak, sürdürülebilir bir gelecek için çalışmaların hız kesmeden devam etmesi gerekiyor.