Sağlık Bakanlığı'nın sezaryen oranlarını düşürmek amacıyla başlattığı denetimler ve hekimlere yönelik yaptırımlar, sağlık camiasında tartışmalara yol açtı. İstanbul Tabip Odası (İTO) Genel Sekreteri Op. Dr. Irmak Saraç, yaklaşık 700 hekimin dosyasının incelendiğini belirterek, sezaryen oranlarındaki artışın yalnızca kadınların tercihlerine indirgenemeyeceğini söyledi. Uzmanlar, doğum yöntemi tercihinin bilimsel veriler ve tıbbi gereklilikler doğrultusunda yapılması gerektiğini, siyasi baskı veya bilim dışı söylemlerle yönlendirilmemesi gerektiğini vurguluyor.
Denetimler ve Yaptırımlar Hekimleri Endişelendiriyor
Sağlık Bakanlığı'nın son dönemde sezaryen oranlarını düşürmek için başlattığı denetimler, hekimler üzerinde baskı oluşturuyor. İTO Genel Sekreteri Op. Dr. Irmak Saraç, "Yaklaşık 700 hekimin dosyası inceleniyor. Bu denetimler, hekimlerin tıbbi kararlarını sorgulamalarına ve gereksiz yere endişe duymalarına neden oluyor. Sezaryen oranlarındaki artış, yalnızca kadınların tercihlerinden kaynaklanmıyor; tıbbi endikasyonlar, hekimlerin klinik değerlendirmeleri ve sistemik faktörler de etkili" dedi.
Kadın doğum uzmanları, sezaryen kararının anne ve bebek sağlığı açısından hayati önem taşıdığını belirtiyor. Tıbbi olarak gerekli durumlarda sezaryenin hayat kurtarıcı olduğunu vurgulayan uzmanlar, gereksiz sezaryenlerin önlenmesi için hekimlerin değil, sistemin iyileştirilmesi gerektiğini savunuyor. Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği (TJOD) tarafından yapılan açıklamada, "Sezaryen oranlarını düşürmek için öncelikle doğum hizmetlerinin kalitesi artırılmalı, normal doğum teşvik edilmeli ancak tıbbi gereklilikler göz ardı edilmemelidir" ifadeleri kullanıldı.
Kadınların Tercihleri mi, Sistem mi?
Sezaryen oranlarının yüksekliği tartışılırken, kadınların doğum tercihleri üzerindeki etkiler de mercek altında. Bazı kadın doğum uzmanları, sezaryenin planlanabilir olması, doğum korkusu ve ağrı endişesi gibi nedenlerle hastaların talebi olabileceğini belirtiyor. Ancak uzmanlar, bu tercihlerin altında yatan nedenlerin iyi analiz edilmesi gerektiğini söylüyor. Op. Dr. Irmak Saraç, "Kadınların sezaryen talebi, çoğu zaman yeterli bilgilendirilme yapılmaması, doğum sürecine ilişkin korkular veya sosyal baskılar nedeniyle ortaya çıkabiliyor. Bu noktada hekimlere büyük görev düşüyor; ancak hekimleri suçlamak çözüm değil" diye konuştu.
Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'de sezaryen oranı yüzde 50'nin üzerinde seyrediyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), ideal sezaryen oranının yüzde 10-15 arasında olması gerektiğini belirtiyor. Oranların yüksekliğinde, hasta talebinin yanı sıra özel hastanelerin sezaryeni teşvik eden uygulamaları, hekimlerin malpraktis korkusu ve doğum salonlarının yetersizliği gibi faktörler de etkili. Bu nedenle, sorunun tek bir nedene bağlanması bilimsel gerçeklerle örtüşmüyor.
Bilim Dışı Söylemler ve Siyasi Baskılar
Uzmanlar, son dönemde sezaryen karşıtı söylemlerin arttığına ve bu söylemlerin bilimsel temelden yoksun olduğuna dikkat çekiyor. Kadın Sağlığı Derneği Başkanı Prof. Dr. Ayşe Kaya, "Sezaryen, tıbbi bir müdahaledir ve gerekli olduğunda hayat kurtarır. Ancak son zamanlarda sezaryen karşıtı kampanyalar, kadınları suçlayıcı bir dil kullanıyor. Bu, kadınların doğum tercihlerini özgürce yapmalarını engelliyor ve onları gereksiz risklere sürükleyebiliyor" dedi.
Siyasi baskıların da hekimlerin kararlarını etkileyebileceği belirtiliyor. Sağlık Bakanlığı'nın denetimleri, bazı hekimlerin sezaryen kararlarını gözden geçirmesine neden olurken, bazıları da gereksiz sezaryenden kaçınmak adına normal doğumu zorlayabiliyor. Ancak bu durum, anne ve bebek sağlığını riske atabiliyor. Op. Dr. Irmak Saraç, "Hekimler, tıbbi endikasyonlar doğrultusunda karar vermeli; siyasi veya idari baskılarla değil. Aksi halde, istenmeyen sonuçlar ortaya çıkabilir" uyarısında bulundu.
Öte yandan, sezaryen oranlarını düşürmeye yönelik politikaların bilimsel verilerle desteklenmesi gerektiği vurgulanıyor. DSÖ, sezaryen oranlarını düşürmek için tek başına yaptırımların yeterli olmadığını, doğum öncesi bakımın güçlendirilmesi, normal doğumun teşvik edilmesi ve kadınların bilinçlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.
Öncelik: Sağlıklı Doğum
Uzmanlar, doğum yöntemi tartışmalarında odağın "sağlıklı doğum" olması gerektiğini hatırlatıyor. Her doğumun kendine özgü olduğunu ve tıbbi gereklilikler çerçevesinde en uygun yöntemin seçilmesi gerektiğini belirten uzmanlar, kadınların doğum tercihlerinin bilim dışı söylemlerle yönlendirilmemesi gerektiğini söylüyor. İTO Genel Sekreteri Op. Dr. Irmak Saraç, "Amacımız sezaryen oranlarını düşürmek değil, gereksiz sezaryenleri önlemek ve anne-bebek sağlığını korumak olmalı. Bu nedenle, hekimlere yönelik yaptırımlar yerine, doğum hizmetlerinin kalitesini artıracak politikalar geliştirilmeli" dedi.
Sonuç olarak, sezaryen tartışması, tıbbi, etik ve sosyal boyutları olan karmaşık bir konu. Kadınların doğum tercihlerinin bilimsel veriler ışığında, özgür iradeyle ve hekimlerin tıbbi değerlendirmeleri doğrultusunda yapılması gerekiyor. Sağlık Bakanlığı'nın denetimleri ve yaptırımları, hekimleri baskı altına almak yerine, sistemi iyileştirmeye yönelik olmalı. Unutulmamalıdır ki, öncelik her zaman sağlıklı bir doğum ve sağlıklı bir anne-bebek ikilisidir.