İstanbul, 28 Eylül 2026 – Türkiye'de finans piyasaları, 'MONEYpülasyon' adı verilen bir manipülasyon iddiasıyla çalkalanıyor. İddiaya göre, serbest piyasa görünümü altında bazı aktörler döviz ve tahvil piyasalarında yapay fiyat hareketleri yaratarak haksız kazanç sağlıyor. Siyasi partiler ve ekonomistler, olayın 'serbest piyasa' söylemini sorgularken, hükümetten henüz resmi bir açıklama gelmedi.
MONEYpülasyon Nedir, Nasıl Ortaya Çıktı?
MONEYpülasyon terimi, 'money' (para) ve 'manipülasyon' kelimelerinin birleşiminden türetilmiş olup, özellikle büyük hacimli işlemlerle piyasa fiyatlarını yapay olarak etkileme anlamında kullanılıyor. İlk olarak 28 Eylül 2026 sabahı saatlerinde sosyal medyada gündeme gelen iddialar, kısa sürede ana akım medyaya taşındı. İddiaya göre, bir grup yatırımcı ve aracı kurum, Merkez Bankası'nın faiz kararı öncesinde döviz kurlarında dalgalanma yaratarak spekülatif kazanç elde etti. Konuya yakın kaynaklar, bu işlemlerin 'serbest piyasa' kuralları içinde görünse de aslında koordineli bir manipülasyon olduğunu öne sürüyor.
Ekonomist Prof. Dr. Ayşe Demir, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, "Piyasalarda şeffaflık eksikliği, bu tür manipülasyonlara zemin hazırlıyor. Eğer iddialar doğruysa, bu sadece ekonomik değil, aynı zamanda siyasi bir krizdir" dedi. Demir, 2025 yılında başlatılan finansal serbestleşme reformlarının denetim mekanizmalarını zayıflattığını savundu.
Siyasi Yansımalar ve Tepkiler
Olayın siyasi boyutu da hızla genişliyor. Muhalefet partileri, hükümeti 'piyasaları korumakla' görevli kurumları siyasi baskı altına almakla suçluyor. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, yaptığı yazılı açıklamada, "Serbest piyasa değil, MONEYpülasyon! Bu düzen, vatandaşın cebinden çalıp yandaşa aktarma düzenidir" ifadelerini kullandı. İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener ise, "Sermaye Piyasası Kurulu ve Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) derhal harekete geçmeli, sorumlular hesap vermeli" çağrısında bulundu.
İktidar kanadından ise henüz net bir yanıt gelmedi. Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan yapılan kısa açıklamada, 'konunun incelendiği' belirtildi. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü, günlük basın toplantısında soruya yanıt olarak, "Spekülasyonlara itibar edilmemeli, piyasalarımız güçlüdür" demekle yetindi. Ancak bu açıklamalar, piyasalardaki tedirginliği gidermedi.
Piyasa Verileri ve Olası Etkiler
28 Eylül 2026 itibarıyla Borsa İstanbul'da BIST 100 endeksi gün içinde yüzde 2,3 değer kaybederken, dolar/TL kuru 28,45 seviyesinden 29,10'a yükseldi. Tahvil faizleri ise 150 baz puan artışla yüzde 24,7'ye çıktı. Ekonomistler, manipülasyon iddialarının doğrulanması halinde yabancı yatırımcı güveninin sarsılacağını ve sermaye çıkışının hızlanabileceğini belirtiyor. Öte yandan, Merkez Bankası'nın olağanüstü toplanarak faiz koridorunu genişletmesi bekleniyor.
Uluslararası derecelendirme kuruluşu Moody's, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, 'Türkiye'nin kredi notu üzerindeki etkileri izliyoruz' dedi. Bu açıklama, piyasalardaki satış baskısını daha da artırdı.
Arka Plan: 2025 Reformları ve Denetim Boşluğu
MONEYpülasyon iddialarının temeli, 2025 yılında yürürlüğe giren 7392 sayılı Finansal Serbestleşme ve Denetim Reformu'na dayanıyor. Bu reformla birlikte, vadeli işlemler ve türev piyasalar üzerindeki gözetim yetkisi kısmen özel sektöre devredilmiş, SPK'nın denetim kadrosu yüzde 20 oranında azaltılmıştı. Reformun mimarları, 'piyasa disiplini' ve 'öz denetim' vurgusu yaparken, muhalefet o dönemde de 'denetimsizlik felakete yol açar' uyarısında bulunmuştu.
2025'in son çeyreğinde benzer bir manipülasyon girişimi iddiası ortaya atılmış ancak hükümet tarafından 'asılsız' olarak nitelendirilmişti. Şimdi ise iddiaların somut belgelerle desteklendiği öne sürülüyor. Konuya ilişkin olarak SPK'nın hafta içinde bir basın toplantısı düzenlemesi bekleniyor.
Bağımsız Değerlendirme
MONEYpülasyon skandalı, Türkiye'de serbest piyasa söyleminin ne kadar gerçekçi olduğunu bir kez daha tartışmaya açıyor. Piyasaların düzenleyici kurumlar tarafından yeterince denetlenmediği bir ortamda, 'serbestlik' kaçınılmaz olarak manipülasyona davetiye çıkarıyor. Olayın siyasi boyutu, ekonomik istikrarın ötesinde bir güven sorununa işaret ediyor. Hükümetin şeffaf bir soruşturma başlatması, hem piyasa aktörleri hem de vatandaşlar için elzem görünüyor. Aksi halde, 'MONEYpülasyon' kavramı, yakın gelecekte Türkiye ekonomisinin kara lekesi olarak anılabilir.