Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Sera Kadıgil hakkında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik hakaret ve tehdit içerdiği öne sürülen sözleri nedeniyle resen soruşturma başlattı. Soruşturmanın, Kadıgil'in sosyal medya hesapları üzerinden yaptığı paylaşımlar ve katıldığı televizyon programlarındaki ifadeleri kapsadığı öğrenildi. Başsavcılık, suç duyurusu üzerine harekete geçerken, sürecin gizlilikle yürütüldüğü bildirildi.
Soruşturmanın Gerekçesi
Edinilen bilgilere göre, Sera Kadıgil'in son dönemde muhalefet partilerinin ortak mitinglerinde ve çeşitli platformlarda Cumhurbaşkanı Erdoğan'a yönelik sert eleştirilerde bulunduğu, bu eleştirilerin hakaret ve tehdit boyutuna ulaştığı iddia edildi. Başsavcılık, Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesi kapsamında "Cumhurbaşkanına hakaret" ve 106. maddesi kapsamında "tehdit" suçlarından soruşturma başlattı. Soruşturma dosyasında, Kadıgil'in sözlerine ilişkin video kayıtları ve sosyal medya paylaşımlarının delil olarak yer aldığı belirtiliyor.
Soruşturma kapsamında, Kadıgil'in ifadesine başvurulması bekleniyor. Milletvekili dokunulmazlığı konusunun ise Anayasa ve TBMM İçtüzüğü çerçevesinde değerlendirileceği ifade ediliyor. TBMM'de grubu bulunan TİP'in konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapmadığı görüldü.
Siyasi Tepkiler
Gelişme, siyasi partiler arasında yankı uyandırdı. Ana muhalefet partisi Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) sözcüleri, soruşturmayı "düşünce özgürlüğüne müdahale" olarak nitelendirirken, iktidar partisi AK Parti kanadından ise "hiç kimsenin Cumhurbaşkanı'na hakaret etme hakkı olmadığı" yönünde açıklamalar geldi. TİP Genel Başkanı Erkan Baş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Sera Kadıgil'in sözleri muhalefetin meşru eleştiri sınırları içindedir. Bu soruşturma tamamen siyasi bir hamledir" dedi.
Kadıgil'den İlk Açıklama
Sera Kadıgil, hakkında başlatılan soruşturmaya ilişkin yazılı bir açıklama yaparak, "Benim söylemlerim anayasal güvence altındaki eleştiri sınırları içindedir. Bu soruşturma, muhalefeti susturma çabasıdır. Hukuki süreçte savunmamı yapacağım" dedi. Kadıgil, ayrıca "Cumhurbaşkanına hakaret" suçlamasının kabul edilemez olduğunu belirterek, "Tehdit etmek ne haddime, ben sadece halkın sorunlarını dile getiriyorum" ifadelerini kullandı.
Benzer Davalar ve Yargı Süreci
Türkiye'de son yıllarda Cumhurbaşkanı'na hakaret suçlamasıyla açılan davalar sıklıkla gündeme geliyor. Özellikle sosyal medya kullanıcıları ve muhalefet mensupları hakkında açılan bu tür davalar, ifade özgürlüğü tartışmalarını da beraberinde getiriyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye'deki bazı davalarda ifade özgürlüğünün ihlal edildiği yönünde kararlar vermişti. Ancak Türk yargısı, emsal kararları farklı şekilde yorumlayabiliyor. Bu kapsamda Kadıgil'in davasının, Türkiye'deki ifade özgürlüğü ve siyasi eleştiri sınırları açısından önemli bir test olacağı değerlendiriliyor.
Süreç, Kadıgil'in milletvekili dokunulmazlığı nedeniyle yargı önüne çıkarılmasının ancak Meclis kararıyla mümkün olabileceği göz önünde bulundurularak ilerliyor. Anayasa'nın 83. maddesi uyarınca, milletvekillerinin yasama dokunulmazlığı bulunuyor; ancak "Cumhurbaşkanına hakaret" suçunun bu kapsamda olmadığına dair farklı yorumlar mevcut. Hukukçular, bu durumun Meclis'te tartışmalara yol açacağını belirtiyor.
Öte yandan, soruşturmanın başlatılması, yaklaşan yerel seçimler öncesinde siyasi gerilimi artırabilir. Muhalefet partileri, bu tür soruşturmaların "sindirme" amaçlı olduğunu savunurken, iktidar partisi "hukuk kurallarının herkes için işlediğini" vurguluyor. Türkiye'nin gündeminde uzun süre yer edinmesi beklenen bu gelişme, hem iç siyasette hem de uluslararası kamuoyunda yankı uyandıracak gibi görünüyor.