İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik yürütülen ‘İmamoğlu Suç Örgütü’ davasında Silivri’de görülen duruşmada, işadamı Mustafa Keleş’in çapraz sorgusu rüşvet iddialarına ilişkin çarpıcı beyanları ortaya çıkardı. Keleş, savcılık makamına yaptığı açıklamalarda, senetle rüşvet alındığını, tapu karşılığında villa tahsis edildiğini öne sürdü. İddialar, kamuoyunda geniş yankı uyandırırken, dosyanın seyrini değiştirebilecek nitelikte.
İddianamede Yer Alan Kritik Deliller
İddianameye göre, Mustafa Keleş’in şirketlerine İBB iştirakleri aracılığıyla usulsüz işler verildiği, karşılığında kendisinden senet yoluyla para tahsil edildiği belirtiliyor. Keleş, duruşmadaki ifadesinde, Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla kendisinden 10 milyon TL değerinde senet alındığını, bu paranın bir kısmının belediye şirketlerindeki üst düzey yöneticilere dağıtıldığını iddia etti. Ayrıca, Silivri’deki bir villanın tapusunun, imar süreçlerinin hızlandırılması karşılığında İmamoğlu’nun yakınına devredildiği öne sürüldü.
Yüzleşme Anında Gerginlik
Duruşmada Keleş ile İmamoğlu arasında sözlü atışmalar yaşandı. Keleş’in “Senetleri ben mi imzalattım, yoksa bana mı imzalattılar?” sorusuna İmamoğlu, “Bu iddialar tamamen iftira ve kumpastır” şeklinde yanıt verdi. Keleş ise, elindeki belgelerin ve senet fotokopilerinin gerçekliğini savunarak, “Benim imzamı inkar edemezsiniz. Tüm belgeler ortada” dedi. Bu gergin anlar, duruşma tutanaklarına da yansıdı.
Mahkeme Başkanı’nın, tarafları sakinleştirmek adına araya girmesiyle oturum devam etti. Keleş’in savunması sırasında, İBB’nin bazı ihalelerinde ‘torpil’ yapıldığına dair detaylar da gündeme geldi. Keleş, özellikle kentsel dönüşüm projelerinde belirli müteahhitlerin kayırıldığını, bu firmaların İmamoğlu’na yakın isimlerle ortaklık kurduğunu iddia etti.
Tapu ve Senet Zinciri
İddianamede yer alan bilgilere göre, Keleş’in firmalarına İBB iştiraki KİPTAŞ üzerinden TIR otoparkı inşaatı işi verildiği, bu iş karşılığında senetlerin Keleş’ten tahsil edildiği belirtiliyor. Ayrıca, Silivri’deki villanın tapusunun, belediyenin imar planı değişikliği sürecinde, Keleş’in ortağı olduğu bir şirket üzerinden İmamoğlu’nun yeğenine devredildiği öne sürülüyor. Tapu kayıtlarının, bu devri doğruladığı iddia ediliyor.
Keleş’in avukatı, müvekkilinin beyanlarının somut delillerle desteklendiğini, tapu kayıtları ve senet fotokopilerinin dosyaya sunulduğunu ifade etti. Ayrıca, banka havaleleri ve şirket hesaplarındaki hareketliliğin de bu iddiaları güçlendirdiğini kaydetti. İmamoğlu cephesi ise, tüm suçlamaları reddederek, bu iddiaların “siyasi kumpas” olduğunu savunuyor.
Davanın Seyri Ve Olası Sonuçları
Bu itiraflar, İmamoğlu’nun siyasi geleceği açısından kritik bir öneme sahip. İddiaların güçlü delillerle desteklenmesi halinde, İmamoğlu’nun yanı sıra üst düzey belediye yöneticilerinin de yargı önünde hesap vermesi gündeme gelebilir. Öte yandan, savunma tarafı, Keleş’in “pişmanlık” hükümlerinden yararlanmak amacıyla iftira attığını öne sürüyor. Mahkeme, önümüzdeki celselerde tanık dinlemelerine ve bilirkişi incelemelerine devam edecek.
Bu gelişmeler, İstanbul kamuoyunda ve siyasi arenada büyük yankı uyandırdı. Ana muhalefet partisi yetkilileri, davanın siyasi bir operasyon olduğunu savunurken, iktidar cephesi ise “yolsuzlukların ortaya çıkacağını” dile getiriyor. Yargı sürecinin nasıl ilerleyeceği merakla bekleniyor.