17 Ağustos 1999 depreminin acı hatırası henüz tazeyken, İstanbul Büyükada açıklarında art arda meydana gelen sarsıntılar bölge halkında tedirginlik yarattı. Yerbilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, yaşanan bu mikro depremlerin, uzun süredir beklenen büyük İstanbul depreminin habercisi olmadığını açıkladı. Üşümezsoy, sarsıntıların bölgedeki küçük fay kırılmalarından kaynaklandığını ve endişe edilecek bir durum olmadığını vurguladı.
Adalar Açıklarındaki Sarsıntılar Ne Anlama Geliyor?
Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü verilerine göre, son 48 saat içinde Büyükada'nın güney açıklarında büyüklükleri 1.5 ile 3.0 arasında değişen onlarca sarsıntı kaydedildi. Bu hareketlilik, özellikle 17 Ağustos depreminin yıl dönümüne denk gelmesi nedeniyle kamuoyunda daha fazla ilgi çekti. Prof. Dr. Üşümezsoy, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, "Bu depremler, Marmara Denizi içindeki küçük fay segmentlerinin stres birikimini boşaltması sonucu oluşuyor. Büyük Marmara depremine işaret etmiyor" dedi.
Üşümezsoy, özellikle Adalar fayının kuzey kolunun 1766 depreminden bu yana kırılmadığını ve bu bölgede enerji birikiminin devam ettiğini hatırlattı. Ancak bu enerjinin bir anda boşalmasının beklenmediğini, dolayısıyla küçük sarsıntıların normal olduğunu ifade etti. "Bu tür mikro depremler, fay hattının hareketli olduğunu gösterir. Fayın kilitli mi yoksa kaygan mı olduğunu anlamak için bu verileri kullanıyoruz" diye ekledi.
Büyük İstanbul Depremi İçin Risk Devam Ediyor
Uzmanlar, Marmara Denizi'nde beklenen büyük depremin 7.2 ila 7.6 arasında bir büyüklüğe ulaşabileceğini ve İstanbul'un Avrupa yakası ile Marmara kıyılarının bu depremden ciddi şekilde etkileneceğini belirtiyor. Prof. Dr. Üşümezsoy, son yaşanan sarsıntıların bu senaryoyu değiştirmediğini, aksine fayın ne kadar diri olduğunu gösterdiğini söyledi. "Asıl risk, uzun süredir sessiz kalan fay hatlarında. 1766'dan beri kırılmayan segmentler büyük bir deprem üretebilir. Bu nedenle hazırlıkların aynen sürmesi gerekiyor."
Büyükada ve çevresinde yaşayan vatandaşlar ise sarsıntıların ardından kısa süreli panik yaşadı. Ancak yetkililer, şu ana kadar herhangi bir olumsuz durumun olmadığını açıkladı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM), ekiplerin bölgede olası hasar tespiti için tarama yaptığını duyurdu.
17 Ağustos 1999'da meydana gelen Gölcük depremi, 17 binden fazla kişinin hayatını kaybetmesine neden olmuş ve Türkiye'yi derinden sarsmıştı. Bu depremin yıl dönümünde yaşanan sarsıntılar, hem vatandaşlarda hem de yetkililerde deprem gerçeğini yeniden gündeme getirdi.
Deprem uzmanları, bu tür küçük sarsıntıların büyük depremin habercisi olarak algılanmaması gerektiğini, ancak ciddi bir uyarı niteliği taşıdığını vurguluyor. Marmara Bölgesi'nde yapı stoğunun büyük bir kısmının hâlâ dayanıksız olduğunu hatırlatan uzmanlar, kentsel dönüşüm çalışmalarının hızlandırılması çağrısında bulunuyor.
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy'un açıklamaları, bölge halkını kısmen rahatlatmış olsa da deprem gerçeğinin önemi bir kez daha ortaya çıktı. Uzmanlar, her an büyük bir deprem olabileceği ihtimaline karşı hazırlıklı olunması gerektiğini ifade ediyor. Marmara Depremi'nin ne zaman olacağı bilinmese de, bu sarsıntılar bize doğanın ne kadar güçlü olduğunu hatırlatıyor.