Schengen vizesi almak isteyen Türk vatandaşları için kriz büyüyor. Resmi randevu sisteminde yer bulamayan yüz binlerce kişi, sosyal medyada 'hızlı randevu' vaadiyle dolandırıcıların tuzağına düşüyor. Karaborsaya düşen randevular, bin avroya kadar varan fiyatlarla satılıyor. Özellikle yaz aylarında artan seyahat talebi, vize başvurularında rekor kırılmasına yol açarken, konsoloslukların kapasitesi talebi karşılayamıyor.
Randevu kuyruğu ayları buluyor
Almanya, Fransa, İtalya, İspanya gibi popüler Schengen ülkelerinin konsolosluklarında randevu almak, İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde 3 ila 6 ayı buluyor. Resmi başvuru ücreti 80 avro olmasına rağmen, karaborsada bu rakam 10 kata kadar çıkabiliyor. Dolandırıcılar, sahte randevu belgeleri düzenleyerek ya da gerçek randevuları ele geçirip yüksek fiyata satarak mağduriyet yaratıyor. Sosyal medyada 'vize randevu', 'Schengen randevu' gibi anahtar kelimelerle yapılan aramalarda yüzlerce şüpheli hesap tespit edildi.
Yetkililerden uyarı: Resmi kanalları kullanın
Dışişleri Bakanlığı ve konsolosluklar, vatandaşları yalnızca resmi randevu platformlarını kullanmaları konusunda uyarıyor. Almanya'nın İstanbul Başkonsolosluğu yaptığı açıklamada, randevuların ücretsiz olduğunu ve üçüncü kişilere devrinin mümkün olmadığını vurguladı. Ancak başvuru sayısındaki artış nedeniyle ek önlemler alınsa da, krizin kısa vadede çözülmesi zor görünüyor. Benzer sorunlar İngiltere ve ABD vizesinde de yaşanırken, uzmanlar biyometrik veri toplama merkezlerinin sayısının artırılması gerektiğini belirtiyor.
Vize başvuruları pandemi öncesini katladı
Resmi verilere göre, 2023 yılında Schengen vizesine başvuran Türk vatandaşı sayısı 1,5 milyonu aşarak pandemi öncesi dönemi geride bıraktı. 2024 yılı ilk çeyreğinde ise başvurular yüzde 20 arttı. Talep yoğunluğu karşısında yetersiz kalan konsolosluklar, randevu aralıklarını uzatmak zorunda kalıyor. Öte yandan, Avrupa Birliği'nin vize politikalarını sıkılaştırması da süreci olumsuz etkiliyor. Türkiye'nin vize serbestisi müzakereleri askıda kalırken, mevcut sistemin daha verimli işlemesi için teknolojik altyapı yatırımları ve personel artışı şart görünüyor. Bu durum, sadece seyahat özgürlüğünü değil, iş dünyası ve öğrenci değişim programlarını da doğrudan etkiliyor.