İstanbul'un en önemli içme suyu kaynaklarından biri olan Sazlıdere Havzası'nda çarpıcı bir çifte standart yaşanıyor. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ), havza sınırları içinde konteynerleri dahi yasaklarken, aynı bölgede milyarlarca liralık inşaat projelerine göz yumulduğu ortaya çıktı. Sazlıdere'deki bu durum, su havzalarının korunmasına yönelik politikaların samimiyetini sorgulatıyor.
İSKİ'nin konteyner yasağı ve istisnalar
İSKİ, Sazlıdere Havzası'nda su kaynaklarını korumak amacıyla konteyner, prefabrik yapı ve geçici barınma birimlerinin kurulmasını yasakladı. Ancak bölgede yapılan incelemeler, bu yasağa rağmen lüks konut projelerinin, ticari tesislerin ve alışveriş merkezlerinin inşa edildiğini gösteriyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı birimlerin denetim raporlarına göre, havzadaki yapılaşma oranı yasal sınırların çok üzerine çıkmış durumda. Uzmanlar, bu durumun İstanbul'un gelecekteki su krizini derinleştirebileceği uyarısında bulunuyor.
Milyarlık rant ve imar değişiklikleri
Sazlıdere Havzası'nda son beş yılda yapılan imar planı değişiklikleriyle birlikte, daha önce tarım alanı olarak kullanılan pek çok arazi konut ve ticaret alanına dönüştürüldü. Bu değişikliklerin ardından bölgedeki arsa fiyatları katlanarak arttı. İddialara göre, bazı büyük inşaat firmaları bu süreçte havzada devasa projeler hayata geçirirken, küçük ölçekli yatırımcılar ve bireysel konut sahipleri İSKİ'nin katı kurallarıyla karşı karşıya kaldı. Özellikle sosyal konut projeleri ve gecekondular için uygulanan yıkım kararları, siyasi tartışmalara yol açıyor.
Uzmanlar ne diyor?
Çevre mühendisleri ve su politikası uzmanları, Sazlıdere'deki bu çelişkili durumun İstanbul'un su güvenliğini tehdit ettiğini vurguluyor. İstanbul Teknik Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ahmet Mete Saatçi, konteyner yasağının sembolik bir önlem olduğunu belirterek, "Asıl sorun, havzadaki lüks konut projelerine ve ticari yapılara izin verilmesi. Bu projeler hem su kaynaklarını kirletiyor hem de suyun doğal akışını engelliyor" dedi. İSKİ'nin yasağı delinirken, yasağı uygulama mekanizmalarının zayıf kaldığı ifade ediliyor.
Siyasi boyut
Sazlıdere'deki bu çifte standart, kısa sürede siyasilerin de gündemine oturdu. CHP İstanbul milletvekili tarafından konuyla ilgili Meclis araştırması önergesi verilirken, İBB yetkilileri konunun takipçisi olduklarını açıkladı. AK Parti kanadı ise konteyner yasağının titizlikle uygulandığını ve büyük projelerin çevresel etki değerlendirmesinden geçtiğini savunuyor. Ancak sivil toplum kuruluşları, havzayı korumak için etkili bir denetim sistemi kurulması çağrısı yapıyor.
Sazlıdere Havzası özelinde yaşanan bu durum, Türkiye genelinde su kaynaklarının korunmasına yönelik politikaların yeniden ele alınması gerektiğini ortaya koyuyor. İçme suyu havzalarının imara açılması, hem bugünün hem de gelecek nesillerin su hakkını tehdit eden bir tutum olarak değerlendiriliyor. Yetkililerin bu konuda samimi adımlar atması, toplumun güvenini kazanmak için kritik önem taşıyor.