Sayıştay'ın yıllık denetim raporları, kamu mali yönetimindeki sorunları gözler önüne sererken, Mersin Üniversitesi'ne ait raporda yer alan bir tespit tartışma yarattı. Üniversite hastanesinin, Anayasa'nın eşitlik ilkesine aykırı biçimde botoks randevusu verdiği belirlendi. Rapor, adalet ve mali denetim tartışmalarının yoğunlaştığı bir dönemde, Sayıştay'ın denetim işlevinin ne kadar etkili olduğu sorusunu da gündeme getirdi.
Botoks Randevularında Eşitsizlik Tespiti
Sayıştay denetçileri, Mersin Üniversitesi hastanesinin estetik ve kozmetik işlemler kapsamında sunduğu botoks hizmetlerinde, randevu dağıtımının objektif kriterlere dayanmadığını saptadı. Rapora göre, bazı hastalara ayrıcalıklı şekilde randevu verildiği, bu durumun Anayasa'nın 10. maddesinde düzenlenen "eşitlik" ilkesine aykırılık oluşturduğu ifade edildi. Tıbbi gereklilik taşımayan botoks uygulamalarının kamu kaynaklarıyla finanse edilmesi de eleştirildi. Üniversite hastanelerinin döner sermaye gelirleri içinde estetik işlemlerin payı artsa da, randevu süreçlerinde şeffaflık eksikliği dikkat çekiyor.
Denetim Raporlarının "İçinin Boşaltıldığı" Eleştirisi
Sayıştay raporlarının her yıl biraz daha "içinin boşaltıldığı" yönündeki eleştiriler, son yıllarda akademik ve siyasi çevrelerde sıkça dile getiriliyor. Denetim bulgularının yeterince takip edilmemesi, sorumlular hakkında yaptırım uygulanmaması, kurumun etkinliğini zayıflatıyor. Mersin Üniversitesi raporundaki botoks tespiti gibi somut örnekler, aslında denetimin ne kadar gerekli olduğunu gösteriyor; ancak bu bulguların ardından herhangi bir idari veya mali yaptırımın uygulanıp uygulanmadığı bilinmiyor. Uzmanlar, Sayıştay'ın Anayasa'da belirtilen denetim yetkisini tam anlamıyla kullanamadığını, raporların kamuoyuyla paylaşılmasının ardından Meclis'te yeterince tartışılmadığını vurguluyor.
Mali Denetimde Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik Sorunu
Sayıştay'ın son dönem raporları, kamu idarelerinin mali yönetiminde ciddi zafiyetler olduğunu ortaya koyuyor. Ancak bu raporların etkisi, siyasi irade ve bürokratik direnç nedeniyle sınırlı kalıyor. Özellikle üniversite hastaneleri gibi özerk yapılarda, denetim bulgularının uygulanması konusunda belirsizlikler bulunuyor. Mersin Üniversitesi örneğinde olduğu gibi, Anayasa'ya aykırılık teşkil eden uygulamaların tespiti, denetimin önemini bir kez daha gösteriyor; fakat bu tespitlerin ardından ne gibi adımlar atıldığı kamuoyuyla paylaşılmıyor. Şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerinin hayata geçirilmesi için Sayıştay raporlarının bağlayıcılığı artırılmalı ve takip mekanizmaları güçlendirilmeli.
Bağlam: Anayasa'nın Eşitlik İlkesi ve Kamu Kaynaklarının Kullanımı
Anayasa'nın 10. maddesi, herkesin dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğunu hükme bağlar. Kamu hastanelerinde sunulan hizmetlerde bu ilkeye uyulması, hem hukuki hem de etik bir zorunluluktur. Botoks gibi tıbbi estetik uygulamaların kamu kaynaklarıyla karşılanması ve randevu dağıtımında keyfiliğe yol açılması, eşitlik ilkesini zedeliyor. Ayrıca, kamu kaynaklarının verimli kullanımı ilkesi de bu tür uygulamalarla zarar görüyor. Sayıştay'ın bu tespiti, denetim organlarının Anayasa'ya aykırılıkları ortaya çıkarma işlevini yerine getirdiğini gösteriyor; ancak esas sorun, bu tespitlerin gereğinin yapılması noktasında yaşanıyor.
Mersin Üniversitesi yönetiminin rapora ilişkin henüz bir açıklama yapmaması, denetim süreçlerinin şeffaflığı konusundaki endişeleri artırıyor. Kamu mali yönetiminin güçlendirilmesi ve Sayıştay'ın etkinliğinin artırılması, sadece bireysel usulsüzlüklerin değil, sistemik sorunların da çözümünü gerektiriyor. Bu bağlamda, denetim raporlarının Meclis'te etkin şekilde görüşülmesi ve sonuçlarının kamuoyuyla düzenli olarak paylaşılması, hesap verebilirliğin tesisi için kritik önem taşıyor.