Sayıştay, Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) üç ayrı ihalesinde yaklaşık 1 milyar liralık kamu zararı tespit etti. Bu tespiti yapan uzman denetçilerin başına ise 'FETÖ' iftirasıyla soruşturma açıldı. Olay, kamuoyunda büyük yankı uyandırırken, hukukçular ve muhalefet yetkilileri, 'kamu zararını ortaya çıkaranın cezalandırılmak istendiğini' belirtti.
Sayıştay Raporunda Neler Var?
Sayıştay’ın 2023 yılı MEB denetim raporuna göre, bakanlık tarafından gerçekleştirilen üç büyük ihalede usulsüzlükler zinciri bulunuyor. İhalelerin birinde, piyasa değerinin çok üzerinde fiyatlarla mal alımı yapıldı; diğerinde ise aynı hizmet için birden fazla sözleşme imzalanarak mükerrer ödeme yapıldı. Üçüncü ihalede ise hiçbir fiziki teslimat olmamasına rağmen ödemenin gerçekleştirildiği tespit edildi. Toplam kamu zararının 985 milyon lira olduğu belirtildi.
Raporda ayrıca, ihale süreçlerinde 'danışmanlık' adı altında yüksek meblağlar ödenen bazı şirketlerin, daha önce de MEB ile benzer usulsüz işlemlere karıştığı vurgulandı. Denetçiler, bu şirketlerin bir kısmının doğrudan bakanlık bürokratlarıyla bağlantılı olduğunu tespit etti.
İftira Zinciri Nasıl İşledi?
Bu tespitleri yapan üst düzey bir Sayıştay uzman denetçisi, raporun tamamlanmasının ardından hakkında 'FETÖ üyeliği' suçlamasıyla soruşturma başlatıldığını öğrendi. Denetçi, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ihraç edilen bazı kişilerle aynı dernekte üyelik kaydı bulunduğu gerekçesiyle hedef gösterildi. Oysa denetçi, bu dernekle ilişkisinin 2016 öncesinde sona erdiğini ve hiçbir mahkeme kararıyla suçlanmadığını belirtiyor.
Muhalefet milletvekilleri, bu durumu 'usulsüzlükleri ortaya çıkaranların susturulması' olarak değerlendiriyor. TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda yapılan görüşmelerde, CHP ve İYİ Parti sözcüleri, 'Sayıştay’ın bağımsızlığının zedelendiğini' ve 'kamu zararını tespit edenin cezalandırılmasının kabul edilemez olduğunu' ifade etti.
Benzer Örnekler ve Kamu Zararı
Kamu ihale sisteminde yıllardır süregelen usulsüzlükler, benzer biçimde Sayıştay raporlarıyla gün yüzüne çıkıyor. Ancak uzman denetçilere yönelik soruşturmalar, 'denetim mekanizmasının caydırılması' riskini beraberinde getiriyor. Türkiye’de son 5 yılda Sayıştay raporlarıyla ortaya çıkarılan toplam kamu zararının 50 milyar lirayı aştığı tahmin ediliyor. Buna rağmen, sorumlular hakkında çoğu zaman idari veya cezai yaptırım uygulanmıyor.
Öte yandan, ihale süreçlerinde 'paravan şirketler' ve 'akrabalık ilişkileri' gibi risk faktörleri sıkça rastlanan sorunlar arasında. Uzmanlar, ihale süreçlerinin şeffaflaştırılması ve bağımsız denetimin güçlendirilmesi gerektiğini vurguluyor.
Bağımsız Değerlendirme
Sayıştay’ın tespit ettiği 1 milyar liralık kamu zararı, tek başına bile denetim sisteminin önemini ortaya koyuyor. Ancak bu tespiti yapan uzmana yönelik 'FETÖ' iftirası, kamuda hesap verebilirlik ve hukuk devleti ilkeleri açısından ciddi bir endişe kaynağı. Denetim raporlarının siyasi baskı altında olmaması, kamu kaynaklarının etkin kullanımı için hayati önem taşıyor. Aksi takdirde, benzer usulsüzlüklerin üzerinin örtülmesi ve kamu zararının katlanarak büyümesi kaçınılmaz hale gelecektir.