Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) Erzurum Bölge Temsilciliği'nin açılış töreninde konuşan Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Türk savunma sanayiinin geldiği noktayı gözler önüne serdi. Görgün, yıllar önce yüzde 20'lerde kalan yerlilik payının bugün yüzde 83'lere ulaştığını belirtti. Bu artış, Türkiye'nin savunma alanında dışa bağımlılığını önemli ölçüde azalttı ve ülkeyi küresel bir oyuncu haline getirdi. Açılışta ayrıca, Türk savunma sanayisinin 185 ülkeye yaptığı ihracatın 10 milyar doları aştığı bilgisi paylaşıldı. Bu rakamlar, sektörün son yıllarda yakaladığı ivmeyi ve uluslararası pazardaki gücünü teyit ediyor.
Yerlilik Oranında Tarihi Yükseliş
Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, TSKGV Erzurum Bölge Temsilciliği açılışında yaptığı konuşmada, savunma sanayiindeki yerlileşme çalışmalarının meyvelerini topladıklarını söyledi. Görgün, "2000'li yılların başında yerlilik oranımız yüzde 20 civarındaydı. Bugün itibarıyla bu oran yüzde 83'e ulaşmış durumda. Bu, Türk mühendislerinin ve işçilerinin azmiyle elde edilen büyük bir başarıdır" dedi. Bu artış, Türkiye'nin savunma harcamalarında dışa bağımlılığını kırmasının yanı sıra, kritik teknolojilerin yerli imkânlarla geliştirilmesine de olanak tanıdı.
Yerlilik oranındaki bu yükseliş, özellikle İHA, SİHA, milli muharip uçak KAAN, Altay tankı ve MİLGEM gibi projelerde somut olarak görülüyor. Türkiye, son yıllarda savunma sanayiinde dışa bağımlılığını azaltmak amacıyla yerli üretim ve Ar-Ge faaliyetlerine büyük yatırımlar yaptı. Bu yatırımlar, sadece askeri alanda değil, aynı zamanda ekonomik kalkınmaya da katkı sağladı. Savunma sanayisindeki yerlileşme, yan sektörlerin gelişimini de tetikleyerek istihdama ve ihracata olumlu yansıdı.
İhracatta Küresel Başarı
Görgün, konuşmasında ihracat rakamlarına da değindi. "Savunma sanayimiz bugün 185 ülkeye ihracat yapıyor. 2022 yılında ihracatımız 4,4 milyar dolar iken, 2023 yılında bu rakamı 5,5 milyar dolara çıkardık. Toplamda ise 10 milyar doları aşan bir ihracat hacmine ulaştık" ifadelerini kullandı. Bu başarı, Türkiye'yi dünyada savunma ihracatında üst sıralara taşıdı. Özellikle Bayraktar TB2, Akıncı, Kızılelma ve ANKA gibi İHA/SİHA'lar, dünya pazarında büyük ilgi görüyor.
185 ülkeye yapılan ihracat, Türk savunma sanayisinin sadece bölgesel değil, küresel ölçekte söz sahibi olduğunu gösteriyor. Avrupa'dan Orta Asya'ya, Afrika'dan Güney Amerika'ya kadar geniş bir coğrafyaya ürün tedarik eden Türkiye, bu alanda da önemli bir marka haline geldi. İhracatın artmasında, yerli üretim kapasitesinin yanı sıra, ürünlerin savaş alanındaki başarısı ve maliyet etkinliği de etkili oldu.
Erzurum Bölge Temsilciliği'nin Önemi
TSKGV Erzurum Bölge Temsilciliği'nin açılışı, savunma sanayinin Türkiye geneline yayılması açısından önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. Erzurum, Doğu Anadolu Bölgesi'nin kilit noktalarından biri olması nedeniyle, bu temsilcilik sayesinde bölgedeki sanayi kuruluşları ve üniversitelerle iş birliği imkânları artacak. Görgün, "Bu temsilcilik, bölgedeki savunma sanayi ekosistemini güçlendirecek ve yerel firmaların sektöre katılımını teşvik edecektir" dedi.
Erzurum'da açılan temsilcilik, savunma sanayinin sadece batı bölgelerinde değil, doğu bölgelerinde de gelişmesine katkı sağlayacak. Bu sayede, savunma sanayinin yurt genelinde dengeli bir dağılım göstermesi hedefleniyor. Ayrıca, bu tür yatırımlar, bölgesel kalkınmaya da destek olacak.
Geleceğe Yönelik Perspektif
Türk savunma sanayisi, 2023 yılında açıklanan Savunma Sanayii Stratejisi ve Eylem Planı çerçevesinde, 2030 yılına kadar yerlilik oranını yüzde 90'a çıkarmayı ve 25 milyar dolarlık ihracat hedefini gerçekleştirmeyi amaçlıyor. Bu hedefler, Türkiye'nin savunma alanında tam bağımsızlığını sağlama yolunda önemli adımlar olarak görülüyor.
Uzmanlara göre, Türkiye'nin savunma sanayisinde elde ettiği bu başarı, sadece askeri gücünü artırmakla kalmıyor, aynı zamanda teknolojik gelişmeyi de tetikleyerek ülkenin genel kalkınmasına katkı sağlıyor. Savunma sanayindeki inovasyon, sivil alandaki teknolojilere de aktarılıyor ve bu da ekonomik büyümeyi destekliyor. Bu bağlamda, yerlilik oranının artışı ve ihracattaki rekor, Türkiye'nin küresel savunma pazarındaki konumunu sağlamlaştırmaya devam edecek gibi görünüyor.