İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınmasının ardından Saraçhane’de düzenlenen protestolara katıldıkları gerekçesiyle yargılanan 120 kişi, mahkeme tarafından beraat ettirildi. Mahkeme, eylem tarihinde herhangi bir gösteri yasağının bulunmadığını, protestocuların polise yönelik şiddet eyleminde bulunmadığını ve suçun yasal unsurlarının oluşmadığını belirterek tüm sanıkların beraatine karar verdi. Karar, benzer davalarda emsal teşkil edebilecek nitelikte.
Mahkemenin gerekçeli kararı: yasak yok, suç yok
Davanın görüldüğü mahkeme, sanıklar hakkında “toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” ve “görevli memura mukavemet” suçlamalarıyla açılan davalarda delil yetersizliği ve suçun yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle beraat kararı verdi. Kararın gerekçesinde, olay tarihinde yetkili makamlarca ilan edilmiş bir gösteri yasağı bulunmadığı vurgulandı. Ayrıca, protestocuların polise karşı herhangi bir fiziksel saldırıda bulunduğuna dair somut delil elde edilemediği kaydedildi. Mahkeme, eylemlerin barışçıl nitelikte olduğunu ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Beraat kararı, 120 sanık için ayrı ayrı dosyalarda verildi. Sanıkların çoğunun öğrenci, sendika üyesi ve sivil toplum aktivisti olduğu öğrenildi. Duruşmalara katılan sanık avukatları, kararın hukuka uygun olduğunu ve benzer şekilde yargılanan diğer kişiler için de umut verici olduğunu ifade etti.
Protestoların arka planı ve gözaltı süreci
Ekrem İmamoğlu’nun 2025 yılı başlarında gözaltına alınması, İstanbul’da geniş çaplı protestolara yol açmıştı. Saraçhane’deki İBB binası önünde toplanan binlerce kişi, gözaltı kararını protesto etmişti. Polis, göstericilere müdahale ederek çok sayıda kişiyi gözaltına almıştı. Gözaltına alınanlardan bir kısmı tutuklanırken, 120 kişi hakkında çeşitli suçlamalarla dava açılmıştı.
Savcılık iddianamesinde, sanıkların “kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme” ve “güvenlik güçlerine direnme” suçlarını işledikleri öne sürülmüştü. Ancak mahkeme, iddianamedeki delillerin yetersiz olduğunu ve eylemlerin suç teşkil etmediğini değerlendirdi. Kararda, protestoların duyurulmuş bir yasak kapsamında olmadığı, aksine Anayasa’nın 34. maddesiyle güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının kullanıldığı belirtildi.
Kararın siyasi ve hukuki yansımaları
Beraat kararı, Türkiye’de son yıllarda artan protesto davalarına ilişkin önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Hukukçular, kararın benzer davalarda sanıklar lehine emsal oluşturabileceğini belirtiyor. Özellikle ifade özgürlüğü ve toplanma hakkına ilişkin yargı kararlarında son dönemde yaşanan tartışmalar göz önüne alındığında, bu beraat kararı, yargının bağımsızlığı ve hukuk devleti ilkeleri açısından olumlu bir adım olarak yorumlanıyor.
Muhalefet partileri kararı memnuniyetle karşılarken, iktidar kanadından henüz bir açıklama gelmedi. İnsan hakları örgütleri, kararın adil yargılanma hakkına uygun olduğunu ve barışçıl gösterilerin suç olarak nitelendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Öte yandan, kararın ardından benzer davalarda yargılanan diğer sanıklar için de beraat beklentisi arttı.
Avukatlar, mahkemenin sadece bu davada değil, tüm protesto davalarında delil yetersizliği nedeniyle beraat kararı verdiğini, bunun da yargı sistemine duyulan güveni artırabileceğini ifade etti. Ancak bazı kesimler, kararın temyiz edilebileceğini ve sürecin henüz tamamlanmadığını hatırlatıyor.
Sonuç ve bağlam
Saraçhane protestoları, Türkiye’nin son yıllardaki en geniş katılımlı sivil itaatsizlik eylemlerinden biri olarak kayıtlara geçti. 120 kişinin beraatı, hem hukuki hem de siyasi açıdan önemli bir gelişme. Karar, barışçıl gösterilerin suç olmadığını bir kez daha ortaya koyarken, yargının benzer olaylarda nasıl bir tutum izleyeceği merak konusu. Türkiye’de ifade özgürlüğü ve toplanma hakkına ilişkin tartışmalar sürerken, bu beraat kararı, hukuk devleti ilkelerinin güçlenmesi adına umut verici bir adım olarak değerlendiriliyor.