İstanbul Saraçhane'de düzenlenen gösterilerde gözaltına alınan ve haklarında dava açılan 88 genç, art arda görülen iki davadan beraat etti. Duruşmalara katılan Anayasa Hukuku Profesörü Dr. İbrahim Kaboğlu, polisin valiliğin yasaklama kararını temel alarak müdahalede bulunduğunu belirterek, kararların hukuki dayanağının sorgulanması gerektiğini vurguladı.
Beraat Kararlarının Ardındaki Hukuki Tartışma
Saraçhane'deki eylemler sırasında gözaltına alınan gençler hakkında açılan davalar, İstanbul'da iki ayrı mahkemede görüldü. Mahkemeler, sanıkların eylemlerinin suç teşkil etmediğine kanaat getirerek beraat kararı verdi. Kararların gerekçesinde, gösterilerin valilik tarafından yasaklanmış olmasına rağmen, polisin müdahalesinin hukuki sınırlarının aşıldığı yönünde değerlendirmeler bulunduğu öğrenildi.
Duruşmaları izleyen Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Polis valiliği yasaklama kararını temel alarak müdahale etti. Ancak yasaklama kararının kendisi hukuka uygun muydu, bunun tartışılması gerekir. Beraat kararları, yargının bu konuda duyarlı olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı. Kaboğlu, Anayasa'nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının demokratik toplum düzeninin temel unsurlarından biri olduğunu hatırlattı.
Olayların Arka Planı ve Hukuki Süreç
Saraçhane'deki gösteriler, geçtiğimiz aylarda çeşitli toplumsal olaylara tepki amacıyla düzenlenmişti. İstanbul Valiliği, gösterilerin yapılacağı bölgede güvenlik gerekçesiyle yasaklama kararı almış, ancak buna rağmen toplanan gruplara polis müdahale etmişti. Gözaltına alınan 88 genç hakkında “toplantı ve gösteri yürüyüşü kanununa muhalefet” ve “görevli memura mukavemet” suçlamalarıyla dava açılmıştı.
Davanın ilk duruşmalarında savcılık, sanıkların cezalandırılmasını talep etmişti. Ancak mahkeme, delil yetersizliği ve eylemlerin suç unsuru taşımadığı gerekçesiyle beraat kararı verdi. Kararın ardından gençler ve aileleri adliye önünde sevinç gösterisinde bulundu. Avukatlar, kararın emsal niteliği taşıdığını belirterek, benzer davalarda da beraat kararlarının çıkması gerektiğini söyledi.
Akademisyenlerden ve Sivil Toplumdan Tepkiler
Prof. Dr. Kaboğlu'nun yanı sıra çeşitli hukukçular ve sivil toplum kuruluşları da kararı olumlu karşıladı. İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi, yaptığı yazılı açıklamada, “Beraat kararları, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün korunması adına umut vericidir. Ancak asıl sorun, keyfi yasaklama kararları ve orantısız polis müdahaleleridir” dedi. Açıklamada, valiliklerin gösteri yasaklarını daha şeffaf ve hukuki gerekçelere dayandırması çağrısı yapıldı.
Öte yandan, bazı hukukçular beraat kararlarının yargı bağımsızlığı açısından önemli olduğunu vurgularken, kararların temyiz yolunun açık olduğunu hatırlattı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın karara itiraz edip etmeyeceği henüz bilinmiyor. Duruşmalara katılan avukatlardan biri, “Mahkeme, polisin tutanaklarındaki çelişkileri ve tanık ifadelerindeki tutarsızlıkları dikkate aldı. Bu, hukuk devleti açısından sevindirici bir gelişme” diye konuştu.
Gösteri Özgürlüğü ve Yasaklama Kararları Tartışması
Türkiye'de toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı, Anayasa'nın 34. maddesi ve 2911 sayılı Kanun ile düzenleniyor. Kanun, valiliklere belirli durumlarda gösteri yasaklama yetkisi veriyor. Ancak son yıllarda yapılan eleştiriler, yasaklama kararlarının sıkça ve geniş kapsamlı şekilde uygulandığı, bunun da ifade özgürlüğünü kısıtladığı yönünde. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin Türkiye aleyhine verdiği çeşitli kararlar, gösteri özgürlüğüne yönelik müdahalelerin demokratik toplum düzeninde gereklilik testini geçemediğini ortaya koymuştu.
Prof. Dr. Kaboğlu, “Yasaklama kararları keyfi olmamalı, somut tehlike kanıtlarına dayanmalı. Polis, yasak kararını uygularken de ölçülülük ilkesine uymak zorunda” dedi. Kaboğlu, gençlerin beraat etmesinin, yargının bu dengeyi gözettiğini gösterdiğini sözlerine ekledi.
Gençler ve Ailelerinden Açıklamalar
Beraat eden gençlerden bazıları, adliye çıkışında duygularını paylaştı. Üniversite öğrencisi olduğunu belirten bir genç, “Amacımız sesimizi duyurmaktı, şiddet değil. Beraat kararı, hukukun üstünlüğüne olan inancımızı pekiştirdi” dedi. Aileler ise geçen aylarda yaşanan stresli sürecin sona ermesinden memnuniyet duyduklarını ifade etti.
Avukatlar, benzer şekilde gözaltına alınan ve haklarında dava açılan başka gençlerin de bulunduğunu, bu davaların da yakından takip edileceğini belirtti. Beraat kararlarının, emsal teşkil ederek diğer davaları etkileyebileceği değerlendiriliyor.
Değerlendirme: Hukuk Devleti Açısından Anlamı
Saraçhane davalarında verilen beraat kararları, Türkiye'de yargının gösteri özgürlüğü konusundaki tutumuna dair önemli bir işaret olarak yorumlanıyor. Kararlar, valilik yasaklarının sorgulanabilirliğini ve polis müdahalelerinin hukuki denetimini gündeme getiriyor. Prof. Dr. Kaboğlu'nun vurguladığı gibi, yasaklama kararlarının temel hak ve özgürlükler çerçevesinde yeniden değerlendirilmesi, demokratik hukuk devleti ilkesi açısından kritik önem taşıyor. Önümüzdeki süreçte benzer davalarda verilecek kararlar, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün sınırlarının ne olacağını belirleyecek.