Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan 2023 yılına ilişkin girişim istatistikleri, Türk sanayisinin ve hizmet sektörünün genel görünümünü ortaya koydu. Verilere göre, ülkede faaliyet gösteren girişim sayısı 4 milyonu aşarken, istihdamda ve girişim sayısında hizmet sektörü ilk sıraya yerleşti. Öte yandan, toplam ciroda ticaret sektörü en büyük payı alırken, imalat sanayinde düşük teknolojili faaliyetlerin ağırlığını koruduğu gözlendi.
Girişim Sayısı ve İstihdamda Hizmet Sektörü
TÜİK'in yayımladığı 'Girişim Yapısal İstatistikleri' raporuna göre, 2023 yılında Türkiye'de girişim sayısı bir önceki yıla göre %8,2 artarak 4 milyon 133 bin oldu. Bu girişimlerin %92,8'ini küçük ölçekli işletmeler (1-9 çalışan) oluşturdu. Sektörel dağılıma bakıldığında, hizmet sektörü girişim sayısında %46,3'lük pay ile ilk sırada yer aldı. Bu sektörü %22,4 ile ticaret, %14,7 ile imalat sanayi izledi. İstihdamda da hizmet sektörü %42,2'lik pay ile başı çekti. Toplam istihdamın 12,7 milyon kişi olduğu hesaplanırken, bunun 5,4 milyonunu hizmet sektörü oluşturdu.
Ciroda Ticaret Öne Çıktı
Toplam ciro, 2023 yılında bir önceki yıla göre %54 artarak 17 trilyon 369 milyar TL'ye ulaştı. Cironun sektörel dağılımında ise ticaret sektörü %42,8'lik pay ile zirvede yer aldı. Ticareti %22,5 ile imalat sanayi, %18,1 ile hizmet sektörü izledi. İnşaat sektörünün ciro içindeki payı ise %7,7 olarak gerçekleşti. Üretimde etkinlik göstergesi olan faktör maliyetine göre yaratılan değer de bir önceki yıla göre %60 artarak 3 trilyon 597 milyar TL oldu. Yaratılan değerin sektörel dağılımında hizmet sektörü %41,3 ile ilk sırada, imalat sanayi %24,9 ile ikinci sırada yer aldı.
İmalatta Düşük Teknoloji Ağırlığı
İmalat sanayi girişimlerinin teknoloji yoğunluğuna göre dağılımı, sektörün yapısal bir gerçeğini bir kez daha ortaya koydu. Çalışan sayısı 50 veya daha fazla olan imalat sektörü girişimlerinde, girişim sayısı ve üretim değerinin büyük çoğunluğu düşük teknolojili faaliyetlerde toplandı. Yüksek teknolojili girişimlerin ülkede toplam girişim sayısına oranı %3,7 olarak hesaplanırken, bu oran imalat sektörü girişimlerinde sadece %9,1 oldu. Bu durum, düşük teknolojik faaliyetlerin imalat Sanayisinde hâlâ dominant olduğunu gösteriyor.
Uzmanlar, bu tabloyu değerlendirirken, Türkiye'nin orta gelir tuzağından çıkması ve sürdürülebilir ekonomik büyüme için katma değeri yüksek, ileri teknolojiye dayalı üretim modeline geçişin gerekliliğine dikkat çekiyor. Girişimlerin sayısal artışı olumlu bir sinyal olsa da, verimliliğin artırılması için teknolojik dönüşümün hızlandırılması şart. Ayrıca hizmet sektörünün istihdam yaratmadaki rolü korunurken, ticaretin ciro içindeki ağırlığı, ekonominin üretimden ziyade aracılık faaliyetlerine dayalı bir yapıya sahip olduğunu düşündürüyor. Bu nedenle, politika yapıcıların imalat sanayinde yüksek teknolojili üretimi teşvik edici, Ar-Ge'ye dayalı büyüme stratejilerini benimsemesi büyük önem taşıyor.