Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan mayıs ayı sanayi üretim endeksi verileri, yıllık bazda beklenenin altında kalarak yatay bir seyir izledi. Endeks, geçen yılın aynı dönemine göre değişim göstermezken, aylık bazda imalat sanayisindeki ivme kaybının etkisiyle yüzde 1,5 oranında geriledi. Bu durum, ekonomideki toparlanma sinyallerinin sorgulanmasına neden oldu.
İmalat sanayisinde daralma derinleşiyor
Sanayi üretiminin alt kalemlerine bakıldığında, imalat sanayi üretiminde aylık bazda belirgin bir düşüş yaşandığı görülüyor. Mayısta imalat sanayi endeksi bir önceki aya göre yüzde 1,8 azalırken, yıllık bazda ise sadece yüzde 0,2 artış kaydetti. Özellikle sermaye malları ve ara malları üretimindeki gerileme dikkat çekti. Ekonomistler, bu durumun iç talepteki zayıflama ve ihracat pazarlarındaki belirsizliklerle ilişkili olduğunu belirtiyor.
Enerji ve madencilik sektörleri toparlamaya katkı sağladı
Sanayi üretimindeki sınırlı artışta enerji ve madencilik sektörlerindeki yükseliş etkili oldu. Elektrik, gaz, buhar ve iklimlendirme üretimi yıllık yüzde 2,4 artarken, madencilik ve taş ocakçılığı sektörü yüzde 3,8 büyüdü. Ancak bu artış, imalat sanayisindeki yavaşlamayı dengelemeye yetmedi. Yatırım malları üretimindeki yıllık yüzde 3,6 düşüş, ekonominin yatırım tarafındaki kırılganlığı gözler önüne serdi.
Kapasite kullanım oranı ve büyüme beklentileri
Merkez Bankası’nın mayıs ayına ilişkin kapasite kullanım oranı verileri de sanayi üretimindeki zayıflamayı teyit eder nitelikte. İmalat sanayinde kapasite kullanım oranı yüzde 74,8 ile son bir yılın en düşük seviyesine geriledi. Uzmanlar, bu trendin devam etmesi halinde ikinci çeyrek büyüme verilerinin olumsuz etkilenebileceğine dikkat çekiyor. Özellikle Avrupa Birliği ülkelerindeki durgunluk ve küresel talep daralması, ihracata dayalı büyüme modelini tehdit ediyor.
Enflasyon ve faiz politikası tartışmaları
Sanayi üretimindeki yatay seyir, enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikasının ekonomik aktivite üzerindeki yavaşlatıcı etkisini ortaya koyuyor. Ekonomi yönetimi, talebi kontrol altına almak için faiz artırımlarına devam ederken, sanayi sektörü temsilcileri kredi maliyetlerinin yüksekliğinden şikayetçi. Önümüzdeki dönemde enflasyonun düşüş trendine girmesiyle birlikte faiz indirimlerinin sanayi üretimini canlandırabileceği ifade ediliyor.
Sanayi üretimindeki durgunluk, işsizlik ve gelir dağılımı gibi yapısal sorunları da beraberinde getiriyor. İstihdam verileri sanayi sektöründe çalışan sayısının son iki aydır gerilediğine işaret ediyor. Uzun vadede yüksek katma değerli üretime geçiş ve teknoloji yatırımları, sektörün rekabet gücünü artırmak için kritik önem taşıyor. Ancak mevcut konjonktürde kısa vadeli çözüm arayışları öne çıkıyor.
Bağımsız değerlendirme
Sanayi üretiminin yıllık bazda yerinde sayması, ekonomideki kırılgan büyüme yapısını teyit ediyor. İmalat sanayisindeki daralma, ihracata dayalı büyüme stratejisinin sürdürülebilirliği konusunda soru işaretleri yaratıyor. Mevcut politika faizinin yüzde 45 olduğu bir ortamda, kredi kanalının daralması ve iç talepteki zayıflık, sanayi üretiminin önümüzdeki aylarda da benzer bir seyir izlemesine neden olabilir. Yapısal reformların devreye alınması ve para politikasının dengeli bir şekilde gevşetilmesi, sanayi sektörünün toparlanması için elzem görünüyor.