AKP'li Şamil Tayyar, son günlerde gündemi meşgul eden fon krizine ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Tayyar, yaşananları “darbe”, “17 Aralık türevi” ve “nihai hedef Erdoğan” sözleriyle yorumlayarak, “İçimizdeki açgözlüler” ifadesini kullandı. Açıklamalar, iktidar partisi içinde fon piyasasındaki dalgalanmalara yönelik ilk üst düzey tepkilerden biri olarak kayda geçti.
Fon krizine 'darbe' benzetmesi
Tayyar, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, fon krizinin ekonomik bir dalgalanmadan öte, organize bir girişim olduğunu savundu. “Bu bir darbe girişimidir” diyen Tayyar, 17 Aralık sürecini hatırlatarak, “17 Aralık türevi bir operasyonla karşı karşıyayız. Nihai hedef Sayın Erdoğan'dır” şeklinde konuştu. Tayyar'ın bu sözleri, hükümet kanadında fon krizine ilişkin algının sertleştiğini gösteriyor.
“İçimizdeki açgözlüler” vurgusu
AKP'li isim, açıklamasında partisi içindeki bazı unsurlara da yüklenerek, “İçimizdeki açgözlüler, bu süreçte paravan şirketler üzerinden spekülasyon yapıyor” dedi. Tayyar, bu kişilerin tespit edilerek partiden ihraç edilmesi gerektiğini belirtti. Açıklamanın satır aralarında, iktidar partisi içinde fon piyasasına dahil olan isimlere yönelik bir uyarı olduğu seziliyor.
Ekonomistler, son dönemde fon piyasasında yaşanan dalgalanmaların arkasında yüksek faiz ortamında borçlanma maliyetlerinin artması ve bazı fonların likidite sıkıntısı yaşamasının yattığını ifade ediyor. Ancak Tayyar'ın açıklamaları, sorunun siyasi bir komplo boyutuyla ele alındığını ortaya koyuyor.
17 Aralık benzetmesi ne anlama geliyor?
17 Aralık 2013'te başlatılan yolsuzluk ve rüşvet soruşturması, dönemin hükümetini zor durumda bırakmış, ardından gelen süreçte emniyet ve yargıda geniş çaplı tasfiyeler yaşanmıştı. O dönemde “paralel devlet” suçlamasıyla Gülen cemaati hedef alınmıştı. Tayyar'ın “17 Aralık türevi” ifadesi, fon krizinin de benzer şekilde dışarıdan yönlendirilen bir operasyon olduğu iddiasını içeriyor.
Piyasalarda tedirginlik
Tayyar'ın açıklamaları, fon piyasasında zaten var olan tedirginliği artırabilir. Son haftalarda bazı yatırım fonlarının getirilerinde dalgalanmalar yaşanmış, yatırımcıların bir kısmı fonlarından çıkış yapmıştı. Uzmanlar, siyasi açıklamaların piyasa psikolojisi üzerinde etkili olabileceği uyarısında bulunuyor. Ancak yetkililer, fon sisteminin sağlam olduğunu ve gerekli tedbirlerin alındığını savunuyor.
Öte yandan, Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama gelmedi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ve Sermaye Piyasası Kurulu'nun (SPK) fon piyasasındaki hareketliliği yakından izlediği belirtiliyor.
Muhalefetten tepki
CHP ve diğer muhalefet partileri, fon krizini hükümetin ekonomi politikalarının bir sonucu olarak değerlendiriyor. Muhalefet sözcüleri, “Sorun dış güçler değil, iktidarın yanlış faiz ve kur politikalarıdır” diyerek Tayyar'ın açıklamalarını eleştirdi. Muhalefete göre, fon piyasasındaki kırılganlık, denetim eksikliği ve şeffaflık sorunundan kaynaklanıyor.
Sonuç: Siyasi gerilim ekonomiyi gölgeliyor
Şamil Tayyar'ın açıklamaları, fon krizinin ekonomik boyutunun yanı sıra siyasi bir gerilim hattına dönüştüğünü gösteriyor. İktidar kanadı, sorunu “dış mihraklar” ve “içimizdeki hainler” ekseninde okurken, muhalefet ve piyasa aktörleri somut ekonomik verilere odaklanılması gerektiğini vurguluyor. Önümüzdeki günlerde fon piyasasındaki gelişmeler ve olası resmi açıklamalar, tartışmanın seyrini belirleyecek. Bağımsız ekonomistler, kısa vadeli siyasi söylemlerin piyasa güvenini zedeleyebileceği, orta vadede ise yapısal reform ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesinin önemli olduğu görüşünde.