Hatay'ın Samandağ ilçesinde 302 kuş türüne ev sahipliği yapan Mileyha Kuş Cenneti, son yıllarda artan çöp ve moloz yığınları nedeniyle büyük tehdit altında. Sulak alanın kirlenmesi, kuş popülasyonunu olumsuz etkilerken çevreciler ve yerel halk yetkililere acil müdahale çağrısı yapıyor. Bölgede yapılan incelemeler, moloz dökümünün kontrolsüzce devam ettiğini gösteriyor.
Mileyha Kuş Cenneti'nin mevcut durumu
Samandağ ilçesi sınırlarında yer alan Mileyha Kuş Cenneti, Türkiye'nin önemli sulak alanlarından biri olarak kabul ediliyor. Alan, göçmen kuşlar için kritik bir durak noktası olmasının yanı sıra, birçok endemik türe de ev sahipliği yapıyor. Ancak son dönemde bölgede kontrolsüzce artan inşaat atıkları ve evsel çöpler, ekosistemi tahrip ediyor. Kuş cennetinin çevresinde yapılan kaçak dökümler, hem görüntü kirliliğine hem de su kalitesinin bozulmasına neden oluyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü'nün verilerine göre, alanda tespit edilen kuş türü sayısı 302 olarak kaydedilmiş durumda. Ancak uzmanlar, kirlilik devam ederse bu sayının hızla düşebileceği uyarısında bulunuyor.
Yerel halk ve çevreciler yetkililere sesleniyor
Mileyha'nın korunması için mücadele eden sivil toplum kuruluşları, konuyu gündeme taşımak için basın açıklamaları ve imza kampanyaları düzenliyor. Samandağ Çevre Platformu sözcüsü Ahmet Yılmaz, "Bu alan sadece Hatay'ın değil, tüm Türkiye'nin doğal mirasıdır. Yetkililerin göz yumması kabul edilemez. Moloz dökenler tespit edilmeli ve cezalandırılmalı" dedi. Benzer şekilde, Hatay Büyükşehir Belediyesi ve Samandağ Belediyesi'ne yapılan başvurulara rağmen somut bir adım atılmadığı belirtiliyor. Konuyla ilgili olarak İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü'nün bölgede denetim yapacağı açıklanmış olsa da, sahadaki çalışmaların yetersizliği dikkat çekiyor.
Kuş cennetinin kirlenmesi, aynı zamanda bölgedeki turizm potansiyelini de olumsuz etkiliyor. Yılda binlerce kuş gözlemcisinin ziyaret ettiği alan, doğal güzelliğini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. Uzmanlar, acil bir temizlik ve rehabilitasyon çalışması başlatılmazsa, onarılamaz hasarlar oluşacağını vurguluyor. Bu durum, sadece ekosistem için değil, aynı zamanda bölge ekonomisi için de büyük bir kayıp anlamına geliyor.