Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023 depremlerinde yıkılarak 44 kişinin yaşamını yitirmesine yol açan Said Bey Sitesi’ne ilişkin davanın karar duruşması, Kahramanmaraş 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Mahkeme heyeti, site müteahhidi hakkında “bilinçli taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan 11 yıl hapis cezasına hükmetti. Karar, depremzede ailelerin yıllardır süren adalet arayışında önemli bir aşama olarak kaydedildi.
Davanın Seyri ve Mahkeme Kararı
Depremlerin ardından yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan bilirkişi raporları, Said Bey Sitesi’nin yıkılmasında yapım aşamasındaki eksikliklerin ve mevzuata aykırı uygulamaların etkili olduğunu ortaya koymuştu. Dava sürecinde dinlenen tanıklar, binanın deprem yönetmeliğine uygun inşa edilmediği yönünde ifadeler verdi. Mahkeme, müteahhidin kusurlu davranarak binanın yıkılmasına ve çok sayıda kişinin ölümüne sebebiyet verdiği kanaatine vardı. Karar duruşmasında ailelerin avukatları, sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme heyeti, sanığa 11 yıl hapis cezası verirken, cezada indirim uygulamadı.
Duruşmayı takip eden depremzede yakınları, kararın ardından gözyaşlarını tutamadı. Bazı aileler, “Adalet yerini buldu” diyerek memnuniyetlerini dile getirirken, bazıları ise verilen cezanın yeterli olmadığını savundu. Kararın temyiz yolu açık olduğu için dosya, istinaf mahkemesine taşınabilecek.
Deprem Bölgesinde Yargı Süreci
6 Şubat depremlerinin ardından bölgede yıkılan binalarla ilgili çok sayıda dava açıldı. Kahramanmaraş, Adıyaman, Hatay ve Malatya gibi illerde müteahhitler, teknik uygulama sorumluları ve denetim görevlileri hakkında “bilinçli taksir” suçlamasıyla yargılamalar sürüyor. Said Bey Sitesi davası, bu kapsamda sonuçlanan davalardan biri olarak emsal teşkil edebilecek nitelikte. Uzmanlar, deprem yönetmeliğine uygun olmayan yapıların yol açtığı can kayıplarında yargının tutumunun, benzer dosyalardaki kararları etkileyebileceğini belirtiyor.
Depremzede ailelerin avukatları, kararın ardından yaptıkları açıklamada, “Müteahhitlerin sorumluluktan kaçamayacağı bir dönemin başladığını umuyoruz. Ancak asıl önemli olan, bir daha böyle acıların yaşanmaması için denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi” ifadelerini kullandı. Barolar ve sivil toplum kuruluşları, deprem davalarının hızlandırılması ve adaletin gecikmemesi çağrısında bulunuyor.
Toplumsal ve Hukuki Yansımalar
Said Bey Sitesi davasında verilen 11 yıllık hapis cezası, deprem kuşağında yer alan Türkiye’de yapı güvenliği ve denetiminin önemini bir kez daha gündeme getirdi. Uzmanlar, mevcut yönetmeliklerin uygulanmasındaki eksikliklerin ve denetim yetersizliklerinin altını çiziyor. Deprem bilimciler, özellikle 1999 Marmara depremi sonrası güncellenen yönetmeliklere rağmen, uygulamada yaşanan sorunların can kayıplarını artırdığını vurguluyor.
Hukukçular ise “bilinçli taksir” suçunun deprem davalarındaki rolüne dikkat çekiyor. Bilinçli taksir, failin ölüm veya yaralanma sonucunu öngörebilmesine rağmen, sonucu istemeyerek hareket etmesi anlamına geliyor. Bu suçtan verilen cezalar, olayın ağırlığına göre artırılabiliyor. Said Bey Sitesi davasında mahkemenin 11 yıl hapis cezası vermesi, sanığın kusurunun ağırlığını yansıtıyor.
Depremzede aileler, kararın ardından diğer davaların da benzer şekilde sonuçlanmasını bekliyor. Ayrıca, yapı denetim şirketlerinin ve kamu kurumlarının sorumluluklarının araştırılması yönünde talepler var. Kamuoyunda, deprem güvenliği konusunda farkındalığın artırılması ve yapı stokunun yenilenmesi gerektiği yönünde görüşler öne çıkıyor.
Bağımsız Değerlendirme
Said Bey Sitesi davasında verilen karar, adalet arayışındaki aileler için bir nebze olsun teselli kaynağı olsa da deprem gerçeğiyle yaşayan bir ülke için asıl sınav, benzer trajedilerin önlenmesi. Yargı kararları, sorumlulukların yerine getirilmesi açısından önemli bir işlev görüyor. Ancak kalıcı çözüm, yapı denetiminin etkinleştirilmesi, mevzuatın eksiksiz uygulanması ve toplumsal bilincin artırılmasıyla mümkün. Deprem bilimciler, yakın gelecekte büyük depremlerin kaçınılmaz olduğunu hatırlatırken, yetkililere ve yapı sektörüne önemli görevler düşüyor. Unutulmamalı ki, her yeni yapı, olası bir depremde insan hayatını koruyacak şekilde inşa edilmeli.