Adalet Bakanı Akın Gürlek'in açıklamasıyla gündeme gelen geniş kapsamlı operasyonda, İstanbul merkezli 16 ilde eş zamanlı düzenlenen baskınlarda, düşük bedelli gayrimenkulleri sahte ekspertiz raporlarıyla yüksek değerli göstererek muvazaalı satışlar yoluyla yabancılara Türk vatandaşlığı kazandıran suç örgütü çökertildi. Operasyon kapsamında 72 şüpheli gözaltına alınırken, olayla bağlantılı 7 şirkete kayyum atandı. Yürütülen soruşturma, vatandaşlık hakkının suistimal edilerek milyonlarca dolarlık haksız kazanç elde edildiğini ortaya koydu.
Operasyonun Detayları: 16 İlde Eş Zamanlı Baskın
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde gerçekleştirilen operasyonda, suç örgütünün yabancı uyruklu kişilere "sahte ekspertiz raporu" düzenleyerek, gayrimenkullerin gerçek değerinin çok üzerinde gösterilmesini sağladığı ve böylece yatırımcı vatandaşlık programı kriterlerini yerine getirmelerine yardımcı olduğu belirlendi. Örgütün, bu yöntemle hem Türk vatandaşlığı başvurularında hile yaptığı hem de devleti vergi kaybına uğrattığı ifade ediliyor.
Gözaltına alınan 72 şüphelinin arasında ekspertiz şirketi yetkilileri, emlak danışmanları, noter çalışanları ve yabancı uyruklu aracıların bulunması dikkat çekti. Şüphelilerin, özellikle Ortadoğu ve Afrika ülkelerinden gelen yüksek gelirli yabancılara yönelik çalıştığı ve her bir satıştan ortalama 100 bin ila 500 bin dolar arasında komisyon aldığı iddia edildi.
Muvazaalı Satışlar ve Kayyum Kararları
Yapılan incelemelerde, sahte ekspertiz raporlarıyla değeri artırılan gayrimenkullerin, gerçekte hiçbir değer artışı olmamasına rağmen, tapuda muvazaalı olarak el değiştirdiği tespit edildi. Bu yöntemle, yabancı uyruklu kişilerin Türk vatandaşlığına başvuruda bulunmak için gereken minimum yatırım tutarını karşılamış göründükleri ortaya çıktı. Bu satışlarda kullanılan sahte ekspertiz raporlarının, bazı ekspertiz firmaları tarafından düzenlendiği ve bu firmaların da örgütle bağlantılı olduğu öğrenildi.
Operasyon kapsamında, suçtan elde edilen gelirlerin toplandığı tespit edilen 7 şirkete, mahkeme kararıyla kayyum atandı. Kayyum yönetimine geçen şirketlerin, gayrimenkul alım-satım, inşaat ve danışmanlık sektörlerinde faaliyet gösterdiği ve yurtdışında da irtibat bürolarının bulunduğu kaydedildi. Ankara ve İstanbul'daki lüks konut projelerinde bu şirketlerin rol oynadığı belirtiliyor.
Adalet Bakanı Gürlek'ten Sert Uyarı
Adalet Bakanı Akın Gürlek, operasyonun ardından yaptığı açıklamada, bu tür suçların vatandaşlık kurumunu zedelediğini ve devletin güvenliğini tehdit ettiğini vurguladı. Gürlek, "Türk vatandaşlığı, hiçbir suç örgütünün pazarlık konusu olamaz. Bu operasyon, hukuk devleti ilkesinin ve milli güvenliğimizin korunması adına atılmış kararlı bir adımdır" dedi. Ayrıca, soruşturmanın genişletilerek sürdüğünü ve yurt dışındaki bağlantıların da araştırıldığını ifade etti.
Yatırımcı Vatandaşlığı Programı Nasıl İşliyor?
Türkiye'nin yabancılara vatandaşlık verilmesine ilişkin düzenlemeleri, 2017 yılında yapılan değişiklikle, gayrimenkul alımı, iş kurma ve mevduat gibi yatırım koşullarını içeriyor. Bu kapsamda, en az 400 bin dolar değerinde gayrimenkul satın alan yabancılara Türk vatandaşlığı verilebiliyor. Ancak, bu programın bazı suistimallere açık olduğu, ekspertiz raporlarının manipüle edilmesiyle gerçekte bu değeri taşımayan mülklerin yüksek gösterilmesi yoluyla haksızlık yapıldığı uzun süredir tartışılıyor.
Ticaret Bakanlığı ve Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü, geçmişte de bu tür sahteciliklere karşı uyarılarda bulunmuş, ancak bu kadar geniş kapsamlı bir örgütün ortaya çıkarılması ancak bu operasyonla mümkün oldu. İstanbul Gayrimenkul Değerleme Uzmanları Derneği (GEDE) yetkilileri, operasyonun sektördeki güvenilirliği artıracağını, ekspertiz firmalarının daha dikkatli olması gerektiğini belirtti.
Gözaltılar ve Hukuki Süreç
Gözaltına alınan 72 şüpheli, emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Savcılık, şüphelilerin "nitelikli dolandırıcılık", "resmi belgede sahtecilik", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "rüşvet" suçlamalarıyla cezalandırılmasını talep ediyor. İlk ifadelerinde, eylemlerini kabul etmeyen şüphelilerin büyük bölümünün tutuklanması bekleniyor.
Soruşturma kapsamında, daha önce bu yöntemle vatandaşlık kazanan bazı yabancıların da tespit edildiği ve haklarında sınırdışı işlemlerinin başlatıldığı öğrenildi. Uzmanlar, bu kişilerin vatandaşlıklarının iptal edilmesi için gerekli hukuki sürecin işletileceğini ifade ediyor.
Bu olay, vatandaşlık hakkının satılık bir meta olmadığını, ülkenin güvenliği ve bütünlüğü açısından ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Yargı sürecinin sağlıklı bir şekilde tamamlanması, hem bu suçların önlenmesi hem de yatırımcıların güvenini tazelemesi açısından büyük önem taşıyor. Türkiye, sahte ekspertiz skandalını geride bırakarak, daha şeffaf ve denetimli bir yatırım ortamı yaratma yolunda önemli bir adım atmış görünüyor.