Sağlık Bakanlığı'nın sessiz sedasız yürürlüğe koyduğu bir düzenleme, kardiyoloji hastalarını zor durumda bıraktı. Daha önce geçerli sayılan bazı kardiyoloji raporları artık geçersiz sayılıyor. Bu durum, hastaların yeniden hastane kapılarına koşmasına, randevu sürelerinin uzamasına ve tedavi süreçlerinin aksamasına neden oldu. Özellikle kronik kalp hastaları, ilaçlarını alamama riskiyle karşı karşıya kalırken, doktorlar ve eczacılar da değişiklikten haberdar olmadıkları için büyük bir kaos yaşanıyor.
Raporlar Geçersiz, Hastalar Mağdur
Edinilen bilgilere göre, Sağlık Bakanlığı'nın yayımladığı yeni bir genelge ile bazı kardiyoloji branşlarına ait sağlık kurulu raporları geçersiz sayılmaya başlandı. Bu karar, özellikle hipertansiyon, kalp yetmezliği, ritim bozukluğu gibi kronik hastalığı olan binlerce hastayı etkiliyor. Hastalar, daha önce aldıkları raporlarla eczanelerden ilaç temin edebiliyordu; ancak artık bu raporlar geçersiz olduğu için ilaç alamıyorlar. Eczaneler de sistem üzerinden reçete düzenleyemiyor, hastaları yeniden hastaneye yönlendirmek zorunda kalıyor.
İstanbul'da yaşayan ve kalp yetmezliği tedavisi gören 65 yaşındaki Mehmet A., yaşadığı mağduriyeti şöyle anlattı: "Yıllardır aynı ilaçları kullanıyorum. Raporum vardı, eczaneden ilacımı alıyordum. Geçen hafta eczaneye gittiğimde raporumun geçersiz olduğunu söylediler. Şaşırdım, çünkü ne doktorum ne de eczacım böyle bir değişiklik olduğunu biliyordu. Yeni rapor almak için kardiyoloji polikliniğine randevu almaya çalıştım ama en yakın randevu 3 ay sonra. Bu süre içinde ilaçsız kalmak zorundayım. Bu kabul edilemez."
Doktorlar ve Eczacılar Değişiklikten Habersiz
Değişikliğin en büyük eleştirilerden biri, sağlık çalışanlarının bilgilendirilmemesi. Türk Eczacılar Birliği (TEB) yetkilileri, konuya ilişkin yaptıkları açıklamada, eczacıların büyük çoğunluğunun bu uygulamadan haberi olmadığını belirtti. TEB temsilcisi, "Sistem üzerinden reçete oluşturmaya çalıştığımızda hata alıyoruz. Hastalarımıza durumu anlatmakta zorlanıyoruz. Bakanlık bu kararı alırken bizlere danışmadı, bilgilendirme yapmadı. Bu durum hem bizleri hem de hastaları zor durumda bırakıyor" dedi.
Benzer bir tablo doktorlar için de geçerli. Türk Kardiyoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Ali Demir, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Biz dernek olarak bu değişiklikten medya yoluyla haberdar olduk. Resmi bir yazı bize ulaşmadı. Hastalarımıza yeni rapor düzenlemek için polikliniklerimizde yoğunluk oluştu. Ancak mevcut randevu sistemimiz bu yoğunluğu kaldırabilecek durumda değil. Bu süreçte kalp hastalarının ilaçsız kalması ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir."
Randevu Çilesi ve Artan Risk
Raporları geçersiz sayılan hastalar, yeni rapor alabilmek için hastanelerin yolunu tuttu. Ancak kardiyoloji polikliniklerinde randevu bulmak neredeyse imkansız hale geldi. Kamu hastanelerinde ortalama randevu süresi 2-3 ayı bulurken, özel hastaneler ise yüksek ücretler talep ediyor. Bu durum, ekonomik olarak zor durumda olan hastalar için büyük bir engel oluşturuyor.
Uzmanlar, özellikle kalp yetmezliği ve ritim bozukluğu olan hastaların ilaçlarını düzenli kullanmamasının ciddi sonuçları olabileceğine dikkat çekiyor. Kalp yetmezliği olan bir hastanın ilaçlarını bırakması, akciğer ödemi, kalp krizi ve hatta ölümle sonuçlanabilecek komplikasyonlara yol açabilir. Bu nedenle, sağlık otoritelerinin bir an önce bu soruna çözüm bulması gerekiyor.
Yetkililerden Açıklama Bekleniyor
Sağlık Bakanlığı'ndan konuya ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı. Ancak kulislerde, bu değişikliğin sağlık harcamalarını kısmak amacıyla yapıldığı iddia ediliyor. Uygulamanın, raporların yeniden düzenlenmesi ve gereksiz ilaç kullanımının önlenmesi amacı taşıdığı belirtilse de, hastaların mağduriyeti göz ardı ediliyor. Sağlık Bakanlığı'nın en kısa sürede bir geçiş süreci tanımlaması veya mevcut raporların geçerliliğini uzatması bekleniyor.
Sonuç ve Değerlendirme
Bu tür düzenlemeler yapılırken, hasta mağduriyetlerinin önlenmesi için paydaşların (hasta dernekleri, hekim odaları, eczacı birlikleri) sürece dahil edilmesi ve geçiş dönemi planlanması hayati önem taşıyor. Tek taraflı ve ani alınan kararlar, sağlık sistemine olan güveni sarsarken, hastaların tedavi süreçlerini de olumsuz etkiliyor. Sağlıkta dönüşüm adımlarının, insan odaklı ve şeffaf bir şekilde atılması; aksi halde bu tür sorunların tekrarlanması kaçınılmaz olacaktır.