Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), sağlıklı yaşam alışkanlıklarının demans (bunama) riskini önemli ölçüde azaltabileceğini vurgulayan yeni bir rapor yayımladı. Raporda, düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, sigara ve alkolden uzak durma, kan basıncı ve kan şekeri kontrolü gibi önlemlerin demans vakalarını önleyebileceği vurgulandı. Küresel çapta yaklaşık 55 milyon kişiyi etkileyen demansın, sağlıklı yaşam tarzıyla üçte bir oranında azaltılabileceği tahmin ediliyor.
DSÖ'nün demansla mücadelede yeni rehberi
DSÖ'nün 2025 yılında güncellediği demans rehberine göre, yaşam boyu öğrenme, sosyal etkileşim ve zihinsel aktiviteler de demans riskini azaltan faktörler arasında yer alıyor. Rehberde özellikle orta yaş döneminde kolesterol ve tansiyon kontrolünün önemine dikkat çekiliyor. Uzmanlar, vasküler risk faktörlerinin kontrol altına alınmasıyla demansın hem görülme sıklığının hem de ilerleme hızının yavaşlatılabileceğini belirtiyor. Türk Nöroloji Derneği'nden Prof. Dr. Ayşe Yılmaz, "Demans tamamen önlenebilir bir hastalık değil, ancak riski azaltmak mümkün. Sağlıklı yaşam tarzı, genetik yatkınlığı olan bireylerde bile koruyucu etki gösteriyor" dedi.
Küresel veriler ve Türkiye'deki durum
DSÖ verilerine göre, dünya genelinde demans vakaları 2050 yılında 139 milyona ulaşabilir. Yaşlanan nüfus, hareketsiz yaşam ve kötü beslenme alışkanlıkları bu artışın başlıca nedenleri olarak gösteriliyor. Türkiye'de ise yaklaşık 800 bin demans hastası bulunuyor ve bu sayının 2040'ta 1,5 milyon olduğunda artması bekleniyor. Sağlık Bakanlığı, demansla mücadele için "Sağlıklı Yaşam Programı" kapsamında toplum bilinçlendirme çalışmalarını artırdı. Ayrıca, yerel yönetimlerin yaşlılara yönelik fiziksel aktivite programları ve sosyal etkinlikler düzenlemesi teşvik ediliyor. Prof. Dr. Yılmaz, "Türkiye'de akdeniz tipi beslenme alışkanlıkları demansa karşı avantaj sağlıyor. Ancak son yıllarda gençlerde fast-food tüketimi ve hareketsizlik riski artırıyor" diye konuştu.
Sağlıklı yaşam için öneriler
Uzmanlar, demans riskini azaltmak için şu adımları öneriyor: düzenli egzersiz yapmak, haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş, Akdeniz diyeti uygulamak, sigara ve alkolü bırakmak, tansiyon ve kan şekerini kontrol altında tutmak, sosyal hayata aktif katılmak ve yeni beceriler öğrenmek. Ayrıca, uyku düzenine dikkat etmek ve stresten uzak durmak da beynin sağlıklı kalmasına yardımcı olur. DSÖ, bu önerilerin yaşlı bireylerin yanı sıra orta yaş dönemindeki kişiler için de geçerli olduğunu ve erken yaşta alınacak önlemlerin ilerleyen yıllarda demans riskini önemli ölçüde düşüreceğini kaydediyor.
Ellerinde olmayan faktörler de var: Genetik ve çevresel etkenler
Demansın oluşumunda genetik yatkınlık ve yaş gibi kaçınılmaz faktörler de rol oynuyor. Ancak uzmanlar, sağlıklı yaşam tarzının bu riskleri dengeleyebileceğini belirtiyor. Özellikle APOE4 geni taşıyan bireylerin, sağlıklı beslenme ve egzersizle demans riskini azaltabileceği araştırmalarla kanıtlanmış durumda. Ayrıca, çevresel faktörler arasında hava kirliliği, eğitim seviyesi ve sosyoekonomik durum da demans riskini etkileyen etkenler arasında sayılıyor. DSÖ, ülkelerin demansla mücadelede ulusal stratejiler oluşturması ve toplum tabanlı farkındalık kampanyaları yürütmesi gerektiğini vurguluyor. Bu bağlamda, Türkiye'deki "Demans Dostu Şehirler" projesi gibi girişimler yaşlı dostu ortamların oluşturulmasına katkı sağlıyor.
Sonuç olarak, demans bireysel bir sağlık sorunu olmaktan öte toplumsal bir yük anlamına geliyor. Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının teşvik edilmesi ve toplumun bilinçlendirilmesi, hem bireylerin yaşam kalitesini artırabilir hem de sağlık sistemlerinin üzerindeki mali yükü hafifletebilir. Her ne kadar genetik ve yaşlılık gibi kaçınılmaz riskler olsa da, bugün atacağımız basit adımlar gelecekte demansı önlemede kritik bir rol oynayacak. Sağlıklı bir yaşam için verilen bu önerileri hayatımıza entegre etmek, hem kendi geleceğimizi hem de sevdiklerimizin geleceğini korumak anlamına geliyor.