Birlik ve Dayanışma Sendikası, beyin kanaması geçiren bir aile hekimi ile kanser tedavisi gören üç sağlık çalışanının sözleşmelerinin, uzun süreli sağlık raporları gerekçe gösterilerek feshedildiğini duyurdu. Sendika Genel Başkanı Dr. Ahmet Doğan, kararı "insanlık dışı" olarak nitelendirerek, hukuki süreç başlatacaklarını açıkladı. Olay, sağlık çalışanlarının iş güvencesi ve tedavi hakları konusunda tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Hekim ve üç sağlık çalışanının sözleşmesi feshedildi
Sendikadan yapılan açıklamaya göre, İstanbul'da görev yapan bir aile hekimi, geçirdiği beyin kanaması sonrası uzun süreli tedavi gördü. Aynı şekilde, kanser tedavisi gören üç sağlık çalışanı da düzenli olarak hastaneye gitmek zorunda kaldı. Ancak ilgili sağlık kurumu yönetimi, bu kişilerin rapor sürelerinin uzun olmasını gerekçe göstererek sözleşmelerini feshetti. Sendika yetkilileri, bu durumun sağlık çalışanlarının en temel hakkı olan tedaviye erişimini engellediğini ve iş güvencesini ortadan kaldırdığını belirtti.
Sendika: "İnsanlık dışı bir uygulama"
Birlik ve Dayanışma Sendikası Genel Başkanı Dr. Ahmet Doğan, konuyla ilgili yaptığı yazılı açıklamada, "Bir hekimin beyin kanaması geçirmesi veya bir sağlık çalışanının kanser tedavisi görmesi, onu işinden edecek bir gerekçe olamaz. Bu karar insanlık dışıdır. Sağlık çalışanları, en ağır koşullarda görev yaparken, kendileri hasta olduklarında yalnız bırakılıyor" ifadelerini kullandı. Sendika, fesih kararlarının geri alınması ve mağduriyetlerin giderilmesi için İdare Mahkemesi'ne başvuruda bulunacağını duyurdu.
Sağlık çalışanlarının iş güvencesi tartışması
Olay, Türkiye'de sağlık çalışanlarının iş güvencesi konusundaki hassasiyeti bir kez daha gündeme getirdi. Özellikle sözleşmeli çalışan sağlık personeli, hastalık veya doğum gibi durumlarda işten çıkarılma riskiyle karşı karşıya kalıyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 2023 yılında yaklaşık bin 500 sözleşmeli sağlık çalışanının rapor süresi nedeniyle sözleşmesi feshedildi. Sendikalar, bu tür uygulamaların sağlık sistemine olan güveni sarstığını ve çalışanların motivasyonunu düşürdüğünü vurguluyor.
Hukuki süreç nasıl işleyecek?
Birlik ve Dayanışma Sendikası, öncelikle fesih kararlarının iptali için idari başvuruda bulunacak. Başvurunun reddedilmesi halinde, İdare Mahkemesi'nde dava açılacak. Sendika hukuk danışmanı Avukat Mehmet Yılmaz, "Bu tür davalarda içtihatlar genellikle işçi lehinedir. Uzun süreli rapor, tek başına fesih sebebi olamaz; işverenin makul uyumlaştırma yükümlülüğü vardır" dedi. Dava sürecinin bir yıl kadar sürmesi bekleniyor.
Sağlıkta şiddet ve iş yükü endişeleri
Olay, sağlık çalışanlarının karşılaştığı zorlukların sadece şiddetle sınırlı olmadığını gösteriyor. Türk Tabipleri Birliği'nin 2024 raporuna göre, her dört hekimden biri tükenmişlik sendromu yaşarken, yarısından fazlası iş yükünün dayanılmaz olduğunu belirtiyor. Bu koşullar altında, hasta olan bir sağlık çalışanının işten çıkarılması, sektördeki krizi derinleştiriyor. Uzmanlar, sağlık çalışanlarının iş güvencesini artıracak yasal düzenlemelerin acilen yapılması gerektiğini vurguluyor.
Değerlendirme
Sağlık çalışanlarının hastalık nedeniyle işten çıkarılması, yalnızca bireysel bir mağduriyet değil, aynı zamanda sistemik bir sorundur. Türkiye'de sağlık politikalarının insan odaklı olmaktan uzaklaştığı bir dönemde, bu tür olaylar kamu vicdanında derin yaralar açmaktadır. Sendikanın yargı yoluna başvurması, sadece dört kişinin hakkını değil, tüm sağlık çalışanlarının geleceğini etkileyecek bir emsal oluşturabilir. Sağlık Bakanlığı'nın bu konuda net bir tavır alması ve gerekli yasal düzenlemeleri hayata geçirmesi, sektördeki güveni yeniden tesis edebilir.