Antalya'da yaşanan ve sağlık camiasını sarsan dev dolandırıcılık olayında, Akdeniz Üniversitesi'nde öğretim görevlisi olarak görev yapan Fatih A., aralarında çok sayıda akademisyenin de bulunduğu kişileri tam 225 milyon TL dolandırdı. Olayın ortaya çıkmasının ardından eşinin verdiği ifade, adeta pes dedirtti. Eşi, Fatih A.'nın kendisine İstanbul'a gittiğini söylediğini, ancak aslında Fransa'ya kaçtığını itiraf etti.
Dolandırıcılık nasıl gerçekleşti?
Fatih A., uzun süredir devam eden bir plan dahilinde sağlık sektöründeki tanınmış isimlere ve akademisyenlere yüksek getirili yatırım fırsatları sundu. Sağlık alanında kullanılacak cihazların tedariki ve hastane projeleri gibi gerekçelerle topladığı paraları, aslında kişisel harcamalarında ve yurt dışına kaçışında kullandığı belirlendi. Şüphelinin, mağdurları ikna etmek için sahte belgeler ve referanslar kullandığı ortaya çıktı.
Eşinin ifadesi olayı aydınlattı
Soruşturma kapsamında ifadesine başvurulan Fatih A.'nın eşi, şoke edici detaylar paylaştı. Eşi, "Bana İstanbul'a gidiyorum dedi, Fransa'ya gittiğini bilmiyordum. Sonra arayarak Fransa'da olduğunu söyledi. Ne yapacağımı şaşırdım" ifadelerini kullandı. Eşinin bu açıklamaları, Fatih A.'nın planlı bir kaçış yaptığını gözler önüne serdi.
Olayın ardından Antalya Emniyet Müdürlüğü tarafından yürütülen çalışmalarda, Fatih A.'nın yurt dışına çıkış yaptığı ve halen Fransa'da olduğu belirlendi. Türkiye'nin talebi üzerine Interpol tarafından kırmızı bülten çıkarılan şüphelinin yakalanması için çalışmalar sürüyor.
Mağdurların durumu
Dolandırıcılıktan mağdur olanlar arasında, sağlık camiasının önde gelen isimlerinin yanı sıra birçok akademisyen ve iş insanı yer alıyor. Mağdurlar, paralarını geri alabilmek için hukuki süreç başlatırken, yetkililer dolandırıcılık mağdurlarına çağrıda bulunarak emniyete başvurmalarını istedi.
Olay, sağlık sektöründeki güven ilişkisini sorgulamaya açarken, benzer dolandırıcılıklara karşı daha dikkatli olunması gerektiği vurgulanıyor. Uzmanlar, yüksek getiri vaadiyle yapılan tekliflere karşı mutlaka resmi kurumlardan teyit alınması gerektiğini belirtiyor.
Bu tür olayların önüne geçmek için denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi ve kamuoyunun bilinçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Sağlık camiası, yaşanan bu vakanın ardından toplu bir dava hazırlığı içerisinde.