Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölge Direktörü Dr. Hans Kluge ile Ankara'da düzenlenen ortak basın toplantısında, depremlerde sağlık hizmetlerinin kesintisiz sunulması ve sağlık güvenliğinin güçlendirilmesi konularını ele aldı. İki isim, 'Depremlerde Sağlığın Korunması-Deprem Acil Durum Yönetimi Yoluyla Sağlık Güvenliğinin Güçlendirilmesi' temalı DSÖ Bakanlar Konferansı'nın ardından açıklamalarda bulundu.
Bakan Memişoğlu, Türkiye'nin deprem kuşağında yer aldığını hatırlatarak, son yıllarda yaşanan büyük depremlerin sağlık sisteminin dayanıklılığını test ettiğini söyledi. Deprem anında sağlık tesislerinin ayakta kalması, acil müdahale ekiplerinin hızlı harekete geçmesi ve kronik hasta takibinin sürdürülmesi gibi konuların hayati önem taşıdığını vurguladı.
Afetlere karşı ulusal sağlık stratejisi
Memişoğlu, Türkiye'nin deprem acil durum yönetimi kapsamında geliştirdiği yeni stratejileri paylaştı. Bu stratejiler arasında mobil sağlık ünitelerinin yaygınlaştırılması, sağlık çalışanlarına yönelik afet eğitimlerinin zorunlu hale getirilmesi ve teknolojik altyapının güçlendirilmesi yer alıyor. Bakan, 'Her depremde olduğu gibi, sağlık çalışanlarımız büyük fedakarlık gösteriyor. Biz de onların daha iyi koşullarda çalışması ve halkımıza en hızlı şekilde ulaşabilmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz' dedi.
DSÖ Avrupa Bölge Direktörü Kluge ise konuşmasında, Türkiye'nin deprem yönetimindeki deneyiminin diğer ülkeler için de değerli bir örnek olduğunu ifade etti. 'Türkiye, büyük afetlerin ardından sağlık hizmetlerini hızla ayağa kaldırma konusunda önemli bir başarıya imza atmıştır. Bu deneyim, Avrupa bölgesindeki tüm ülkelerle paylaşılmalıdır' diyen Kluge, DSÖ'nün afet durumlarında sağlık güvenliğini artırmak için teknik destek sağlamaya hazır olduğunu belirtti.
Uluslararası işbirliği ve gelecek planları
Basın toplantısında, sağlık bakanlıkları ve DSÖ arasında yapılacak ortak tatbikatlara ve eğitim programlarına da değinildi. Memişoğlu, 'Deprem anında hangi ülke hangi desteği sağlayabilir, bunu önceden planlamalıyız. Kore ve Japonya gibi ülkelerle de işbirliğimiz var. DSÖ koordinasyonunda bu ağın daha da kuvvetlenmesini istiyoruz' şeklinde konuştu.
Depremlerde psikolojik desteğin önemine dikkat çeken Bakan Memişoğlu, afet sonrası travma yönetimi için ruh sağlığı ekiplerinin sayısının artırıldığını ve toplum temelli psikososyal destek modellerinin hayata geçirildiğini söyledi.
Toplantının son bölümünde, iklim değişikliğinin de afet risklerini artırdığına vurgu yapıldı. Kluge, sağlık sisteminin iklim dirençliliğinin artırılması gerektiğini belirterek, aşırı hava olaylarının sağlık üzerindeki etkilerine karşı önlem alınması çağrısında bulundu.
Uzmanlar, depremlerin sağlık üzerindeki etkilerinin yalnızca yaralanma ve ölümle sınırlı olmadığını, bulaşıcı hastalık riski, temiz suya erişim sorunu ve hijyen koşullarının bozulması gibi ikincil etkilerin de yönetilmesi gerektiğini ifade ediyor. Bu nedenle, sağlık güvenliği stratejisi multidisipliner bir yaklaşım gerektiriyor.