Türkiye ile Amerika Birleşik Devletleri arasında son yılların en gergin dönemlerinden birini geride bırakan diplomatik süreç, NATO Zirvesi sonrası yeni bir sayfa açtı. S-400 hava savunma sistemlerinin Türkiye’deki geleceği ve F-35 programına olası dönüş, iki ülke arasındaki buzların erimesinde kilit rol oynuyor. Ankara ve Washington’da yürütülen temaslarda, düğümü çözmek için üç ana senaryonun masada olduğu belirtiliyor.
Senaryo 1: S-400’lerin Ukrayna’ya devri
İlk ve en çok konuşulan seçenek, Türkiye’nin elindeki S-400 bataryalarının Ukrayna’ya verilmesi. Bu senaryo, hem ABD’nin Rus yapımı sistemlerin NATO üyesi bir ülkede bulunmasından duyduğu rahatsızlığı gidermeyi hem de Ukrayna’nın hava savunma kapasitesini artırmayı hedefliyor. Ancak sistemlerin Ukrayna’ya transferi, lojistik ve eğitim süreci açısından karmaşık. Ayrıca Rusya’nın tepkisi ve Ankara-Moskova ilişkilerine olası etkisi de hesaba katılıyor.
Senaryo 2: S-400’lerin depolanması ve F-35’e dönüş şartı
İkinci seçenek, S-400’lerin kullanılmamak üzere depolanması karşılığında ABD’nin CAATSA yaptırımlarını kaldırması ve Türkiye’yi F-35 programına yeniden dahil etmesi. Bu yol, Türkiye’nin savunma sanayiindeki bağımsızlık hedefiyle örtüşmese de, F-35’lerden vazgeçildiği takdirde kaybedilecek teknolojik ve ekonomik kazanımlar göz önüne alındığında, kısa vadede uzlaşı sağlayabilir. ABD Kongresi’ndeki Türkiye karşıtı atmosferin yumuşaması da bu senaryonun önünü açabilir.
Senaryo 3: Teknoloji paylaşımı ve ortak üretim modeli
Üçüncü ve en yenilikçi senaryo, Türkiye’nin S-400’lerden elde ettiği teknik bilgiyi ABD ile paylaşması ve karşılığında F-35 üretiminde daha fazla rol alması. Bu model, Türkiye’nin savunma sanayiinde yerli üretim kapasitesini artırırken, Washington’un endişelerini de giderebilir. Ancak Rusya ile imzalanan anlaşmaların gizlilik maddeleri bu seçeneği hukuken zorlaştırıyor.
NATO Zirvesi’nin yansımaları
Geçtiğimiz haftalarda Washington’da düzenlenen NATO Zirvesi, liderler düzeyinde olumlu bir atmosfer yakalanmasını sağladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Joe Biden arasındaki görüşmede, savunma işbirliğinin yanı sıra Gazze ve Ukrayna gibi bölgesel konularda da işbirliği mesajları verildi. Zirve sonrası yapılan açıklamalarda, F-35 ve S-400 konularının teknik heyetler düzeyinde ele alınacağı belirtildi.
Türkiye’nin pozisyonu
Ankara, S-400’leri milli güvenlik meselesi olarak görüyor ve sistemlerin aktif kullanımından vazgeçme niyetinde olmadığını sık sık dile getiriyor. Ancak F-35 programına dönüşün Türk savunma sanayisi için stratejik önemi de göz ardı edilmiyor. Türk Hava Kuvvetleri’nin envanterindeki F-16’ların modernizasyonu ve olası F-35 alımı, hava gücünün geleceği açısından kritik.
Değerlendirme
Sonuç olarak, S-400-F-35 sarmalındaki çözüm, sadece iki ülkenin değil, NATO’nun geleceği açısından da belirleyici olacak. Tarafların siyasi iradesi ve diplomatik esnekliği, bu üç senaryodan hangisinin hayata geçirileceğini belirleyecek. Türkiye’nin yerli savunma projeleri (KAAN, Hisar, Gökdoğan gibi) devam ederken, F-35’e dönüşün zamanlaması ve koşulları, önümüzdeki aylarda daha netleşecek.