Rusya, Ukrayna savaşının başlamasından bu yana ilk kez parlamento seçimleri için sandık başına gidiyor. Üç gün sürecek olan seçimler, Devlet Duması'nın yeni üyelerini belirleyecek. Kremlin, bu seçimleri savaş politikasına yönelik halk desteğinin bir göstergesi olarak görürken, muhalefet ve bağımsız gözlemciler seçimlerin adil olmadığını ve muhalif seslerin bastırıldığını belirtiyor.
Seçim Süreci ve Katılım
Cuma günü başlayan oy verme işlemi, bazı bölgelerde erken oylama ve uzaktan elektronik oylama yöntemleriyle üç gün sürecek. Ülke genelinde 90.000'den fazla sandık kuruldu. Seçimlere iktidardaki Birleşik Rusya Partisi'nin yanı sıra Komünist Parti, Liberal Demokrat Parti ve Adil Rusya gibi partiler katılıyor. Ancak bağımsız adayların ve muhalif grupların büyük bölümü seçimlere katılamıyor. Seçim barajı %5 olarak uygulanıyor.
Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov, seçimlerin "halkın iradesinin ifadesi" olduğunu söyledi. Peskov, "Seçmenlerimiz sandığa giderek ülkenin geleceği için karar verecek. Bu, demokrasinin gereğidir" dedi. Ancak bağımsız seçim gözlemcileri, özellikle büyük şehirlerde düşük katılım beklendiğini ve iktidar partisinin avantajlı konumda olduğunu belirtiyor.
Muhalefetin Durumu ve Tepkiler
Seçimlere katılan muhalefet partileri, iktidarın seçim sürecini kendi lehine kullandığını savunuyor. Komünist Parti lideri Gennadi Zyuganov, "Seçimlerde eşit koşullar yok. İktidar partisi devlet kaynaklarını kullanıyor" dedi. Liberal Demokrat Parti lideri Vladimir Jirinovski'nin ölümünden sonra partinin yeni lideri Leonid Slutsky, seçimlerin önemine vurgu yaptı ancak iktidarla işbirliği yapacaklarını belirtti.
Sürgündeki muhalif lider Aleksey Navalny'nin destekçileri, seçimleri boykot etme çağrısı yaptı. Navalny'nin kurduğu Anti-Korupsiyon Vakfı, "Bu seçimlerde gerçek bir rekabet yok. Sandığa gitmek, Putin'in savaş politikasını onaylamak anlamına gelir" açıklamasında bulundu. Ancak Rus yetkililer, Navalny'nin örgütünü "aşırılık yanlısı" ilan ederek faaliyetlerini yasakladı.
Savaşın Seçimlere Etkisi
Ukrayna savaşı, seçim kampanyasının ana gündem maddesi oldu. İktidardaki Birleşik Rusya Partisi, savaşı "Rusya'nın güvenliği için zorunlu bir operasyon" olarak tanımlarken, muhalefet partileri savaşın ekonomik ve sosyal maliyetlerine dikkat çekiyor. Rusya'da savaş karşıtı protestolar sert şekilde bastırılıyor ve savaş karşıtı görüşlerini açıklayanlar gözaltına alınıyor.
Bağımsız araştırma kuruluşu Levada Center'ın anketlerine göre, halkın yaklaşık %70'i savaşı destekliyor. Ancak anketlerin baskı altında yapıldığı ve gerçek eğilimleri yansıtmadığı yönünde eleştiriler var. Ekonomik yaptırımlar ve savaşın getirdiği yük, özellikle gençler ve kentli nüfus arasında hoşnutsuzluğa yol açıyor.
Uluslararası Gözlemciler ve Tepkiler
Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) seçimleri izlemek için gözlemci göndermedi. AGİT, Rusya'nın davet etmemesi nedeniyle gözlemci bulundurmayacağını açıkladı. ABD ve Avrupa Birliği, seçimlerin özgür ve adil olmayacağını önceden bildirdi. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, "Rusya'daki seçimler, demokratik standartlardan uzak. Muhalefet susturulmuş durumda" dedi.
Türkiye'den de seçimlere ilişkin bir açıklama geldi. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, "Rusya'daki seçimlerin halkın iradesini yansıtmasını temenni ediyoruz. Türkiye, Rusya ile ilişkilerini karşılıklı saygı çerçevesinde sürdürmeye devam edecek" ifadelerini kullandı.
Putin İçin Anlamı
Bu seçimler, Putin'in 2024'teki cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde güçlü bir parlamento çoğunluğu sağlaması açısından kritik. Birleşik Rusya'nın oyların %50'nin üzerinde alması bekleniyor. Ancak düşük katılım ve usulsüzlük iddiaları, seçimlerin meşruiyetini gölgeleyebilir. Putin, seçim sonrası yeni bir hükümet yapılanması ve savaş stratejisinde değişiklik sinyali verebilir.
Rusya'nın Ukrayna'daki savaşı, uluslararası izolasyonu derinleştirirken, seçimler Kremlin için bir güven oylaması işlevi görecek. Ancak gerçek desteğin ne olduğu, baskı ortamında net olarak ölçülemiyor. Seçim sonuçları, Rusya'nın iç dinamiklerini ve Putin'in otoritesini ne ölçüde koruduğunu gösterecek. Batı ile ilişkilerin daha da gerilmesi ve savaşın uzaması durumunda, Rus halkının sabrının ne zaman tükeneceği ise belirsizliğini koruyor.