Salisbury'de 2018'de yaşanan ve dünyayı sarsan Noviçok zehirlenmelerinin üzerinden sekiz yıl geçmesine rağmen, olayın perde arkasındaki sıradan bir parfüm şişesi hala bir İngiliz vatandaşının hayatını karartmaya devam ediyor. Charlie Rowley, sokakta bir yardım kumbarasında bulduğu parfüm şişesinin aslında bir Rus casusluk operasyonunun parçası olduğunu bilmiyordu. Şişeyi sevgilisi Dawn Sturgess'e hediye eden Rowley, kısa süre sonra ikisinin de hayatının altüst olduğunu gördü. Sturgess, Noviçok sinir gazına maruz kalarak hayatını kaybetti; Rowley ise haftalarca yoğun bakımda kaldı. Olay, İngiltere ile Rusya arasında büyük bir diplomatik krize yol açmıştı.
Yardım kumbarasından çıkan ölüm kokusu
Charlie Rowley, 2018 yılının Mart ayında Salisbury kent merkezindeki bir yardım kumbarasında sıradan bir parfüm şişesi buldu. Şişenin üzerinde "Premier Parfum" yazıyordu ve kutusuyla birlikteydi. Rowley, sevgilisi Dawn Sturgess'e sürpriz yapmak için şişeyi evine götürdü. O sırada İngiliz polisi, eski Rus ajanı Sergey Skripal ve kızı Yuliya'nın zehirlenmesiyle ilgili soruşturmayı yürütüyordu. Ancak hiç kimse, bir yardım kumbarasına atılan bu şişenin aslında hedefe ulaşmamış bir kimyasal silah olduğunu tahmin edemezdi.
Noviçok'un gölgesinde bir aşk hikayesi
Rowley ve Sturgess, zehirlenmeden önce sıradan bir hayat sürüyordu. Rowley, 45 yaşında bir inşaat işçisiydi; Sturgess ise 44 yaşında bir kadındı. Parfüm şişesini açan Sturgess, bileklerine sıktıktan kısa süre sonra fenalaştı. İlk başta uyuşturucu zehirlenmesi sanılan olay, hastanede yapılan testlerle Noviçok gazı olduğu anlaşılınca büyük bir paniğe yol açtı. Sturgess 8 Temmuz 2018'de hayatını kaybetti. Rowley ise uzun bir tedavi sürecinin ardından hayatta kaldı ancak psikolojik travma ve suçluluk duygusuyla baş etmek zorunda kaldı.
Casusluk operasyonu mu, kaza mı?
İngiliz yetkililer, parfüm şişesinin Rus askeri istihbaratı GRU tarafından Skripal'lere ulaştırılmak üzere tasarlandığını belirledi. Ancak şişe, planlanan hedefe ulaşamadan bir şekilde yardım kumbarasına atıldı. İngiltere, olayın ardından 23 Rus diplomatı sınır dışı etmiş, Rusya ise benzer şekilde karşılık vermişti. Soruşturma, zehirlenmeyi gerçekleştiren iki GRU ajanının Alexander Petrov ve Ruslan Boşirov takma adlarını kullandığını ortaya çıkardı. Rusya suçlamaları reddederken, Batılı ülkeler bu olayı bir kimyasal silah kullanımı olarak kınadı.
Rowley'nin suçluluk duygusu ve sekiz yıllık sessizlik
Olayın ardından sessizliğe bürünen Rowley, BBC'ye verdiği röportajda yaşadıklarını ilk kez tüm ayrıntılarıyla anlattı. Rowley, "O şişeyi bulup eve getiren bendim. Dawn'ı kaybetmemin nedeni benim. Bu suçluluk duygusuyla yaşamak çok zor" dedi. Rowley, tedavi sürecinde birçok kez ölümden döndüğünü ve hala sinir sisteminde hasarlar olduğunu belirtti. Ayrıca, olayın bir kaza olduğunu düşündüğünü ancak Rus casusların bu kadar dikkatsiz davranmasına anlam veremediğini söyledi.
Skripal davası ve uluslararası yansımalar
Salisbury zehirlenmeleri, Soğuk Savaş sonrası dönemde bir devletin kendi topraklarında kimyasal silah kullandığı ilk vakalardan biri olarak tarihe geçti. Olay, NATO'nun Rusya'ya karşı daha sert bir tutum almasına ve birçok ülkenin Rus diplomatları sınır dışı etmesine yol açtı. Ayrıca, Birleşik Krallık'ta kimyasal silah yasalarının gözden geçirilmesine neden oldu. Şu an itibarıyla, zehirlenme olayıyla ilgili olarak hiçbir Rus yetkili yargı önüne çıkarılamadı. Rus hükümeti, olayla ilgisini reddetmeye devam ediyor.
Yıllar sonra gelen itiraf: Trajedinin perde arkası
Sekiz yılın ardından konuşan Rowley, yaşadıklarının bir film senaryosu gibi olduğunu söylüyor. Ancak bu trajedi, birçok soruyu da beraberinde getiriyor. İngiltere'deki Noviçok saldırıları, devletler arası güvensizliğin ve gizli operasyonların sivil hayatları nasıl etkileyebileceğinin çarpıcı bir örneği olarak hatırlanacak. Rowley, Dawn Sturgess'in anısına bir vakıf kurmayı planladığını ve diğer zehirlenme mağdurlarına yardım etmek istediğini söylüyor.
Bu olay, uluslararası hukuk ve diplomatik ilişkiler açısından da önemli bir dönüm noktasıdır. Bir kahve fincanında veya bir parfüm şişesinde saklanan ölüm, modern savaşın ne kadar sinsice işleyebileceğini göstermektedir. Rowley'nin itirafı, sadece kişisel bir hikaye değil, aynı zamanda devletlerin vatandaşlarının güvenliğini sağlama sorumluluğunu da sorgulatan bir uyarı niteliğindedir.