Kıbrıs Rum Kesimi'nin lideri Nikos Hristodulidis, dün Mağusa'da düzenlenen anma töreninde, 1996 yılında Türk bayrağını indirmeye çalışırken öldürülen Rum fanatiği Solomos Solomu'yu andı. Törende konuşan Hristodulidis, kapalı Maraş bölgesinin Rum Kesimi'ne iadesini talep ederek, Türkiye'yi 'işgalcilikle' suçladı. "Mağusa'ya döneceğiz" sloganları eşliğinde geçen tören, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nden (KKTC) sert tepkilere neden oldu. KKTC yetkilileri, Hristodulidis'in açıklamalarını 'provokasyon' olarak nitelendirerek, Maraş'ın statüsünün uluslararası anlaşmalarla belirlendiğini ve Rum tarafının tek taraflı taleplerinin kabul edilemeyeceğini vurguladı.
Anma Töreni ve Hristodulidis'in Mesajları
Mağusa'nın güneyinde, Rum kesiminde kalan bölgede düzenlenen törene binlerce Rum'un katıldığı bildirildi. Solomos Solomu'nun ölüm yıl dönümü anısına yapılan etkinlikte, Hristodulidis yaptığı konuşmada, "Maraş, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin ayrılmaz bir parçasıdır ve uluslararası hukuka göre meşru hükümete iade edilmelidir" ifadelerini kullandı. Rum lider, Türk askerlerinin adadaki varlığının 'işgal' olduğunu öne sürerek, uluslararası topluma çağrıda bulundu. Tören sırasında bazı katılımcıların "Mağusa'ya döneceğiz" şarkılarını söylediği ve Rum bayrakları taşıdığı görüldü. Hristodulidis, ayrıca Solomu'nun 'kahramanlığını' övdü ve onun mücadelesinin Rum halkına ilham kaynağı olduğunu söyledi.
KKTC'den Sert Tepki
KKTC Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, Hristodulidis'in açıklamaları 'üzücü ve kabul edilemez' olarak değerlendirildi. Açıklamada, "Maraş, 1974 Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından güvenlik gerekçesiyle boşaltılmış ve daha sonra BM kontrolüne bırakılmıştır. Buranın statüsü, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin egemenliği altındadır. Rum liderin bu talepleri, Ada'daki gerçekleri yansıtmamaktadır ve iki devletli çözüm vizyonumuzu zedelemektedir" denildi. Açıklamada, Rum liderin ayrıca, geçmişte yaşanan olaylarda hayatını kaybedenlerin anılmasını 'istismar ettiği' belirtilerek, "Hristodulidis, bu tür provokatif eylemlerle toplumlar arası güveni daha da zedelemektedir. Biz, adada kalıcı barış ve istikrar için ikili görüşmelere devam etmeye hazırız; ancak Rum tarafının bu yaklaşımı, müzakerelerin geleceğini tehlikeye atmaktadır" ifadelerine yer verildi.
Kapalı Maraş'ın Statüsü ve Uluslararası Hukuk
Kapalı Maraş, 1974 yılında Türk askerlerinin kontrolüne geçmiş, ardından BM Güvenlik Konseyi'nin 550 sayılı kararıyla BM kontrolüne bırakılmıştır. Ancak 2017 yılında KKTC hükümeti, bölgenin bir kısmını kısmen açmış, bu durum Rum tarafının ve uluslararası toplumun tepkisini çekmiştir. Türkiye ve KKTC, Maraş'ın yeniden yerleşime açılmasının iki toplumlu müzakerelerin bir parçası olduğunu savunurken, Rum yönetimi bölgenin sadece Rumların dönüşüne açık olması gerektiğini savunuyor. 2020'de yapılan açıklamada, Maraş'ın statüsünün 'kesinleşmiş bir mesele olmadığı' ifade edilmiş, ancak iki tarafın da farklı iddiaları sürmektedir. Uluslararası hukuk açısından Ada'daki durum, Birleşmiş Milletler kararları ve Cenevre Sözleşmeleri çerçevesinde tartışılmaya devam ediliyor.
Türkiye ve Rum Kesimi Arasındaki Gerilim
Bu son olay, Türkiye ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi arasındaki gerilimi artıran bir başka gelişme olarak kayıtlara geçti. Özellikle Doğu Akdeniz'de doğal gaz arama faaliyetleri ve Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik müzakerelerin tıkanması, iki taraf arasındaki ilişkileri zaten gergin tutuyor. Türkiye Dışişleri Bakanlığı'ndan henüz resmi bir açıklama gelmezken, KKTC'nin tepkisi yeterli bir yanıt olarak değerlendiriliyor. Hristodulidis'in bu çıkışı, uluslararası medyada da geniş yankı uyandırdı. Bazı analistler, Rum liderin bu tür söylemlerle iç siyasetteki desteğini artırmayı hedeflediğini yorumlarken, diğerleri bunun müzakereleri baltalayıcı bir hamle olduğunu savunuyor. Kıbrıs sorunu, 1960'lardan bu yana süregelen ve taraflar arasında uzlaşma sağlanamayan bir mesele olarak gündemdeki yerini koruyor.