TBMM Okul Saldırılarının Nedenlerini Araştırma Komisyonu'nda ifade veren Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Başkanı Mehmet Daniş, YouTube gibi yayıncılık faaliyeti yürüten dijital platformların lisanslanması gerektiğini belirtti. Daniş, bu platformların denetimsiz içeriklerinin özellikle gençler üzerinde olumsuz etkiler yarattığını ve mevcut mevzuatın bu alanı kapsamadığını ifade etti.
Lisans zorunluluğu ve denetim ihtiyacı
Komisyon toplantısında konuşan Daniş, RTÜK'ün mevcut yetkileriyle sadece geleneksel radyo ve televizyon yayıncılarını denetleyebildiğini, YouTube, Netflix gibi platformların ise bu kapsam dışında kaldığını söyledi. “Bu kuruluşlar da tıpkı televizyon kanalları gibi yayıncılık yapıyor. Dolayısıyla lisans almaları ve RTÜK denetimine tabi olmaları gerekiyor” dedi. Daniş, bu platformlarda yayınlanan şiddet içerikli videoların, özellikle okul saldırıları gibi olayların ardından gençler arasında özendirici etki yaratabildiğine dikkat çekti.
Gençlerin korunması için düzenleme şart
Başkan Yardımcısı Deniz Güler de gençlerin dijital platformlarda geçirdiği sürenin arttığını ve bu platformlardaki denetimsiz içeriklerin risk oluşturduğunu vurguladı. “Okul saldırılarının ardından yapılan araştırmalar, faillerin büyük ölçüde dijital içeriklerden etkilendiğini gösteriyor. Bu nedenle sadece geleneksel medyayı değil, dijital yayıncıları da kapsayacak bir düzenleme hayati önem taşıyor” diye konuştu.
Arka plan ve önceki tartışmalar
Türkiye'de dijital yayın platformlarının lisanslanması tartışması, özellikle sosyal medya düzenlemeleri kapsamında daha önce de gündeme gelmişti. 2022 yılında yürürlüğe giren Sosyal Medya Yasası ile bazı platformlar temsilci atamaya zorlanmış, ancak içerik denetimi konusunda kapsamlı bir düzenleme yapılmamıştı. RTÜK Başkanı'nın bu açıklaması, yeni bir yasal düzenlemenin sinyali olarak yorumlanabilir. Öte yandan, ifade özgürlüğü ve sansür endişeleri, bu tür düzenlemelerin sıkça eleştirilmesine neden oluyor.
Komisyon, okul saldırılarının önlenmesi için medya ve dijital platformların rolünü araştırmaya devam ediyor. Uzmanlar, teknolojinin hızla geliştiği bir çağda çocukların ve gençlerin korunması için uluslararası standartlarla uyumlu, ancak yerel dinamikleri de gözeten bir düzenlemenin gerekliliğine işaret ediyor.